mescitleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mescitleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2010 Cuma

Kocaeli Cami ve Mescitleri

Orhan Gazi Camisi (Merkez)

Kocaeli İzmit Körfezi’ne hakim tepede, İç Kale’nin ortasındaki set üzerinde yer alan Orhan Gazi Camisi’ni, Orhan Gazi Süleyman Paşa’ya 1332-1333 yıllarında yaptırmıştır. Bu caminin bulunduğu yerde eski bir kilise kalıntısı olduğu da kaynaklarda belirtilmiştir. V.Cuinet buradaki Bizans kilisesinin Orhan Gazi tarafından 1330’a doğru camiye çevrildiğini ileri sürmüştür. H.Dernschwans eskiden kilise olan bu yere Orhan Gazi’nin cami yaptırdığını kaydetmiştir. Ekrem hakkı Ayverdi caminin kilise ile hiçbir ilgisi olmadığını ileri sürmüştür. İstanbul Arkeoloji Müzeleri 1938’de burada yaptığı kazıda kale duvarlarına rastlamış ancak, kilisenin varlığını belirten herhangi bir ize rastlamamıştır. Nitekim, Orhan Gazi Camisi’nin kilise üzerinde yapılıp yapılmadığı da kesinlik kazanamamıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki kayıtlarda bu cami Orhan Gazi’nin evkafı arasında gösterilmiştir. Sultan Abdülmecit zamanında yapılan onarım kitabesinde de Süleyman Paşa’nın ismi bulunmaktadır.



Günümüze ulaşan Sultan Orhan Gazi Camisi’nin mimari yapısı Abdülmecit dönemine aittir. Avlu kapısı üzerinde yirmi kartuşlu talik yazılı onarım kitabesinde Serasker Rıza Paşa’nın caminin durumunu padişaha bildirerek 1848’de onarımını sağlamıştır.



Kitabe:



Sağ Taraf

Güzîn-i âl-i Osman Hazret-i zişânın

Vezir erşed-i evlâdı bu paşy-ı ekyâd

Müşerref olduğu dem hak-i pâyimden ser-i İzmid

Bu hâlâ camii bâlâya itdi sıdküle is’ad

Rıza paşa görüp emr-i ibadde bu hâlâtı

Tutup destin hûlasiyle kıyame eyledi idad

Yine tecdîde kendi zât-ı zâşânın idüp me’mur

O da âyine imtisal eyledi hem-çün dil-nihâd

İ de ömr-şehrin şâhını Allah müstevfa

Namaz-ı ağabeydin oldukça minnac ı dil-i ibâd



Sol Taraf

Cahidü fi sebl’i-Allah hem nâm emin-ullah

Süleyman-ı gazâ-pişe idüp müşrikleri

Mürûr-i vakte ile az kaldı kim ol mâbed-i’ulyâ

Rükî u secdeye müşerref taharrükle ola mu’tad

Ki yani sevk idüp zıll-ı Hüda’ Abdül’i-Mecîd Hân’a

Memâl-i ihtiyacın ol makamın eyledi îrad

Ve Rütbe-i sâye-i şâhânesinde oldu müstahkem

Metanetle görenler zan ederler beyza-ı tûlâd

Hitamında yazup târih-i tâmın hame-i zâlik

Bu dilcû ma’bedi’ Abdü’l-Mecid Hân kıldı nev-bunyâd

h.1255 (1839).



Orhan Gazi Camisi’nin yapı üslubu XIX.yüzyıla ait olduğunu açıkça göstermektedir. Cami, 15.40x20.85 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı bir yapı olup, moloz taştan yapılmıştır. Sonraki yıllarda, 1843’te önüne bir de ahşap son cemaat yeri ile hünkar mahfili eklenmiştir. Büyük olasılıkla cami, orijinal temelleri üzerine aynı planda yeniden yapılmıştır. Geç devir mimari üslubuyla bağdaşmayan kalın duvarlar arasındaki ağaç hatıllar ve alt sıra pencerelerinin uzun kemerli pencerelere dönüştürülmesi iki devir arasındaki çelişkiyi de göstermektedir.



İbadet mekanı kare kaide üzerine oturtulmuş, silindirik gövdeli yivlerle şekillendirilmiş altı metre yüksekliğindeki ahşap kubbeyi taşımaktadır. Kubbe çatının altında kalmış ve dışarıya yansımamıştır. İç mekandaki bezemeler son derece sadedir. Kubbe çevresinde ağaç süslemeler ve balık pulu motifler eklenmiştir. Bunun dışında kalan alanlar da badanalanmıştır.



Caminin kuzeybatı köşesine taş kaide üzerine oturtulmuş tek şerefeli bir minare eklenmiştir.





Fevziye (Fethiye) Camisi (Merkez)





Kocaeli Kemalpaşa Mahallesi, Hürriyet Caddesi üzerindeki bu camiyi XVI.yüzyılda İzmitli Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır.

İlk yapımında Mimar Sinan’ın eseri olan bu cami, 1776 depreminde yıkılmıştır. Sultan II.Mahmut zamanında Kaptan-ı Derya Firari Ahmet Paşa tarafından yeniden yaptırılmıştır. Bu yüzden de Fevziye Cami ismini almıştır.

Cami 1894 depreminde bir kez daha yıkılmış ve yalnızca minaresi günümüze gelebilmiştir. Sonraki yıllarda Sırrı paşa tarafından yapılan bu caminin mimari yönden herhangi bir özelliği bulunmamaktadır.





Cami arazi konumuna uyularak yarı fevkani yapılmıştır. Cadde tarafından avluya düz bir girişle girilmektedir. Deniz tarafında ise bodruma yer verilmiştir. Bu taş bodrumun orijinal camiden kaldığı duvar kalıntıları ile silmelerinden anlaşılmaktadır. Cami dış görünümü itibarı ile Ampir üsluptadır. Önünde kagir bir son cemaat yeri, üst kata, mahfile çıkan merdiven bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı cami, içten ahşap kubbelidir.



Minare kaidesi köfeki taşından olup, orijinaldir. Üzerine yuvarlak gövdeli tuğladan minare yerleştirilmiştir.





Pertev Mehmet Paşa (Yeni Cuma) Camisi (Merkez)





Kocaeli Yeni Cuma Mahallesi’nde, eski İstanbul-Ankara Karayolunun yanında bulunan Pertev Mehmet Paşa Külliyesi’nin bölümlerinden biri olan bu cami, halk arasında Yeni Cuma Camisi olarak da tanınmaktadır. Pertev Mehmet Paşa’nın ölümünden sonra, 1572’de caminin temelleri atılmış, yapı topluluğu 1579’da tamamlanmıştır. Külliye Mimar Sinan eseridir.



Cami kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeye geçişi sağlayan tromplar caminin dışında, üst örtüsünde kendini açıkça belli etmektedir. Merkezi kubbe yarım kubbelerle takviye edilmiştir. Kubbe kasnağını çepeçevre kuşatan 24 adet ve yan duvarlarda ise mihrap duvarında dörderden 12, ikisi son cemaat yerine bakan toplam 14 pencere ile ibadet mekanı son derece güzel biçimde aydınlatılmıştır. İbadet mekanında çiniye yer verilmeyişi, o dönem yapıları içerisinde karşılaşılmayan bir örnektir. Caminin pencere aralarında yazı frizleri ve kalem işleri bulunmaktadır. Bu kalem işlerinde hatayi ve rumilere geniş yer verilmiştir. Camideki mermer işlerinin yanı sıra ahşap işçiliği de ileri bir düzeydedir.



Mermer mihrap ve minberi geometrik bezemelerle kaplıdır. Bunların üzerindeki stalaktitler ve geometrik bezeme son derece güzel işlenmiş olup, diğer Osmanlı minberlerinde karşılaşılmayacak kadar farklı ve ince bir işçilik göstermektedir.



Caminin batı duvarında ana giriş kapısı bulunmaktadır. Giriş kapısının bulunduğu duvar diğer üç cephe duvarından daha önce yapılmış olduğundan caminin ibadet mekanına doğru iki dayanak ile takviye edilmiştir. Bunlar birbirleri ile ve duvarlara kemerlerle bağlanmış, üç küçük eyvan meydana getirilmiştir. Böylece kapının üzerinde ikinci bir kat, müezzin mahfili ile maksureler oluşturulmuştur. Caminin portali stalaktitli olup, çevresi mermer frizlerle kuşatılmıştır. Caminin son cemaat yeri stalaktit başlıklı dört mermer sütun ve iki müstakil ayaktan meydana gelmiş olup, üzeri üç kubbe ve iki beşik tonoz ile örtülüdür. Son cemaat yerinde ayrıca ahşap çatılı bir de galeri vardır.



Caminin yanındaki minaresi oldukça yüksek dikdörtgen düzgün taştan yapılmış kaide ve kürsü üzerinde, yuvarlak gövdelidir. Minare, kesme taştan, silindirik gövdeli, tek şerefeli ve şerefe altı stalaktitli, kurşun külahlıdır.





Çarşı (İmaret-Abdüsselâm) Camisi (Merkez)



Kocaeli il merkezinde, İmaret Mahallesi’ndeki bu cami, Defterdar Abdüsselâm tarafından 1524-1525 yılında yaptırılmıştır. Vakıf kayıtlarından bu caminin daha önce yapıldığı ve Mimar Sinan tarafından genişletilerek yenilendiği öğrenilmektedir.Cami 1872-1873 yıllarında Altıncıoğlu Hatice Hanım tarafından onarılmıştır. Bunu belirten bir kitabe caminin giriş kapısı üzerindedir.



Kitabe:



“İş bu İmaret Cami-i Şerifinin banisi Defterdar-ı Esbak Abdüsselam Bey Efendi Hazretlerinin sülale-i tahirelerinden El Hac Seyyid İsmail Zülkefil Bey’in halile-i muhteremesi Delail-i Şerif mezunesi merhume ve Makfurliha Hadice Firdevs Hanım ruhu için rızaen l’illah el Fatiha fi sene Zilhicce-tış Şerife fi 23 yevm-3 Cuma.”



Cami dikdörtgen planlı, yarı kagir olup, duvarları moloz taştandır. Üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Bugünkü yapının mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır. Yalnızca caminin dış çevre duvarları ile minaresi Mimar Sinan dönemi özelliklerini yansıtmaktadır. İlk yapıldığında kubbeli olan caminin kubbesi 1776 yılında yıkılmıştır.





Bağçeşme Camisi (Merkez)



Kocaeli Bağçeşme Mahallesi’nde, Bağçeşme İlköğretim Okulu karşısında bulunan bu camiyi İzmit’in fethinden sonra Sultan Orhan’ın oğlu Gazi Süleyman Paşa’nın sancaktarı Osman Ağa yaptırmıştır.



İzmit’te ilk yapılan camilerden biri olup, ahşaptan yapılmıştır. Sonraki yıllarda yenilenmiş, 1953 yılında yıktırılmış ve yerine bugünkü fevkani cami yapılmıştır. Bu caminin mimari yönden özelliği bulunmamaktadır.





Alaca Mescit (Gümüşlüoğlu Camisi) (Merkez)



Kocaeli Hacı Hasan Mahallesi, Hasan Kasım Yokuşu yanında, Mescit Sokağı’nda bulunan bu caminin Bizans çağında yapılmış olan Iustinianus sarayının kalıntıları üzerinde olduğu söylenmektedir. Caminin beyaz zemin üzerine lacivert renkte sülüs yazılı çini kitabesinden El Hac Bin Mehmet Gümüşlüzade tarafından 1598-1599 yıllarında yapıldığı öğrenilmektedir.



Kitabe:



Benâ hâzâ’l-mescide taleben li-rıza’l-lahi

Te’alâ vebtigae li-rahmeti Rabbihi’l-âlâ

El-Hac Mustafa Bin Muhammed eş-şehir bi-Gümüşlüzade

Tarih fî sene Seb’a ve elf

h.1007 (1598).



Cami dikdörtgen planlı olup, moloz taştan ve kagir duvarlıdır. Ancak zamanla onarılmış iki yanı ile arka cephesine eklemeler yapılmıştır. Bugünkü hali ile ahşap çatı ile örtülüdür.





Kaptan-ı Derya Hüseyin Paşa Camisi (Merkez)



Kocaeli Çukurbağ Mahallesi’nde bulunan bu camiyi Sultan III.Selim’in süt kardeşi Kaptan-ı Derya Küçük Hüseyin Paşa yaptırmıştır. Kitabesi günümüze ulaşamadığından yapım tarihi ve mimarı bilinmemektedir.



XVIII.yüzyılda yapıldığı sanılan bu cami dikdörtgen planlı olup moloz taştan ve kagirdir. İbadet mekanının üzeri ahşap bir çatı ile örtülüdür. II.Dünya Savaşı yıllarında bir süre askerlere tahsis edilmiş, savaşın bitiminden sonra da halk tarafından onarılarak ibadete açılmıştır. Bugünkü konumu ile mimari yönden herhangi bir özelliği bulunmamaktadır.





Akçakoca (Dere) Camisi (Merkez)



Kocaeli’nin Yukarı Pazar, Akçakoca diye isimlendirilen yerdeki bu camiyi İzmit ve yöresini fetheden Akçakoca 1327-1328 yıllarında yaptırmıştır. Cami, orijinal olmayıp geç devirlerde yenilenmiştir. Cephe duvarının sol üst köşesinde, saçağa yakın bir dua cümlesinin altında 1939 tarihi yazılıdır. Buna dayanılarak yapının bu tarihte yenilendiği sanılmaktadır.



Caminin il yapımı ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Bugünkü görünümü ile dikdörtgen planlı, kagir duvarlı, ahşap çatılıdır. Caminin beden duvarlarında XIX.yüzyıla tarihlendirilen tuğlalar kullanılmıştır. Bu da caminin XIX. Yüzyılda yenilendiğini göstermektedir. İbadet mekanı 14.75x12.60 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Kare kaide üzerinde yükselen kırmızı tuğla minaresi ile dikkati çekmektedir.





Baç Camisi (Urgancı Ahmet Çelebi Camisi) (Merkez)



Kocaeli Cedid Mahallesi’nde eski İstanbul yolu üzerinde bulunan bu camiyi Urgancı Ahmet Çelebi yaptırmıştır. Kitabesi günümüze ulaşamadığından ve yapımı ile ilgili arşiv kaydına da rastlanmadığından yapım tarihi ve mimarı bilinmemektedir. Bu cami şehrin dış surlarının doğu kapısı yakınında olduğundan ve buradan geçen kervanlardan rüsum (baç) alındığından banisinin ismi yerine halk arasında Baç Camisi olarak tanınmıştır. Buna dayanılarak caminin XVI.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.



Değişik dönemlerde yapılan onarımlar sonucunda özelliğini bütünüyle yitirmiştir. Dikdörtgen planlı, yarı kagir bir camidir. Taş kaide üzerine, taştan yuvarlak gövdeli minaresinin orijinal olduğu sanılmaktadır.





Debbağhane Camisi (Merkez)



Kocaeli Debbağhane semtindeki bu cami, 1958 yılında yerel bir dernek tarafından yaptırılmıştır. İzmit Vakıflar Müdürlüğü hayrat Kütüğü kayıtlarında, daha evvel burada ahşap bir mescit olduğu kayıtlıdır. Ancak bu mescitle ilgili herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.



Cami dikdörtgen planlı yarı kagir olup, üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır.





Yenidoğan Camisi (Merkez)



Kocaeli Yenidoğan Mahallesi’nde bulunan bu cami, özel bir dernek 1952 yılında yaptırmıştır. Caminin bulunduğu yer eski bir mezarlık alanıdır. Bu nedenle de caminin çevresinde eski tarihlere ait mezar taşları bulunmaktadır. Burada mezarlıkla ilgili bir mescidin olup olmadığı da bilinmemektedir.



Cami mimari yönden bir özellik taşımamaktadır. Dikdörtgen planlı kagir ve ahşap çatılı bir yapıdır.





Sümer Camisi (SEKA Camisi) (Merkez)



Kocaeli il merkezinde, eski İstanbul-İzmit Karayolu üzerinde SEKA’nın içerisinde bulunan bu cami 1955-1957 yıllarında yaptırılmıştır. Klasik devir camilerinin modern teknikte betonarme-karkas olarak yapılmış bir uygulamasıdır.



Kare planlı olan caminin üzeri kubbe ile örtülüdür. Kubbeyi taşıyan ayaklar ve son cemaat yerinin revak kolonları betonarmedir. Bunların klasik üsluba uydurulabilmesi için kırmızı-beyaz pirinçli harç kullanılarak dövülmüş ve taraklanmıştır.





Akça Camisi (Merkez)



Kocaeli Çukurbağ Mahallesi, Akça Cami Caddesi’nde bulunan bu cami 1965-1966 yıllarında dernek tarafından yaptırılmıştır. İzmit Vakıflar Müdürlüğü Hayrat Defterlerinde Akça Hacı İbrahim tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Buna dayanılarak bugünkü caminin Akça Hacı İbrahim Camisi’nin yıktırılarak yeniden yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Temel kazılarında çıkan bir kitabeye dayanılarak bu yapının XVII.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.



Bugünkü cami mimari yönden herhangi bir özellik taşımamaktadır.Cami dikdörtgen planlı ve tek kubbeli olup, betonarme karkas tekniğinde yapılmıştır. Yalnızca eski caminin minare kaidesi korunmuştur.





Yalı Camisi (Çalık Ahmet Camisi) (Merkez)



Kocaeli Buğday Meydanı’nda bulunan bu camiyi, İzmit Vakıflar Müdürlüğü Hayrat Kütüğündeki bilgilerden öğrenildiğine göre Çalık Ahmet 1907 yılında yaptırmıştır. Kitabesi bulunmamaktadır.



Dikdörtgen planlı cami kagir olup, üzeri ahşap bir çatı ile örtülüdür. Caminin duvar köşeleri, kemerli pencereleri ve giriş kapısı tuğladan yapılmıştır. Sağ tarafındaki minare kesme taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.





Yumurtacı Camisi (Merkez)



Kocaeli Hacı Kadın Mahallesi’nde bulunan bu caminin kitabesi bulunmamaktadır. Vakıf kayıtlarında Hacı kadın tarafından yaptırıldığı yazılı ise de bu kadının kim olduğu bilinmemektedir. Mimarı konusunda da bir bilgiye rastlanmamıştır.



Dikdörtgen planlı cami ahşap çatılıdır. Sonraki dönemlerde önüne bir son cemaat yeri eklenmiştir. Haziresindeki mezar taşları toplanarak kaldırılmıştır. Ahşap minareli olup, bugünkü durumu ile mimari özellik taşımamaktadır.





Tepecik Mescidi (Merkez)



Kocaeli Tepecik Mahallesi, Cami Sokak’ta bulunan bu caminin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir.



Dikdörtgen planlı olan cami, yarı kagir yarı moloz taştan yapılmıştır. Üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Son cemaat yerinin üstü meşruta olarak kullanılmaktadır.





Zıbıncı Mescidi (Merkez)



Kocaeli Hacı Hasan Mahallesi’nde bulunan bu caminin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. İzmit Vakıflar Müdürlüğü’nde bu caminin Zibani Hacı Hasan tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Ayrıca Ressam Besim’in 1934 yılında yapmış olduğu yağlıboya bir resimde bu mescit görülmektedir.



Mescit dikdörtgen planlı olup, taş temeller üzerine kagir olarak yapılmıştır. Üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Minaresi çinko kaplı olup, çatı üzerinden çıkmaktadır. Mimari yönden herhangi bir özelliği bulunmamaktadır.





Çoban Mustafa Paşa Camisi (Gebze)





Kocaeli Gebze ilçesi Gölcükönü Meydanı, Bağdat Caddesi ile Küçük Yazı Sokağı, Çömlekçi Bayırı ve Odunkapısı sokakları arasında bulunan Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin bir bölümünü oluşturan cami, Çoban Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır.



Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin ve caminin yapım tarihi ve mimarı tartışmalıdır. Mimar Sinan’ın eserlerinin listesini veren Tuhfetü’l Mimarin’de cami, imaret ve medresenin ismi geçmektedir. Cami ve medresenin kapıları üzerinde 1523-1524 tarihleri yazılı ise de Mimar Sinan 1521’de Belgrat, 1522’de Rodos seferine katılmıştır. Prof.Dr.Metin Sözen yapı topluluğunun tasarım ve uygulamasının tamamen Mimar Sinan tarafından yapılmasının güç olacağını belirtmektedir. Büyük olasılıkla yapı topluluğunun planlarını Mimar Sinan düzenlemiş, uygulamasını da Mimar Hüssam Ağa yapmıştır.



Cami, Klasik Osmanlı mimarisinin özgün örneklerinden birisidir. Bezemelerindeki Memluk etkisi, Çoban Mustafa Paşa’nın Mısır’la olan bağlantısına ve orada yapmış olduğu görevden kaynaklanmaktadır.



Caminin girişi önünde beş kubbeli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Buradaki mukarnas başlıklı altı porfir sütun sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Ortadaki bölüm diğerlerinden daha yüksek tutulmuş ve camiye giriş daha görkemli bir hale getirilmiştir. Caminin son cemaat yerine açılan pencerelerindeki kiremit renkli mermer söveler, küfi yazılar ve duvar panoları Memluklu sanatının etkisini açıkça göstermektedir. Giriş kapısı 1.53x2.92 m. ölçüsünde yüksek görünümlü, mermer söveli ve mukarnas dolguludur. Burada iki satır halinde sülüs yazılı bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:



“Bu Allah’ın halifesi Sultan Süleyman han bin Sultan Selim Han, Allah hayatını, saltanatını ebedi kılsın. Bu ikisinin veziri bina ve inşaatın sahibi Mustafa Paşa tarafından tamir edilmiş bir imarettir. Güzellik ve parlaklık sahibi olduğundan tarihi hayren hasena 930 (1523)”.



Cami 14.55x14.55 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri dört trompun taşıdığı 24 m. yüksekliğinde, 14 m. çapında bir kubbe ile örtülmüştür. Trompların içleri istiridye kabuğu görünümünde yivlerle süslenmiş olup, bunların altlarına stalaktitli üçgenler yerleştirilmiştir. Ayrıca kubbe çevresinde tek sıra halinde stalaktit dizilerinin birbirini izlediği görülmektedir. Duvarlar taş kaide üzerinde kesme taş ve tuğla dizilerinin peş peşe sıralanmasından meydana gelmiştir.



Caminin içerisi her duvarda dörder, kasnakta da sekiz olmak üzere yirmi dört pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap beş köşeli, mermer bir niş şeklinde olup, mukarnaslarla son bulur. Ayrıca mukarnaslardan oluşmuş bir bordür mihrabı çepeçevre kuşatmıştır. Mihrap nişindeki kufi levhalar buraya ayrı bir görünüm kazandırmıştır. Mihrap nişindeki bezeme, dışındaki ince bordür ve üçgen boşluklar siyah renkte macunla doldurulmuş ve böylece farklı bir görünüm elde edilmiştir. Mihrabın sağında yer alan minber, mermerden yapılmış, yan korkulukları geometrik geçmelerle bezenmiştir. Mihrabın üçgen alınlıklarında yer yer yıldızlara yer verilmiş, çokgenler ve zincirlerden oluşmuş motifler kompozisyonu tamamlamıştır.



Caminin içerisindeki ve son cemaat yerindeki mermer kaplamaları Çoban Mustafa Paşa Mısır’dan getirtmiştir. Bu mermer levhalardan ötürü de cami, Kahire’deki Sultan Hasan Medresesi (1356-1362), Kahire Şeyh Melik Müeyyed Camisi (1413-1420), Ebubekir İbn-i Mashar Medresesi (1479-1480), Kahire Gavri Medresesi (1503), Süleyman Paşa Camisi (1528-1529) ve Sultan el-Burdayn (1616-1626) camileri ile çok yakın benzerlikler göstermektedir.



Çoban Mustafa Paşa Camisi’nin ahşap işçiliği de yapıya ayrı bir görünüm kazandırmıştır. Kapı ve pencere kanatlarında çok kanatlı, yıldız şekilli lüle taşından kakmalar bulunmaktadır. Ayrıca bunların üzerine de çeşitli kitabeler yazılmıştır.



Çoban Mustafa Paşa Camisi’nin kalem işlerinde orijinal örneklere yer yer rastlanırsa da bunların büyük çoğunluğu geç devirlere ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 1950’li yıllardan sonraki onarımlarında yapılmıştır. Orijinal kalem işleri müezzin mahfili ile alt sıra pencerelerin tavanlarında görülmektedir. Buradaki motiflerde kırmızı ve altın yaldız çok bol kullanılmış ve çiçekli bezemelere de geniş yer verilmiştir.



Caminin minaresi XVI.yüzyıla tarihlendirilmektedir. Kesme taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli olup, şerefesinin altı stalaktit ile kaplıdır.





Sultan Hamit Camisi (Gebze)



Kocaeli Gebze ilçesi, Tavşancıl’da bulunan cami, halk arasında Aşağı Cami olarak tanınmıştır. Tavşancıl’ın en eski camilerinden olup, ne zaman yapıldığı ve banisinin kim olduğu bilinmemektedir.



XX.yüzyılın ilk yıllarında harap olan bu caminin onarımı Sultan II.Abdülhamit’e verilen bir dilekçe ile istenmiş, bunun üzerine Sultan II.Abdülhamit mali desteği sağlamış ve cami yenilenmiştir. Bu onarım çalışması sırasında eski caminin kitabesi korunamamıştır. Sultan II.Abdülhamit’in yeniden yaptırdığı bu cami, minaresi dışında tamamen yenilenmiştir. Bu bakımdan da özelliğini yitirmiştir.



Bugünkü cami kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Caminin eski ahşap minaresi ile asma kattaki 1901 tarihine ait perdeleri de korunmuştur. Minberi yapıldığı devrin özelliklerini yansıtmaktadır. Mihrabın bezemesini padişahın Yıldız Sarayı’ndan gönderdiği İtalyan ressam yapmıştır. Bunların yanı sıra cami içerisindeki yazı levhaları da orijinaldir.



Bu cami Kurtuluş Savaşı sırasında bazı trajik olaylara sahne olmuştur. 15 Ekim 1920’de tavşancıl’ı işgal eden Yunanlılar ilçenin ileri gelen ve eli silah tutan erkekleri burada toplayarak işkence yapmışlardır.





Karabakkal Mescidi (Merdivenli Cami) (Gebze)



Kocaeli Gebze ilçesi Sultan Orhan Mahallesi’nde bulunan bu cami, XV.yüzyılda yaptırılmıştır. Kitabesi bulunmadığından banisi ve yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Cami üç katlı olduğundan ve katlara merdivenle çıkılmasından ötürü Merdivenli Cami ismi ile tanınmıştır.



Dikdörtgen planlı cami ahşap çatılıdır. Yanında tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.





Orhan Gazi Camisi (Gebze)


Kocaeli Gebze ilçesi Menzilhane Mahallesi’nde bulunan Orhan Gazi Camisi’nin kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Başbakanlık Arşivindeki kayıtlarda 1328 yılında caminin yapımına başlanıldığı öğrenilmiştir. Ayrıca Ekrem Hakkı Ayverdi’nin değindiği Kocaeli il tahrir defterlerinde bununla ilgili kayıtlar bulunmaktadır:



“Karye-i Danişmend Virani Tabi-i Orhan Bey taberesah ü Gebuze Camisine vakfetmiş Padişahımız sizce lehu enseranhu_Hazretleri Muhyiddin nam kimesneye saduka idüp eline Hükm-i Hümayun virmiş deyu cem’i gün bir cüz Kur’anı- Azim ve sure-i En’amdan bir aşar okuya...”



Bu kayıtlardan öğrenildiğine göre, bir köyün gelirine bir cüz okunması karşılık tutulmaktadır. Ayrıca diğer görevliler için ayrılmış birkaç köy de haşiyede belirtilmiştir. Caminin vakfiyesinde de “Gekbuse kasabasında merhum ve mağfurun Sultan Orhan Cami-i Şerif-i Vakfı” başlığı altında görevlerini gösteren kayıtlar vardır.



Sultan Orhan Camisi’nin yapımında çevredeki Bizans yapılarının mimari kalıntılarından yararlanılmıştır. Kaynaklar bu konuda bilgi vermemesine rağmen caminin bir Bizans kilisesi üzerinde, onun mimari parçalarından yararlanılarak yapıldığı da yazılıdır. Nitekim cami avlusunda Bizans dönemine tarihlenen sütun başlıkları, su haznesi olarak kullanılan Grekçe yazılı lahit ve antik parçalar dikkati çekerse de bunlar çevreden toplanmış mimari elemanlardan başka bir şey değildir. Cami erken Osmanlı mimari özelliklerini yansıtmakta olup, bir Bizans yapısının temelleri üzerinde ve onun plan düzeninden yola çıkıldığını göstermekten de çok uzaktır.



Cami 12.30x12.30m ölçüsünde kare planlı bir yapıdır. Yapımında moloz taş ve yer yer tuğla hatıllar kullanılmıştır. İbadet mekanının üzeri tromplu, sekiz köşeli kasnağın taşıdığı basık bir kubbe ile örtülmüştür. Kasnağın çevresinde pencereler sıralanmıştır. İçerisinin aydınlatmasını duvarların her birinde altlı üstlü ikişer pencere sağlamıştır. Kıble duvarının ortasında yarım yuvarlak niş görünümündeki mihrabın özelliği bulunmamaktadır. Günümüzde mihrap badana edilmiş ve orijinalliğinden uzaklaşmıştır. Minber ise XIX. yüzyıla tarihlendirilmektedir.

İç mekanda bezeme olarak yalnızca kubbe kasnağında yazı frizi vardır. Ancak bu friz 1775 yılında yapılan onarım sırasında buraya yazılmıştır.



Caminin içerisinde ilgi çekici ağaç işçiliği örnekleri bulunmaktadır. Özellikle batı duvarı ve minare yanındaki meşe ağacından tek parça halindeki pencere kapakları Erken Osmanlı ağaç işçiliğinin tipik örneklerindendir. Bu kapakların oymalı demir çivileri, dövme çivileri, dövme çengelleri ahşabın yanı sıra maden sanatının da güzelliğini ortaya koymaktadır. Kapaklarının her kanadının üzerinde dikdörtgen çerçeveler içerisine alınmış kabartma sülüs yazılı ayetler dikkati çekmektedir. Bunların orta kısımlarında madalyonlar içerisinde bitki motifli, altışar kenarlı yıldızlar yerleştirilmiştir.



Caminin kuzey-doğu köşesine yerleştirilen minarenin kaidesi moloz taştan, gövdesi, şerefesi tuğladan yapılmıştır. Orijinal kaide üzerindeki gövde daha geç yıllara tarihlendirilmektedir. Minarenin Orijinal kaidesi caminin alt sıra pencerelerine kadar yükselmektedir.





İlyas Bey Camisi (Gebze)



Kocaeli Gebze ilçesi, Menzilhane Mahallesi’nde, Orhan Gazi Camisi’nin yakınındaki İlyas Bey Camisi’ni Akçakoca’nın oğlu İlyas Çelebi 1323 yılında yaptırmıştır. Caminin yanına zaviye ile sıbyan mektebi de yaptırmış olmasına rağmen onlar günümüze ulaşamamıştır.

İlyas Bey Camisi zamanla harap olmuş, yıktırılmış ve yerine mimari değeri olmayan bir cami yapılmıştır.



İlsa bey Camisi’nin orijinal durumu ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Eski camiden yalnızca minaresi günümüze gelebilmiştir.



Bugünkü cami dikdörtgen planlı olup, üzeri çatı ile örtülmüştür. Giriş kapısı üzerinde sülüs yazıyı kitabede caminin yapımı ile ilgili bir bilgi bulanmamaktadır. İbadet mekanı son derece basit olup içerisi beyaz badanalıdır. Duvarlarında altlı üstlü ikişer pencere bulunmaktadır. Bu pencerelerden alt sıradakiler dikdörtgen söveli üst sıradakiler kemerli ve alçı şebekelidir. Avluda yakın tarihlerde yapılmış bir şadırvan, kuyu bileziği ve bir de eski mezar taşı bulunmaktadır
.

Kırklareli Cami ve Mescitleri

Kırklareli Cami ve Mescitleri

Hızır Bey Camisi (Büyük Cami) (Merkez)





Kırklareli Çarşı Meydanı’nda, Kara Umur ve Eski Hükümet caddelerinin kesiştiği köşede bulunan Hızır Bey Camisi, kitabesinden öğrenildiğine göre; Köse Mihalzade Hızır Bey tarafından 1383-1384 yılında yaptırılmıştır. Kaynaklardan öğrenildiğine göre de Aydoslu Hacı Yusuf Paşa tarafından 1824-1825 yılında onarılmıştır.



Günümüzde önünden geçen caddelere göre daha yüksekte olan caminin etrafını çeviren avlu duvarları ile son cemaat yeri önündeki şadırvan sonradan yapılmıştır. Daha önce hazire olduğu sanılan avlunun güneyinde bugün yalnızca Hızır Bey’in oğlu Abdullah Bey’in mezarı bulunmaktadır.



Cami kare planlı olup, üzeri merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Kuzeyinde 1824 depreminde yıkılan ve aynı yıl Aydoslu Hacı Yusuf paşa’nın yaptırdığı son cemaat yeri bulunmaktadır.Sonraki yıllarda son cemaat yeri bir kez daha yıkılmış ve Tosunoğlu Ali Efendi tarafından 1887-1888 yılında yeniden yaptırılmıştır. Son cemaat yeri kiremit çatı ile örtülü olup, dış görünüşü ile sivil bir yapı görünümündedir. Giriş portalinin iki yanında simetrik yerleştirilmiş birer dikdörtgen pencere bulunmaktadır. Bunların dış yüzlerinde birer mihrapçık yer almaktadır. Son derece sade olan bu portalin üzerinde iki kitabe vardır. Bunlardan biri yapım, diğeri de onarım kitabesidir.





Cami kesme köfeki taşından yapılmış, üzerini örten kubbe kurşunla kaplanmış, köşelerinde kalan bölümleri ise kurşun kaplı çatılarla örtülmüştür. Kubbe içeriden üçgenlerle meydana getirilmiş, onikigen kubbe kaidesi ise dışarıdan oldukça basık görünümlüdür. İbadet mekanının duvarlarının üzerindeki dar bir saçak bütün cepheyi dolaşmaktadır. Bu saçak üzerinde kubbe eksenlerine yerleştirilmiş sivri kemerli ve alçı şebekeli küçük birer pencere de dört yöne açılmıştır. İbadet mekanının güney duvarında dört, doğu ve batı duvarlarında beşer penceresi bulunmaktadır. Doğu, batı ve güneydeki dörder pencere iki altta, iki de bunların üzerinde olmak üzere üç cephede de aynı şekilde yerleştirilmiştir.



Girişin karşısında bulunan mihrap sivri kemerli alınlığı ile birlikte dikdörtgen profilli bir bordürle çerçevelenmiştir. Caminin içerisi XIX.yüzyılda yapılan tamirler sırasında Batı etkisinde kalen işleri ile bezenmiştir.



Caminin kuzeybatısında bulunan minare düzgün kesme köfeki taştan örülmüştür. Tek şerefeli ve çok yüzlü olan minare gövdesi Balkan Savaşı sırasında, 1912’de Bulgarlar tarafından yarısına kadar yıkılmış, 1937 yılında da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yenilenmiştir.





Kadı Emin Çelebi Camisi (Merkez)



Kırklareli Ahmet Mithat İlköğretim Okulu’nun karşısında bulunan bu camiyi, Kırklareli’nde kadılık yapmış olan Emin Çelebi XVI.yüzyılın ikinci yarısında yaptırmıştır. Bu bakımdan da halk arasında Kadı Camisi olarak da tanınmaktadır. Kitabesi yoktur.



Cami kare planlı olup, kuzey yönüne sonradan basit bir son cemaat yeri eklenmiştir. Doğusunda ise sonradan yapılmış şadırvanı ile küçük bir avlusu bulunmaktadır. Cami iri moloz taştan yapılmış, duvar örgüsünde yer yer tuğlalar da kullanılmıştır. Üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. İbadet mekanının doğu, batı ve güney cephelerinde iki kat halinde dörder penceresi vardır. Bu pencerelerden alt sıradakiler dikdörtgen, üst sıradakiler de yuvarlak kemerlidir. Üst sıra pencereler alttakilere göre daha küçüktür. Camiye sonradan eklenen moloz taştan son cemaat yerinden sade bir portal ile iç mekana girilmektedir. Portal profilli dikdörtgen bir çerçeve içerisindedir. Mihrap mermerden olup, dikdörtgen çerçeve içerisinde mukarnaslı bir niş şeklindedir. İki yanına da birer sütunçe yerleştirilmiştir. İbadet mekanının üzeri ahşap bir tavanla örtülüdür.



Caminin batı duvarına minare eklenmiştir. Kare kaide üzerinde tek şerefeli, kesme taştan yuvarlak gövdeli olarak yapılmıştır.





Beyazıt (Paşa) Camisi (Merkez)





Kırklareli il merkezinde, Hatice Hatun Mahallesi’nde bulunan bu caminin yapımına XVI. yüzyılda, II. Beyazıt döneminde başlanmış, Beylerbeyi Gülabi Ahmet Paşa h. 1002 (1593–1594) yılında tamamlamıştır. Cami Sultan Beyazıt tarafından başlatılıp, Gülabi Ahmet Paşa tarafından tamamlanmış olmasından ötürü Beyazıt Camisi veya Paşa Camisi isimleri ile tanınmaktadır.



Cami kare planlı olup, tuğla hatıllı ve köfeki taşından yapılmıştır. Duvarların dış yüzlerinde alternatif olarak sıralanmış tuğlalar, köfeki taşlar görülmektedir. İbadet mekânının üzeri kiremitli bir çatı ile örtülmüştür. İbadet mekânının içerisi oldukça basittir. Mihrap nişi dikdörtgen profil içerisine alınmıştır.



Tek şerefeli minaresi köfeki taşından 1958 yılında eklenmiştir. Avlusunda Gülabi Ahmet Paşa’nın mezarı ile caminin avlu kapısı önünde bir de çeşmesi bulunmaktadır.







Kapan (Karaca İbrahim Bey) Camisi (Merkez)





Kırklareli Belediye Sarayı’nın yanında bulunan bu camiyi Karaca İbrahim Bey h. 1050 (1640) yılında yaptırmıştır.



Halk arasında Karaca İbrahim Camisi olarak da tanınan bu yapı kesme taştan kare planlı olarak yapılmış olup, üzeri çatı ile örtülüdür. Duvarlarının dış yüzleri yontma köfeki taşından olup, taş dizileri arasına tuğla hatıllar yerleştirilmiştir.1958 yılında onarılmıştır.



Yanında bulunan minaresi kesme taştan kare kaideli, yuvarlak gövdeli, tek şerefeli ve taş külahlıdır. Binanın yanına sonraki yıllarda müftülük binası eklenmiştir.











Karakaş Camisi (Merkez)





Kırklareli Yeni Hükümet semtinde bulunan bu camiyi Karakaş Hacı Mehmet Bey h.1110 (1628) yılında yaptırmıştır.



Kesme taştan, kare planlı ve çatılı olan cami değişik zamanlarda yapılan onarımlarla özelliğinden uzaklaşmıştır. Cami moloz taş ve ahşap çatılıdır. Caminin önüne sonraki dönemlerde bir son cemaat yeri eklenmiştir. İbadet mekânı iki sıra halinde pencerelerle aydınlatılmıştır. Bunlardan alt sıradakiler dikdörtgen söveli, üst sıradakiler de alçı şebekelidir. Yapılan onarımlar sonucunda cami orijinalliğinden kısmen de olsa uzaklaşmıştır.



Yanında kare kaideli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Minare kesme köfeki taşından olup, ilk yapıldığı döneme aittir.















Üsküpdere Camisi (Merkez)



Kırklareli Üsküpdere Köyü’nde bulunan bu caminin kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.



Moloz taştan, dikdörtgen planlı, çatılı basit bir köy camisidir. İbadet mekanının içerisinde mimari yönden dikkat çeken bir özellik bulunmamaktadır. Yanında tek şerefeli, yuvarlak gövdeli minaresi bulunmaktadır.





Cedit Ali Paşa Camisi (Babaeski)





Kırklareli Babaeski ilçesinde, İstanbul yolu üzerinde bulunan bu camiyi Hersekli Semiz Ali Paşa yaptırmıştır. Caminin yapım kitabesi olmamakla beraber, Mimar Sinan’ın eserlerini veren kaynaklarda Mimar Sinan tarafından yapıldığı belirtilmektedir. Semiz Ali Paşa’nın 1561-1565 yıllarında Veziriazam oluşu dikkate alınacak olunursa, Caminin de XVI.yüzyılın ortalarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Cami avlusunun batı portali üzerinde, Sultan II.Mahmut zamanında, 1832-1833 yıllarında onarıldığını belirten bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabe:



Şeyhinşah, ibâdet-pişe han Mahmud hayr a’mâl

O, hâmi-i şeriat âlemin emn ü emânıdır.

Değil Hz.Peygamber ve Zıll-ı Cenabı Hak

Cihânın padişâhı mehdi i sahib-i zamanıdır

Ali Paşanın etti ma’bedin ta’mir gördüğü

Senây-ı cûdu hayrı herkesin vird-i zebanıdır

Sâlat-ı hamse de ol şah-ı devrana dua kıl kim

Bu din ve devlet ve mülkün medâr-ı fahr-ı şânıdır

Sipihr tâkına aynı Süreyyâ oldu tarihim

Bu dil-cü camiin muhyisi han Mahmud sânidir.

1248 (1832-1833)



Cedit Ali Paşa Camisi, medrese, hamam, kervansaray, dükkanlar ve kütüphaneden meydana gelen büyük bir külliye halinde yapılmış olmasına rağmen, cami dışındaki yapılar tamamen yıkılmış ve günümüze gelememiştir.



Cami kareye yakın dikdörtgen planlı olup, mihrap dışarıya doğru çıkıntılıdır.İbadet mekanının üzeri altı kemer üzerine oturmuş merkezi bir kubbe ve onu destekleyen yarım kubbelerle örtülmüştür. Üst örtüyü taşıyan altı payeden ikisi kuzey ve güneydeki duvara gömülüdür.Doğu ve batıdakiler ise, oldukça büyük payanda niteliğindedir. Güneyde mihrap önündeki bölümün üzerini de yarım bir kubbe örtmektedir. Merkezi kubbe ve yarım kubbelerin oluşturduğu kademeli örtü sistemi caminin dış görünümüne kütlevi bir şekil vermiştir.





Düzgün kesme taşlardan yapılmış olan caminin dış duvarlarını çepeçevre bir saçak kornişi kuşatmıştır. Doğu, batı ve güneydeki pencereler üst üste iki dizi halinde sıralanmıştır. Bunlardan üst sıradaki pencereler sivri kemerli ve alçı şebekelidir. Alt sıradaki pencereler dikdörtgen olup, ince profillerle çevrelenmiştir.



İbadet mekanı pencerelerle aydınlatılmış olup, son derece ferah bir görünümdedir. Beyaz badanalı merkezi kubbenin ortasına Avrupai üslupta bitkisel motiflerden oluşan büyükçe bir göbek yapılmıştır. Ayrıca kubbe kasnağı altında da dar bir friz dolaşmaktadır. Bunların altındaki pandantifler stalaktitli olup, oldukça kaliteli bir işçilik göstermektedir.



Mihrap iki yanındaki pencerelerin arasında yer almaktadır. Mermerden, altı köşeli mihrap nişi stalaktitlidir. Dikdörtgen bir bordürle de sınırlanmıştır. Bu bordürün alınlığı palmetlerle bezenmiştir. Güney duvarı çıkıntısının sağ yanındaki minber mermerdendir. Çeşitli geometrik ve bitkisel motiflerle bezelidir.



Son cemaat yeri güney duvarını ve ibadet mekanının kuzey duvarının devamı şeklinde iki yana taşırmıştır. Her iki duvarda da sivri kemerli birer penceresi vardır. Son cemaat yeri doğuda üç, batıda iki büyük pencere şeklindedir. Bunlar büyük tezyini kemerler içerisine alınmıştır.Son cemaat yerinin dış revakında altı sütun bulunmakta olup, bunlardan ortadaki iki sütun köfeki taşından poligonal gövdeli, mukarnas başlıklıdır. Yan taraftaki sütunlar ise baklava başlıklı, silindirik mermer gövdelidir. Ayrıca iç revak sütunları da silindirik, mermer gövdeli, mukarnas başlıklıdır.



Caminin kuzey duvarı ortasındaki portali silmeli, dikdörtgen bordürle çevrelenmiş stalaktitli olarak sona ermektedir. Ayrıca iki yanında stalaktitli küçük birer niş bulunmaktadır. Caminin kuzeybatısındaki minarenin kaidesi ince silmelerle dikdörtgen panolar halindedir. Gövde çok yüzlü olup, tek şerefelidir. Şerefe altında son derece güzel işlenmiş stalaktit frizleri bulunmaktadır. Minare Balkan Savaşı sırasında, 1912’de Bulgarlar tarafından kısmen yıkılmıştır.



Cami ve minare Vakıflar Genel Müdürlüğü mimarı Süreyya Yücel tarafından yeni baştan yapılırcasına 1939-1940 yıllarında onarılmıştır.





Fatih (Küçük-Eski) Cami (Babaeski)





Kırklareli Babaeski ilçesinde, Çarşı Mevkiinde, küçük bir meydanda bulunan bu cami, Babaeski’de Osmanlılar döneminde yapılmış ilk yapıdır. Giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre; Fatih Sultan Mehmet’in emri ile 1467 yılında yaptırılmıştır.



Kitabe:



Buniye hâzâl-mescit bi emri’s-Sultan Muhammed bin Murad Han Hullide zamanuhu

Fi’l-İşrin min Şevval li-seneti ihdâ ve seb’ine ve şemâne mie Hicriye h.871 (1467).



Cami kare planlı olup, önünde sonradan yapılmış bir son cemaat yeri vardır. Muntazam kesme taş ve kısmen de iri moloz taşlardan yapılmıştır. Üzeri kiremit çatı ile örtülüdür. Ön kısmında Aylı Çeşmesi bulunmaktadır. Bu çeşme aynı zamanda son cemaat yerinin görünümünü engellemiştir. Basit bir girişi olan son cemaat yerinin iki yanı sağır duvardır. Ön cephesindeki büyük pencere açıklıklarının ortasında giriş kapısı bulunmaktadır. Son cemaat yeri iki katlı olup, girişin sağındaki merdivenle ikinci katı oluşturan kadınlar mahfeline çıkılmaktadır. Son cemaat yerinden ibadet mekanına giriş dikdörtgen bir kapı iledir. Bu kapının üzerine caminin yapım kitabesi yerleştirilmiştir.



İbadet mekanı 10.00x10.00 m. ölçüsünde ve oldukça alçak düz bir tavanla örtülmüştür. Doğu, batı ve güney yönündeki pencereler birbirlerine simetrik olarak yerleştirilmiştir. Pencere ve mihrabı kuşatan kalem işleri dışında bezeme bulunmamaktadır. Mihrap yarım silindirik niş şeklinde olup, iki yanında kalem işi ve sahte sütunlarla süslenmiştir.



Minare kaidesi alt sıra pencereler boyunca yükselmektedir. Bunun üzerine çok yüzlü, köfeki taşından tek şerefeli, kurşun külahlı minaresi oturtulmuştur.





Kadı Ali Camisi (Lüleburgaz)



Kırklareli Lüleburgaz ilçesinde, Eski Cami Sokak’ta bulunan bu camiyi Kadı Ali isimli bir kişi yaptırmıştır. Yapım tarihi bilinmemektedir.



Cami moloz taştan yapılmıştır. Kare planlı olup, üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. İbadet mekanı mimari yönden bir özellik göstermemektedir. Yanındaki kare kaide üzerindeki minaresi yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.



Sokulu Mehmet Paşa Camisi (Lüleburgaz)





Kırklareli Lüleburgaz ilçesinde bulunan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi’nin bir bölümünü oluşturan cami Mimar Sinan tarafından yapı topluluğu ile birlikte yaptırılmıştır. Caminin külliye ile birlikte yapımına 1568 tarihinden önce başlandığı sanılmaktadır.



Sokulu Mehmet Paşa Camisi’nin tek kubbeli Osmanlı camileri arasında özel bir yeri vardır. Burada tek kubbeli cami plan sınırlarının genişletilmesi ortaya çıkmıştır. Caminin doğu ve batı yönünde ana mekan birer kemerle genişletilmiş ve buralara iki taraftan merdivenlerle çıkılan mahfeler yerleştirilmiştir. Ayrıca dışarıdaki dört kenarda yer alan köşe kuleleri de yapıya daha ağır ve görkemli bir görünüş kazandırmıştır.



Külliyenin ana noktasını oluşturan camiye, külliyenin ana girişinden başka avlunun iki yanından da girilmektedir. Camide koyu yeşil mermer üzerine yazılan tarihsiz bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabe Dua Kubbesi’nden revaklı avluya açılan kapı üzerindedir. Son cemaat yeri iki bölümlü olup, iklim nedeniyle de üç tarafı kapatılmıştır. İç kısımdaki son cemaat yeri sekiz stalaktit başlıklı, dokuz sivri kemer üzerine oturan sekiz kubbe ve bir tonozdan meydana gelmiştir. Caminin ikinci son cemaat yeri de sekiz baklava başlıklı olup, bunlar sivri kemerlerle birbirlerine bağlanmışlardır. Bu bölümün üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür.



İbadet mekanını örten kubbe bir taraftan mihrap duvarına, diğer taraftan da sütunların taşıdığı geniş kemerler üzerine oturmuştur. İbadet mekanını aydınlatan pencereler iki sıra halindedir. Alt sıradaki pencereler dikdörtgen şeklinde, düz silmeli, bronz şebekelidir. Üst pencereler ise, sivri kemerlidir.



Caminin Klasik devir özelliklerini yansıtan mihrabı mermerden yapılmıştır. Beşgen nişli oldukça yüksek olan mihrap yedi sıra mukarnaslıdır ve ortasında istiridye biçiminde bezemeler, yanlarında da yarım silindirik köşe sütunları bulunmaktadır. XVI.yüzyıl Klasik devir özelliklerini yansıtan bezemesi son derece sadedir. Minber geometrik şebekeli ve mermerden olup, bütün yüzeyleri naturalist çiçekler, Rumiler ve hafif kabartma süslemelerle işlenmiştir. Kuzey duvarındaki kadınlar mahfeli önünde yer alan müezzin mahfeli Bursa kemerlerinin taşıdığı mukarnas frizli, geometrik geçmeli kabartma korkulukları ile dikkati çekmektedir. Caminin iç kısmı kahverengi üzerine açık renkte rumi ve çiçeklerle bezenmiş kalem işleri ile süslenmiştir. İçerisindeki yazılar, kervansarayın kitabelerini de yazmış olan Hattat Hasan Çelebi ile Abbas Mursi’ye aittir.



Caminin minaresi kesme taş kaide üzerinde yuvarlak olup, tek şerefelidir. Lüleburgaz’ın Bulgarlar tarafından işgali sırasında yıkılmış, Cumhuriyetin ilk yıllarında da yeniden yapılmıştır.





Gazi Süleyman Paşa Camisi (Vize Ayasofyası) (Vize)





Gazi Süleyman Paşa Camisi ismi ile tanınan yapı MS.V.-VI.yüzyıllarda antik bir yapının kalıntıları üzerine bazilika planında yapılmış bir Bizans kilisesidir. Bu yapı aynı zamanda Küçük Ayasofya olarak da tanınmaktadır.



Ahşap çatılı taş ve tuğladan yapılmış, üç apsidli bu yapının içerisi ilk yapımında üçer sütunlu iki dizi ile üç nefe ayrılmış, sonraki yıllarda bu sütunların yerini payeler almıştır. Üzerini örten ahşap çatı ise bir süre sonra yıkılmış XII.-XIII.yüzyıllarda buraya yüksek kasnaklı bir kubbe yapılmıştır. Bu kubbenin dışında kalan yerler de tonoz örtülüdür. Değişik dönemlerde yapılan onarımlar sonucunda bu camide farklı bir plan düzeni ortaya çıkmıştır. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde yapılan onarımlar yapının orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmasına neden olmuştur. Mimari yönden bakıldığında yapının altı bazilika, üzeri de kapalı Yunan haçı planındadır.