türkiyenin tarihi yerleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiyenin tarihi yerleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2009 Pazar

K.Sultan Süleyman Köprüsü




Kocaeli Gebze ilçesi Dil İskelesi Mevkii’nde, Dil İskelesi Suyu üzerinde bulunan ve Mimar Sinan’ın eseri olan bu köprü XVI.yüzyılda yapılmıştır. Kitabesi bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Subasan Vadisindeki bu köprü aynı zamanda Bağdat yolunun bir bölümüdür.

Kesme kalker taşından yapılan bu köprü, üç gözden meydana gelmiş, 45.24 m. uzunluğunda, 6.20 m. enindedir. Ortadaki büyük gözün açıklığı 10.60 m.dir. Köprünün tempan duvarları ile kemerlerinde kullanılan taşlar diğer köprülerde karşılaşılan taşlardan çok daha küçük ölçüdedir. Kemerdeki kilit taşı dışarıya doğru çıkıntılı bir şekilde yerleştirilmiştir. Köprünün ana gözünün iki yanında ayaklar üzerinde yuvarlak kemerli, hafifletme gözlerine yer verilmiştir. Ayrıca sağ tarafta, köprü ucunda da küçük bir tahliye gözü bulunmaktadır. Köprü ayakları ile selyaranlarda büyük boyutlu taşlar kullanılmıştır. Selyaranların menba tarafında olanlar sivri, mansap tarafında olanlar ise dikdörtgen şekildedir.


Köprü harap olmasından ötürü 1972 yılında Karayolları tarafından onarılmış, yıkılan korkuluklarla selyaranlar ve baba taşları yenilenmiştir. Günümüzde İstanbul tarafındaki baba taşı orijinal, diğerleri yenilenmiştir. Bu arada köprünün üzeri de betonla kaplanmıştır.

Abdülaziz Sarayı (Kocaeli)




Kocaeli Kemalpaşa Mahallesi’nde bulunan Abdülaziz Av Köşkü, Abdülaziz Sarayı, Av Kasrı, Küçük Saray ve Hünkâr Köşkü isimleriyle tanınmaktadır. İzmit Körfezi’ne hakim, çam ağaçları arasındaki bu yapı Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde, Anadolu demiryollarının ilk bölümünü oluşturan Haydarpaşa-İzmit arasındaki 89 km. lik yolun 1875’te hizmete girmesi ve padişahın yapılacak törene gelmesi nedeniyle yaptırılmıştır. Bunun yanı sıra avlanmaya düşkünlüğü ile tanınan Sultan Abdülaziz’in zaman zaman bu yöreye gelip avlandığı iddia edilmişse de bunu kanıtlayacak belgeye rastlanmamıştır.


Sultan Abdülaizi Sarayı’nın mimarı Kirkor Amira Balyan’ın oğlu, Mimar Karabet Amira Balyan’dır. Karabet Amira Balyan bu sarayın yanı sıra İzmit’te bir çuha fabrikası ile Hereke’de kumaş ve halı fabrikası yapmıştır.

Sultan Abdülaziz Sarayı, mabeyn dairesi ve muhafızların bulunduğu yapılarla oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Bu yapılar uzun süre Jandarma İl Komutanlığı, Ziraat Müdürlüğü ve Adliye olarak kullanılmış, yapılan onarımlar sonucunda da orijinalliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Abdülaziz Sarayı ise Cumhuriyetin ilanından sonra bir süre Hükümet Konağı olarak kullanılmış, daha sonra Kocaeli Müzesi olmuştur.

Saray XIX.yüzyıl sonlarında Türk yapı sanatına egemen olan eglektik ve ampir üslupların bir araya getirildiği bir mimariyi yansıtmaktadır. Sarayın yapım tarihi kitabelerinin bozulmasından ötürü kesinlik kazanamamıştır. Sarayın geniş avlu duvarlarından bazıları günümüze ayakta gelebilmiştir. Saat Kulesi yönünde anıtsal bir avlu giriş kapısı bulunmaktadır. XIX.yüzyıl Avrupa mimarisi üslubunda yapılan bu giriş kapısı mermerden olup, girişin iç ve dış cephelerinde, yüksek kaideler üzerinde ikişer yuvarlak sütun ve kitabeler bulunmaktadır. Bu kitabelerin üzeri bir dönem sıva ile kapatılmış, 1978-1979 yıllarında sıvalar kaldırılmış ve altından yeşil zemin üzerine altın yaldızlı kitabeler ortaya çıkarılmıştır. Bu kitabelerde sarayın Abdülaziz döneminde yapıldığı yazılıdır.

Dış görünümü ile mermer kaplı, iki katlı bir yapı olan saray, ince uzun kemerli pencereleri ile Kocaeli’nin karakteristik bir yapısıdır. Pencerelerin kenarlarındaki kuvvetli kornişler kolonlarla birlikte tüm cepheye hareket kazandırmıştır. Yuvarlak kemerli giriş kapısından mermer döşeli büyük bir salona girilmektedir. Bu salonun iki yanında aynalı iki büyük oda ve arkasında da hizmetkarlara ait küçük bir oda, tuvalet ile üst kata çıkan gizli bir servis merdiveni bulunmaktadır. Sarayın ikinci katına tek yönlü başlayıp, ikiye ayrılan anıtsal mermer bir merdivenle çıkılmaktadır. İkinci katta büyük bir divanhane, onun iki yanında dinlenme ve yatak odaları, tuvalet, tümüyle mermer kaplı bir banyo bulunmaktadır. Fransa’dan özel olarak getirilmiş parkelerle kaplı olan ikinci katın pencerelerinin ahşap doğramaları beyziye yakın şekildedir. Bunun sonucu olarak da pencerelerde büyük boyda camlar yerine küçük camlar kullanılmıştır.

Sarayın ikinci katında özellikle tavanlarda bezemeler ve resimler bulunmaktadır. Fransız ressamı Sasso’nun eseri olan tavan bezemeleri sıva üzerine yağlı boya ile yapılmıştır. Aynı zamanda alt katın giriş tavanına da aynı ressam büyük bir madalyon yapmış, dışında kalan yerlere de geometrik geçmelerle kıvrık dallar yerleştirmiştir. Küçük iki madalyon içerinse ağaçlar arasında koşan bir geyik ve bir de aslan resmedilmiştir. Alt katın yan odalarının tavanları da oldukça basit çizgili, kıvrık dallar, çiçekler, meyveler ve çeşitli manzaralarla doldurulmuştur. İkinci kata çıkan merdiven üzerinde stilize palmetli yıldızların bulunduğu küçük bir madalyon görülmektedir. Bunun dışında kalan boş yüzeyler çiçek buketleri dörtgenler içerisine alınarak hareketli bir görünüm kazandırılmıştır.

İkinci katın divanhanesinin tavanı kasrın en zengin bezemelerine sahiptir. Burada bayrak, mızrak, kılıç, boru, balta ve terazi resimlerinden oluşan kompozisyonlar bulunmaktadır. Aralarına da güneş ışınları içerisinde Sultan Abdülaziz’in küçük tuğraları yerleştirilmiştir. Burada da kıvrık dallar, çiçekler ile tüm yüzey doldurulmuştur. Divanhanenin en önemli yağlı boya resimleri arasında, fırtınalı bir havada dalgalarla boğuşan, buharlı, yelkenli ve tek bacalı bir gemi görülmektedir. Diğer yağlı boya resimlerde arkasında dağların bulunduğu bir liman, önünde demir atmış buharlı ve yelkenli gemiler görülmektedir. Buradaki bir diğer resimde ise, karanlık bir havada kayalıkların önünde yelkenli bir kalyon görülmektedir. Bu resimlerde ressamın imzası bulunmamaktadır.

Sultan Abdülaziz Sarayı’nda bazı tarihi olaylar olmuştur. Atatürk Kocaeli grubunu denetlemek üzere 18-20 Haziran 1922’de buraya gelmiş, Fransız yazarı Claude Farrére ile burada görüşmüştür. Bunun ardından Atatürk 16-21 Ocak 1923’te İzmit Basın Toplantısını burada düzenlemiştir. Atatürk işgal altındaki İstanbul gazetelerinin başyazarlarını da burada kabul etmiş, devrimlerle ilgili günün koşullarından söz edilmiştir. Ancak, bu toplantının bazı bölümlerinin yayınlanmaması için de bir karar alınmıştır.

Saray 28 Haziran 1967’de Kocaeli Müzesi olmuştur. Yeni müzenin Fuar Alanı’na taşınmasına kadar da bu işlevini sürdürmüştür.

5 Aralık 2009 Cumartesi

Tarihi ve Turistik Yerler 2



Derinkuyu Yeraltı Şehri
Nevşehir-Niğde Karayolu üzerinde ve Nevşehir'e 30 km. uzaklıkta bulunan Derinkuyu İlçesi'ndedir. Kaymaklı yeraltı şehrinde olduğu gibi burada da büyük bir topluluğu içinde barındıracak ve ihtiyaçlarını karşılayacak mekânlar vardır. Bu yeraltı şehri, 8 kattır. Kaymaklı Yeraltı Şehri'nden farklı olarak burada misyonerler okulu, günah çıkartma yeri, vaftiz havuzu ve ziyaretçilerin ilgisini çeken kuyu mevcuttur.
Yeraltı şehirleri sadece Kappadokya Bölgesi'nin jeolojik oluşumlarına özgü yapılar olup diğer bölgelerde bu tür örneklere rastlanmamaktadır.

Mazı Yeraltı Şehirleri
Antik adı "Mataza" olan Mazı Köyü, Ürgüp'ün 18 km. güneyinde, Kaymaklı Yeraltı Şehri'nin ise 10 km. doğusundadır.

Özlüce Yeraltı Şehri
Eski adı "Zile" olan Özlüce Köyü merkezindeki yeraltı şehri, Nevşehir- Derinkuyu Karayolu üzerindeki Kaymaklı Kasabası'nın 6 km. batısındadır. Girişte bazalttan yapılmış, birbirine geçmeli iki kemerli mekân bulunmaktadır. Daha sonra yine moloz taşlarla örülü 15 m. uzunluğunda bir geçit vasıtasıyla asıl tüf kayaya ulaşılmaktadır.
Yeraltı şehrine girişi sağlayan taştan yapılmış mekânlar, asıl yeraltı şehrini oluşturan kaya oyma mekânlara nazaran daha yenidir. Bu koridorun bitiminde 1.75 m. çapında sert granit taştan yapılmış sürgü taşı bulunmaktadır. Girişteki ana mekân, yeraltı yerleşiminin en geniş alanı olup iki bölümden ibarettir. Büyük mekânın sağında erzak depoları, solunda ise oturma odaları bulunmaktadır. Oldukça uzun olan galerilerin kenarlarında hücre tipi odalar, tabanlarda ise tuzaklar yeralır. Özlüce yeraltı şehrinin elektrik tesisatı ile çevre düzenin yapılması halinde turizme açılabilecek durumdadır.

Tatlarin Kilisesi ve Yeraltı Şehri
Nevşehir İli, Acıgöl İlçesi'ne 10 km. uzaklıktadır. Tatlarin Kasabası'nın "Kale" olarak adlandırıldığı tepesinin yamacında yeralır. İki nefli, iki apsisli, beşik tonozlu olan kilisenin narteksi yıkılmıştır. Oldukça iyi korunmuş olan fresklerdeki sahneler bantlarla birbirinden ayrılmıştır. Zeminde koyu gri, tasvirlerde ise mor, hardal ve kırmızı renkler kullanılmıştır.

Olympos (Çıralı, Yanartaş, Deliktaş)
Antalya-Finike Yolu'ndan Olympos'a gitmek için Ulupınar'dan harabe levhasının olduğu yola sapmak gerekir. Dar, fakat nefis güzellikteki yol, bizi Olympos'un sahiline kadar indirir. Harabeye ulaşmak için çayı geçip geniş kumsalda biraz yürüdükten sonra Olympos'un içinden geçen çay kenarına ulaşılır. Çay'ın yanından giden patika yol, bizi harabenin içine götürecektir.

Osmaniye-Karatepe-Aslantaş Geç Hitit Kalesi
Karatepe-Aslantaş; Adana (bugün Osmaniye) İli, Kadirli İlçesi sınırlarında M.Ö. 8. yüzyılda, yani Geç Hitit Çağı'nda, kendisini Adana Ovası hükümdarı olarak tanıtan Asativatas tarafından, kuzeydeki vahşi kavimlere karşı bir sınır kalesi olarak kurulmuş, Asativadaya diye adlandırılmıştır.

Patara (Gelemiş, Ovagelmiş, Kelemiş)
Patara Antik Kenti, Fethiye-Kalkan arasındaki bereketli Xanthos Vadisi'nin güneybatı ucunda yeralır. Anayoldan Gelemiş yoluna sapıldığında 5 km.lik yol, bizi Patara Harabeleri'ne götürür. Son yapılan kazılarda M.Ö. 7. yüzyıla ait seramiklerin ve paraların bulunması, Patara'nın tarihini daha eskilere götürmemize sebep olmaktadır.

Perge Tiyatrosu
Perge Tiyatrosu kazıları, 1985-1993 yılları arasında Türk bilim heyetleri tarafından gerçekleştirildi. Kazılar sırasında, şu anda tiyatro içerisinde orijinal yerinde duran Dionysos frizinden başka, Kentauromakhia ve Gigantomakhia frizlerine ait parçaların yanısıra, ilginç bir biçimde bezemelerinin bir kısmı tamamlanmış, bir kısmı ise yarım kalmış çok sayıda mimari eleman bulunmuştur.

Priene
Söke İlçe Merkezi'ne 15 km. uzaklıktaki Güllübahçe Kasabası yakınındadır. Miletoslu ünlü mimar Hippodamos'un planına göre kurulmuş olan şehir Helenistik karakterdedir. Günümüze diğer kentlerden daha sağlam olarak ulaşmış olan Priene önce Pergamon Krallığı'nın, daha sonra ise Roma ve Bizans'ın egemenliğine geçmiştir.

Rumelihisarı
İstanbul Boğazı'nın Rumeli yakasındadır. Bizans'a kuzeyden yardım gelmesini önlemek amacıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında yaptırılan bir kaledir. 1000 usta ve 2000 işçinin çalışmasıyla 4 ayda yapılmıştır. Üç büyük kulenin yapımını Çandarlı Kara ****** Saruca ve Zaganos Paşalar üstlendiklerinden, kuleler bu adlarla anılır. Beş kapısı bulunan kale, 30.000 m²lik bir alanı kaplamaktadır.

Sumela Manastırı
Trabzon'un Maçka İlçesi'nin 17 km. güneyindedir. Meryem Ana Manastırı olarak da bilinir. Ortodoks Kilisesi'nin Anadolu'daki en önemli kutsal yerlerindendir. Rivayete göre, 385 yılında Atina'dan gelen iki keşiş tarafından kurulmuştur. 14. yüzyıl ortalannda, keşiş hücreleri eklenerek, bugünkü durumunu almıştır.
Yöre 1461'de Osmanlıların eline geçince de manastır hizmetlerini sürdürmüştür. 1972'ten itibaren koruma altına alınarak turistlerin ziyaretine açılmıştır.

Telmessos (Fethiye)
Fethiye, Mendos Dağı'nın eteklerinde, adını verdiği körfezin kenarına, eski Telmessos'un üzerine kurulmuştur. Bu nedenle harabeler, bugün bu şirin ilçenin altında kalmıştır.

Topkapı Sarayı Müzesi
Osmanlı İmparatorluğu'nun, başkent İstanbul'da yönetim sarayı ve hanedanlık ikametgâhı olarak kullanılan Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesinden kısa bir süre sonra 1473 yılında tamamlanmıştır. Osmanlı Hanedanı, Topkapı Sarayı'nı 19. yüzyılda Boğaziçi saraylarına yerleşene kadar kullanmıştır. Saray, Cumhuriyet'in ilanından sonra 3 Nisan 1924'te Atatürk'ün emriyle müze haline getirilmiştir.

Tripolis
Denizli İl Merkezi'nin 40 km. kuzeyindedir. Buldan İlçesi Yenicekent Kasabası'nın doğusunda, Büyük Menderes Nehri ile kasaba arasındaki yamaçlar üzerinde kurulmuştur. Batıya açılan Büyük Menderes Ovası ile hem Ege Kıyılarına hem de İç Anadolu ve Akdeniz'e bağlanmaktadır.

Yerebatan Sarayı (Sarnıcı)
İstanbul, Sultanahmet Meydanı'ndadır. 4. yüzyılda, Bizans İmparatoru I. Constantinus tarafından yaptırılmış, Justinianus Dönemi'nde 6. yüzyılda onarılıp genişletilmiştir. Suları, Cebeciköy kemeriyle Belgrat Ormanları'ndan getiriliyordu. Uzunluğu 141, genişliği 73 m.'dir. İçinde 12 sıra halinde 5'er m. aralıkla 8 m. yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır.

Yeşil Türbe
Bursa'da I. Mehmet'in yaptırdığı külliyenin içindedir. 1421 yılında Mimar Hacı İvaz Paşa tarafından yapılmıştır. Sekizgen planlı yapının dışı, turkuaz renkli çinilerle kaplanmıştır. Türbenin içinde I. Mehmet'le ailesine ait 9 sanduka (mezar) bulunmaktadır. I. Mehmet'in sandukası, türbe iç duvarları ve mihrap, dönemin renkli sır tekniğinde en güzel çinileriyle bezenmiştir.Çiniler, Mehmet Mecnun adlı sanatçının eseridir.

Yıldız Sarayı
Beşiktaş, Ortaköy ve Balmumcu arasında, Boğaziçi’ne egemen bir konumda, 500.000 m2’lik bir alanı kaplayan Yıldız, yerleşim tarihi Bizans Dönemi'ne dek inen bir koruluktur. İstanbul’un Türklerin eline geçmesinden sonra "Kazancıoğlu Bahçesi" adıyla anılan bu koruluk, büyük bir olasılıkla Sultan I. Ahmed Dönemi’nde (1603-1617), padişahın "Has Bahçe" leri arasına katılmıştır.

Bergama Zeus Sunağı
Bergama Krallarından Eumenes II tarafından, M.Ö. 197-159 yılları arasında yaptırılmıştır. Alman arkeologların 1865 yılından itibaren Bergama'da yaptıkları kazılarda ortaya çıkarılmış, kalıntıları Berlin'e gönderilmiştir. Berlin Devlet Müzesi'nde restore edilerek 1871 yılında sergilenmiştir. O tarihten sonra müzenin adı Pergamon Müzesi olmuştur.

Türk ve İslam Eserleri 1




Türk ve İslâm Eserleri Müzesi, Türk ve İslâm sanatı eserlerini topluca kapsayan ilk Türk müzesidir। 19। yüzyılın sonunda başlayan kuruluş çalışmaları, 1913 yılında tamamlanmış ve müze, Mimar Sinan'ın en önemli yapılarından bir olan Süleymaniye Camii külliyesi içinde yeralan imaret binasında 1914'de "Evkaf-ı İslâmiye Müzesi" (İslâm Vakıfları Müzesi) adı ile ziyarete açılmıştır. Cumhuriyet'in ilanından sonra ise "Türk ve İslâm Eserleri Müzesi" adını almıştır.

Kapalıçarşı
İstanbul Kapalıçarşısı, Fatih tarafından kurulmuş, Kanuni Dönemi'nde (1520-1566) büyütülmüş, 1701 yılında bugünkü planıyla inşa edilmiştir.

Karatay Medresesi



Konya'da 1251 yılında Selçuklu veziri Karatay tarafından bu Selçuklu medresesinin duvarlarında ve kubbe içindeki çini mozaik dekorasyon gözalıcı güzelliktedir। Çini Eserler Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Küçüksu Kasrı
Küçüksu Kasrı’nın bulunduğu Boğaziçi’nin bu şirin yöresinde, yerleşim tarihi Bizans Dönemi'ne dek inmektedir. Osmanlılar Dönemi'nde de ilgi çeken ve "Kandil Bahçesi" adıyla, padişahın has bahçelerinden biri olarak kullanılan Küçüksu ve çevresini IV. Murad’ın (1623-1640) çok sevdiği ve buraya "Gümüş Selvi" adını verdiği bilinmektedir.

Kültepe Örenyeri
Kayseri-Sivas Karayolu'nun 20. km.'sinde yolun 2 km. kuzeyindedir. Yüksekliği 22 m. çapı 50 metreyi bulan bir höyük tepe ile onun etrafını çeviren "Karum" adı verilen aşağı şehirden ibarettir. 1948 yılından beri Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığındaki heyet tarafından sistemli olarak kazılmaktadır.
Kazılarda, höyükteki en eski yerleşimin Geç Katolik Çağ (M.Ö.300-2500) olduğu, onu Eski Tunç Hitit, Frig, Helenistik-Roma Çağlarının takip ettiği tesbit edilmiştir.

Kutsal Emanetler
Hz. Muhammed'e dostlarına ve bazı peygamberlere ait eşyalardır. Yavuz Sultan Selim'in 1517'de Mısır'ı fethinden sonra İstanbul'a getirilmiş, bir bölümü de İslam Ülkelerinden derlenmiştir. Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesi'nde korunmakta ve sergilenmektedir.

Malabadi Köprüsü
Diyarbakır-Silvan yakınlarında ve Batman Çayı üzerindedir. Artuklular Dönemi'nde 1147 yılında Timurtaş bin İlgazi bin Artuk tarafından yaptırılmıştır. 7 m. eninde ve 150 m. uzunluğunda bir köprüdür. Yüksekliği, su seviyesinden kilit taşına değin 19 m.'dir. Renkli taşlarla inşa edilmiş, onarımlarla günümüze kadar ulaşmıştır.

Lidya (Karun) Hazineleri
Uşak İli Güre yakınlarındaki Toptepe tümülüsünü 1965, İkiztepe tümülüsünü 1966 ve Aktepe I tümülüsünü 1968 yılında gizlice kazan eski eser kaçakçılarının 1970 yılında ABD'deki Metropolitan Sanat Müzesi'ne sattıkları eserlerdir.
Bu eserler, M.Ö. 6. yüzyıl Lidya sanatının en güzel örnekleridir. Kültür Bakanlığı'nca verilen uzun bir hukuk savaşından sonra 1993 yılında Türkiye'ye geri gönderilmiştir.

Meryem Ana Kilisesi
Gymnsasium Limanı'nın kuzeyine bakan bina, bir kiliseye dönüştürülmüştü ve M.S. 313 yılında Hıristiyanlığı resmi bir dine dönüştüren İmparator Konstantin, Meryem Ana'nın anısına, kiliseye onun ismini verdi. İlk bazilikanın uzunluğu 260 m. idi ve kiliseye dönüştürülmüştü.
Önceleri bu bina Deigma adıyla anılan bir çeşit bankaydı. M.S. 431 yılında 200 piskopostan oluşan 111 genel kurul ilk defa bu binada toplandı ve Hıristiyanlığın doğuşuyla ilgili bir bildiri ilan ettiler. Onlara göre Meryem Ana, Tanrı'nın anasıydı. Papa 6. Paul, önünde dua etmiştir.

Mevlana Türbesi
Konya'nın Mevlevi Dergahı içindedir. İlk türbe, Tebrizli Bedreddin tarafından 1274 yılında yapılmıştır. Eklemeler ve onarımlarla günümüze ulaşmıştır. Dört fil ayağı üzerine oturan türbe, 25 m. yüksekliğindedir. Gövde ve külah, turkuaz renkli çinilerle kaplıdır. Bu yüzden konik kubbeye "Kubbe-i Hadra (Yeşil Kubbe)" denilmiştir.
Türbenin içinde Mevlana'nın babasına, Mevlana'ya, eşi ve çocuklarına, akrabalarına ve postnişinlere ait 65 sanduka bulunmaktadır. Türbenin kalemişleri de çok değerlidir.

Konya Mevlevi Dergahı
Selçuklular Dönemi'nde 1274 yılından itibaren ilk bölümleri inşa edilen, Beylikler ve Osmanlı Dönemlerinde yapılan onarım ve eklerle bugünkü şeklini alan dergah; şadırvanlı avlu, tilavet odası, türbe, semahane, mescid, derviş odaları, matbah (mutfak), çelebi dairesi ve meydan-ı şerif bölümlerinden oluşmaktadır.
Avluda Sinan Paşa, Fatma Hatun, Hürrem Paşa, Hasan Paşa, Mehmet Bey Türbeleri bulunmaktadır. 1927 yılında müze haline getirilmiştir.

Mihrişan Sultan Meydan Çeşmesi
İstanbul'da Küçüksu'dadır. II. Mahmut tarafından 1806 yılında yaptırılmıştır. Milet M.Ö. 2000'in ortalarında önemli bir Miken kolonisi olan kent, oldukça gelişmiş bir kültür ve ticaret merkeziydi. Bu özelliği ile Roma Çağı'nda da önemini sürdüren Milet, Bizanslılar zamanında, Latmos Körfezi'nin dolması ile ticari önemini yitirmiştir.
13. yüzyılda Menteşe Beyliği tarafından Türk Balat'ı haline getirilen Milet, Menteşeoğulları'nın başkenti olarak parlak bir dönem yaşamıştır.
Söke-Milet yolunda ilerlerken göze ilk çarpan yerler tiyatroyla Bizans Kalesi'dir. Tiyatro gezildikten sonra önündeki Kervansaray, Faustina Hamamı, İlyas Bey Camii, Serapis Mabedi, Bouleuterion, Kutsal Yol, İonik Stoa, Kuzey Agora, Delphinion, Hanikah, Liman Anıtı, St. Michael Kilisesi Hereon gibi başlıca yapıtlar görülmeye değerdir.

Mısır Çarşısı
İstanbul'da Eminönü'ndedir. IV. Mehmet'in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından Yeni Cami'ye vakıf olarak yaptırılmıştır. Yapımına Mimar Kasım Ağa başlamış, 1660 yılında Mimar Mustafa Ağa tarafından tamamlanmıştır. 6 kapısı ve 86 dükkanı bulunmaktadır. Son şeklini 1943 restorasyonunda almıştır.

Myus
Bafa Gölü Kıyısı'nda, Miletos'un 15 km. doğusunda, Avşar Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Strabon, Myus'un Atina Kralı Kodros'un oğlu Kydrelos tarafından kurulduğunu bildirmektedir. Yine Strabon'un anlattığına göre Panionion Birliği'ne dahil kentlerden birisidir.
Herodotos, M.Ö. 499'da Pers Donanması'nın Myus Kenti açıklarına demirlediğini bildirmektedir. Ancak Herodotos, Myus'un M.Ö. 494'teki Lade Deniz Savaşı'na sadece üç gemi ile katıldığını bildirmektedir. Yapılan kazılarda, antik kaynaklarda adı geçen ve beyaz mermerden yapıldığı bilinen Dionysos Tapınağı ortaya çıkarılmıştır. Kent üzerinde bugün, Dionysos Tapınağı'na ait parçalar, Arkaik Dönem'e ait sur duvarları ve Bizans Kalesi kalıntıları görülmektedir.

Nevşehir Müzesi
Nevşehir'de müze kurulması, 1967'de gerçekleşmiştir. Müzenin kurulması ile yıllar önce ihmal edilen örenyerlerinin çevre düzeni, kiliselerin restorasyon ve konservasyonu ile yeraltı şehirlerinin temizlenmesi ve ışıklandırılması gündeme gelmiştir.

Göreme Açık Hava Müzesi
Nevşehir'e 13 km. uzaklıkta ve Göreme Kasabası'nın 2 km. doğusunda yeralan bir kaya yerleşim yeridir. Rahibeler ve Rahipler Manastırı, müze girişinin solunda yeralan 6-7 katlı kaya kütlesi "Rahibeler Manastırı" olarak bilinir.

Aziz Basil Şapeli
Göreme Açık Hava Müzesi'nin girişindedir.

Elmalı Kilise
Dokuz kubbeli, dört sütunlu, kapalı Yunan haçı planlı, üç apsislidir. Asıl girişi güney yönünden olan kiliseye, kuzeyden açılan bir tünel vasıtasıyla girilebilmektedir.

Azize Barbara Şapeli
Elmalı Kilise'nin bulunduğu kaya blokunun arkasındadır.
Yılanlı (Aziz Onuphrius) Kilisesi
Girişi kuzeydendir. Ana mekân, enlemesine dikdörtgen planlı, beşik tonozlu, güneyde mezarların bulunduğu ek mekân ise düz tavanlıdır. Apsisi sol uzun duvara oyulmuş, kilise tamamlanmadan bırakılmıştır.

Karanlık Kilise
Kuzeydeki kavisli bir merdivenden, kilisenin dikdörtgen, beşik tonozlu narteksine çıkılır. Narteksin güneyinde bir mezar bulunmaktadır. Kilise, haç planlı, haç kolları çapraz tonozlu merkezi kubbeli, dört sütunlu, üç apsislidir.

Azize Catherine Şapeli
Karanlık Kilise ile Çarıklı Kilise arasında yeralan Azize Catherine Şapeli'nde, hem narteks, hem de naos serbest haç planlı, merkezi kubbelidir; haç kolları beşik tonozlu ve apsis templonludur. Narteks zemininde dokuz mezar, duvarlarında ise iki nişli mezar yeralmaktadır.

Çarıklı Kilise
İki sütunlu (diğer sütunlar duvar köşelerinde paye şeklindedir), çapraz tonozlu, üç apsisli ve dört kubbelidir. Sahnelerde İsa'nın hayatını konu alan siklus, İbrahim Peygember'in misafirperverliğini gösteren Tevrat sahnesi, aziz ve bani tasvirleri iyi muhafaza edilmiştir. Elmalı ve Karanlık Kilise'ye benzemekle beraber, İsa'nın çarmıha gerilişi ve çarmıhtan alınış sahneleri kilisenin farklı özelliğidir. Figürler genelde büyük ve uzundur.

Tokalı Kilise
Bölgenin bilinen en eski kaya kilisesi olup 4 mekândan oluşur: Tek Nefli Eski Kilise, Yeni Kilise, Eski Kilise'nin altındaki Kilise, Yeni Kilise'nin kuzeyindeki Yan Şapel.

Çavuşin Kilisesi
Göreme-Avanos Yolu kenarında, Göreme'ye 2.5 km. uzaklıktadır. Tek nefli, beşik tonozlu, 3 apsisli olup narteksi yıkılmıştır.

Açıksaray Harabeleri
Gülşehir'e 3 km. uzaklıktadır. Tüf kayalar içinde oyulmuş sayısız mekânlar ve kiliseleriyle önemli bir örenyeridir. 9-10.yüzyıla tarihlenmektedir. Bu yörede bulunan mantar şeklindeki peribacası, Kappadokya'da sadece bu örenyerinde görülmektedir.

Kaymaklı Yeraltı Şehri
Nevşehir İli, Kaymaklı Kasabası'ndadır. Nevşehir'e 20 km. mesafededir. 8 katlı olup, ilk katı Hititler Dönemi'nde yapılmıştır. Roma ve Bizans Dönemlerinde de diğer alanların oyularak genişletilmesi suretiyle yeraltı şehri haline dönüştürülmüştür. Bugün 4 katı ışıklandırılmış ve ziyarete açılmıştır.

ZEUGMAGAP PROJESİ




ZEUGMAGAP Projesi''nin en önemli barajlarindan olan Birecik Baraji, 2000 yilinda su toplamaya basladi ve 2500 yillik antik Zeugma kentinin beste biri sulara gömüldü। Birecik Baraji, yilda 2,5 milyar kilowatt saatlik enerji üretimiyle, sulayacagi 70 bin hektarlik Barak Ovasi''yla, Birecik ve Nizip''e verecegi içme suyuyla ülkemizin önemli projelerinden... Ama bir yandan da yasamlarini degistirdigi 30 bin kisi, tamamen haritadan silinen 9 köy düsünülürse, bölgeye, insan yasami boyutunda büyük degisiklikler de getiren bir proje...


Zeugma''nin dünya ve Türkiye medyasinda bir bomba gibi patlamasi, Amerika''da New York Times''da çikan, Stephen Kinzer''a ait "Bir Roma Aniti Için Sulu Mezar" baslikli yaziyla oldu. Bu yazi, Birecik Baraji''nin sularinin yükselmeye basladigi 2000 yili Mayis ayinda yazildi. Bir anda Zeugma medyanin ilgi odagi oldu.Ve barajin en üst seviyeye yükseldigi 2000 Ekim''ine kadar kurtarma kazilari hiz kazandi. TRT tarafindan hazirlanan "Zeugma... dün... bugün" belgeseli, görkemli Roma metropolünü tanitmaya çalisirken, Zeugma''da o günkü yasami, insani boyutlariyla da ekrana getiriyor. Ayrica Türk arkeologlarin, yabanci arkeologlarin da katilimiyla yaptigi kurtarma çalismalarini, Zeugma''da bulunan muhtesem mozaikleri de tanitiyor."Zeugma" belgeselinin özgün müzigini Derya Köroglu besteledi.Yapim - Yönetim: Kerime Senyücel Kamera: Sarper Hokna Metin: Yrd.Doç.Dr.Rifat Ergeç, Kerime Senyücel Kurgu: Yusuf Sen Müzik: Derya KörogluOrijinal VCD yi TRT websayfasinda online satin alabilirsiniz.www.trt.net.tr/wwwtrt/marketdevam.aspx?urunid=148ZEUGMABelkis / Zeugma , Gaziantep'in Nizip ilçesinin 10 km. dogusunda , Firat Nehri kenarinda ayni adi tasiyan köyde yaklasik 20 bin dönümlük bir arazi üzerinde yer almaktadir. Büyük Iskender'in genarellerinden Selevkos Nikator M.Ö. 300'de Belkis / Zeugma'nin ilk yerlesimi olan Selevkeya Euphrates kentini kurar. Belkis / Zeugma , M.Ö. 64 yilinda Roma Imparatorlugu'nun topraklarina katilir, ismi ise geçit ve köprü anlamina gelen Zeugma olarak degistirilir. M.S. 256 yilinda Sasani krali Sapur Belkis / Zeugma'yi ele geçirerek kenti yakip yikar. Bu tarihten itibaren Zeugma bir daha kendini toparlayamaz ve Roma dönemindeki ihtisamina ulasamaz. Belkis / Zeugma ; M.S. 4.yüzyilda Geç Roma, M.S. 5. ve 6. yüzyillarda ise Erken Bizans hakimiyetine girmistir. M.S. 7. yüzyilda Arap akinlari neticesinde Belkis / Zeugma terk edilir. Daha sonralari M.S.10. ve 12. yüzyillar arasinda küçük bir Abbasi yerlesimi bölgede yer alir ve M.S. 17. yüzyil da ise Belkis köyü kurulur. Belkis / Zeugma , Kommagene Kralligi'nin dört önemli kentinden birisidir.Helenistik dönemde “Firat Seleukeia”si adiyla anilmis olan kent, Firat Nehri üzerinde bir iskelesi bulunan ve Antakya'dan Çin'e uzanan Ipek Yolu'nun Zeugma'dan geçmesi dolayisiyla önemli bir ticaret potansiyeline sahip antik bir sehirdir. Roma döneminde buraya Anadolu'lu askerlerden olusturulan “Sikitia (Iskit) Lejyonu” adi verilen askeri birlik konuslandirilmistir. Bu birlik daha sonralari, daha bir Romali karekter kazanarak “Dördüncü Lejyon” adiyla görev yapmis olup, Zeugma'da özellikle asker karekterinin agir bastigi bir nekropol heykeltrasligi akiminin baslamasina neden olmustur.Bu alanda steller, kaya kabartmalari,heykeller ve sunaklar gibi degisik formlarda ortaya koydugu örneklerden yeni olusmaya baslayan Zeugma karekterini hissettirmistir.Zeugma, Roma döneminde biraz da Lejyon merkezi olmanin verdigi canlilikla oldukça zenginlesmistir. Belkis / Zeugma ile Firat'nin karsi kiyisindaki Apameia kentine baglanti saglayan, büyük olasilikla agaç kütüklerinden yapilmis sallara dayanan ahsap bir köprü bulunmaktaydi. Nitekim burada o dönemin büyük bir gümrük oldugu ve azimsanmayacak miktarda bir sinir ticaretinin yapildigi belirlenmistir.Çünkü günümüzde Iskeleüstü olarak adlandirilan tepede yapilan kazilar sonucunda bir arsiv odasinda Bulla adi verilen 65.000 adet mühür baskisi ele geçirilmistir. Papirus, parsomen, para torbalari ve gümrük balyalarini mühürlemede kullanilan bu mühür baskilari Zeugma'da güçlü bir haberlesme aginin yaninda büyük bir ticaretin yapildigini da göstermektedir. Firat'in kiyisindan baslayarak batiya dogru 300 metre yükselen engebeli yamaçlar, akropol eteklerine kadar yerlesim yeridir. Bu yamaçlarinin güney ve bati kesimi nekropol, dogu ve kuzeydogu taraflari mahalleler, kuzey kesimi ise kentin yönetimi ve toplumsal bölümleri ile lejyon bölgesi idi. Akropol'ün üzerinde ise, kentin adina bastirilan Zeugma sikkelerinde sikça rastlanan Tykhe Tapinagi bulunmaktaydi. Simdiki haliyle sehir, yaklasik 4-5 metre kalinlikta toprak dolgu altindadir ve bütün alan Antep fistigi agaçlariyla kaplidir.Toprak üzerinde ise sadece birkaç yapi izi ile birkaç mimari parça izlenebilmektedir.Uzun yillardan beri kaçak kazi ve tarihi eser kaçakçiligina maruz kalan bölge önemini 1992 yilinda kaçakçilara karsi Gaziantep Müzesi'nce Arkeolog Dr. Rifat ERGEÇ baskanliginda baslayan kazilarla göstermistir.Ilk kazilarda bir Roma villasi ortaya çikarilmistir.Daha sonralari iki villanin teras mozaikleri çikarilarak Gaziantep Müzesi'ne tasinmistir. Belkis / Zeugma da 1987, 1992-1997,1993-1994,1996-1998 ve 1998-1999 dönemlerinde zaman zaman yabanci Üniversitelerden Arkeolog ve ekiplerin katildigi arkeolojik kazilar yapilmistir. Bu kazilarda çok kaliteli bronz esyalar ve heykelcikler (bronzdan kanatli ayaklar) , sikkeler, heykeller, mezar stelleri ve kabartmalar elde edilmistir. Bu eserler Gaziantep Müzesi Belkis / Zeugma Salonunda sergilenmektedir. Zeugma kentinin ileri gelenleri, zenginleri, yüksek rütbeli subaylari gibi elit tabakanin oturdugu anlasilan villalar bölgesi tamamen Firat manzarasina hakim ve güney rüzgarlarina açiktir. 1992 yilinda yapilan kazilarda ortaya çikarilan M.S. 2. yüzyila tarihlenen Roma villasinda Atriumlu plana sahip olan evin bas odasi (tablinium) ve önündeki galeride sanat degeri çok yüksek mozaikler bulunmustur.7,5 x 3,75 metre boyutunda olan mozaik dösemede üzüm ve sarap tanrisi Dionysos ve karisi Ariadne'nin dügün merasimi tasvir edilmistir.Firat taslariyla islenmis olan mozaiklerde, tonlariyla birlikte 13 renk kullanilmistir.Bu sanat degeri çok yüksek olan mozaikler yerinde korunarak sergilenmek üzere önlemler alinarak ziyarete açilmistir. Fakat ülkemizin bir çok bölgesinde oldugu gibi bu sanat saheserinin de 2/3'ü, 1998 yili Haziran ayi içerisinde bazi sahislar tarafindan yerinden sökülerek çalinmistir.Dionysos'un dügün merasiminin islendigi bu essiz mozaigin çalinmasinin ardindan kalan diger parçalar korunmasi için yerinden sökülerek Gaziantep Müze Müdürlügü'ne tasinmistir. Baraj insaatinin baslayacagini göz önünde bulunduran Kültür Bakanligi, 1995 yilinda Gaziantep Müze Müdürlügü baskanliginda ve Nautes Üniversitesi'nden bir Fransiz arkeleoji ekibinin katilimiyla yogun kurtarma kazilarini baslatmistir. 1999 yili sonbaharinda Mezar üstü mevkiinde ilk buluntularin ortaya çikarildigi alanla, Zeugma uluslararasi bir üne kavusmustur. Bundan sonra Gaziantep Valisi baskanligindaki Il Encümen üyelerinin destekleriyle Gaziantep Valiligi Il Özel Idaresinden saglanan kaynaklarla Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nce kurtarma kazilarina hiz verilmis olup, bu kazilarda iki Roma villasi tamamiyla gün isigina çikartilmistir.M.S.256 yilinda Sasani saldirisiyla yakilip yikilan ve yangin katinin altinda kalan bu villalar; birinci katin eriyen kerpiç duvarlari, daha sonra da yukari teraslardan akip gelen 3 metre kalinliginda erozyon topragi ile örtülerek günümüze kadar korunmustur.Bu sebeple oda içlerinde çok sayida sikke, bronz samdan, pismis topraktan kandil ve çömlekler, mozaikler ve freskler ele geçirilmistir. Ayrica sirt üstü yatar sekilde duran bir MARS heykeli de bulunmustur. Kurtarma kazilarina devam edilmekte olup,kazi alanlarindan çikartilan mozaikler ve diger tarihi eserler su altinda kalmaktan kurtarilarak Gaziantep Arkeoloji Müzesi'ne tasinmistir.Bu kurtarma kazilarina merkezi Gaziantep'te bulunan Sanko Holding'in ve Birecik Baraji Konsorsiyumu'nun katkilari olmustur. Bir anlamda Anadolu'nun kapisi sayilan iki önemli geçide Firat Nehri sadece iki yerden izin vermistir.Bunlardan birincisi Samsat (Samosata), digeri de Belkis / Zeugma'dir. Samsat, Atatürk Baraji'nin sulari altinda kalmistir.Birecik Baraj gölünde su tutulma isleminin tamamlanmasiyla birlikte Belkis / Zeugma'nin yaklasik 1/5'lik bölümü sular altinda kalacaktir. Merkezi ABD'de bulunan PACKART Humanity Institute'ün maddi destekleri ve GAP Idaresi Baskanligi'nin araciligiyla;bu bölgede su tutulma islemleri sona erene kadar Gaziantep Müze Müdürlügü baskanliginda çok uluslu bir ekip kazi, belgeleme ve kurtarma çalismalarina devam edilmektedir.