Riva diğer adıyla Çayağzı İstanbul'a 40km. mesafede olup Anadolu Feneri ve Şile arasında yer almaktadır. Burada 1920'li yıllara kadar rumlar oturmaktaydı. Mübadeleyle buraya Karadeniz'li köylüler yerleşmiştir.
Kumsalın arasından denize dökülen dere tam bir doğa harikasıdır. Riva etrafı ormanlarla kaplı olması ve az nüfusuyla kafa dinlemek isteyenlerin tercihi. İstanbul'a yakın olmasından dolayı özellikle hafta sonları kaçamak tatil yapmak isteyenlerin ilk duraklarından biridir. Temiz deniziyle de yaz aylarında kalabalıklar artmakta günü birlik deniz tatili yapmak isteyenlerinde çok tercih ettikleri bir yerdir.
Riva Kalesi görülmesi gereken tarihi yerlerden biridir. Buranın tarihi belli değildir. Ama muhtemeldir ki bu kale İstanbul'u kuşatmak istecek olanları durdurmak ve gözlemlemek için yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Koruma altında olmadığı için tahrip edilmektedir. Kalenin girişinde bulunan iki mahzen hemen dikkat çekmektedir.
Gebze'nin Tepecik köyünde başlayıp Riva'da denize dökülen dere son yıllarda çevre kirliliğinden nasibini almıştır. Atıklar sebebiyle deredeki oksijen azaldığından balık popülasyonunda azalma görülmektedir. Daha önceleri çok sayıda balık çeşidi bulunan dere şu an oldukça azalmış balık çeşidiyle karşı karşıyadır. Dere kenarlarında köyler bulunmaktadır.
Riva'a konaklama yapacak tesisler bulunmaktadır.
Riva'ya ulaşım İstanbul Anadolu yakasından TEM yolundan Kavacık sapağından çıkıp Polonezköy- Riva yönüne devam edin. Sağda Acarkent sapağından girmeden devam edin tünelden geçip tabelayı takip edin. Kısa sürede rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
3 Eylül 2012 Pazartesi
Karasu
Karasu, Maramara Bölgesi'nin en önemli sayfiye yerlerinden biridir.İstanbul'a a yakın olan Karasu Karadeniz'e kıyısı olan bir yerdir. Karasu Sakarya iline bağlı olup Bolu'yla sınırdır. Marmara'nın Batı Karadeniz bölgesinde bulunan ilçe özellikle yaz aylarında oldukça yoğun bir nüfusa sahip oluyor.
Genelde her mevsim yağışlı olan Karasu iki ay kadar kısa bir yaza sahiptir. Burada yaşayan halk tarım, hayvancılık ve balıkçılıkla geçinmektedir.
Karasu'ya ulaşım İstanbul yönünden gelirken Kocaeli-Adapazarı-Karasu veya Şile'den Karasu'ya ulaşım sağlanabilir. Adapazarı yönünden Söğütlü-Ferizli-Sinanoğlu-Limandere- Karasu olarak yapılır. Bolu'dan Düzce-Akçakoca-Kocaali hattından yapılır.
Karasu'da konaklama yapmak için otel, pansiyon ve özellikle apartlar bulunmaktadır.
Sahil boyunca bulunan kafe, restoran ve barlarda eğlenceli zamanlar geçirebilirsiniz.
Karasu ve etrafı gezilmesi gereken çok yere sahiptir. Etrafında bulunan köyler ve özellikle Maden Deresi kenarında yapılacak piknik ile keyif almanızı sağlayacaktır.
Genelde her mevsim yağışlı olan Karasu iki ay kadar kısa bir yaza sahiptir. Burada yaşayan halk tarım, hayvancılık ve balıkçılıkla geçinmektedir.
Karasu'ya ulaşım İstanbul yönünden gelirken Kocaeli-Adapazarı-Karasu veya Şile'den Karasu'ya ulaşım sağlanabilir. Adapazarı yönünden Söğütlü-Ferizli-Sinanoğlu-Limandere- Karasu olarak yapılır. Bolu'dan Düzce-Akçakoca-Kocaali hattından yapılır.
Karasu'da konaklama yapmak için otel, pansiyon ve özellikle apartlar bulunmaktadır.
Sahil boyunca bulunan kafe, restoran ve barlarda eğlenceli zamanlar geçirebilirsiniz.
Karasu ve etrafı gezilmesi gereken çok yere sahiptir. Etrafında bulunan köyler ve özellikle Maden Deresi kenarında yapılacak piknik ile keyif almanızı sağlayacaktır.
Marmaris,Hisarönü,Datça - Marmaris mavi yolculuk turu
Marmaris'ten başlayıp Hisarönü, Datça ve tekrar Marmaris'te son bulan Ege'nin Akdeniz'le birleştiği o eşsiz güzellikteki koyları, masmavi denizi, yemyeşil ormanlarıyla ünlü yerlerini detaylı göre imkanı sağlayan mavi yolculuk turları sizlere unutamayacağınız tatil imkanı sunmaktadır.
Mavi yolculuk turları Nisan ayında başlayıp Eylül ayına kadar devam etmektedir. Marmaris- Hisarönü- Datça- Marmaris mavi yolculuk turu 8 gün sürmektedir. Mavi yolculuk ücreti aya göre değişmektedir. Ücretler kişi başı tam pansiyon olarak değerlenmiştir.
Turun ilk günü tekneye gelerek çalışanlar tarafından yerleştirilmektedir. Hazırlıklar sonrası Marmaris limanında geceleyeceksiniz.
İkinci gün sabah ilk durak olarak Kadırga'ya gelerek yüzme ve öğle yemeği molası vermektir.Daha sonra bozulmamış doğasıyla sizi kendine hayran bıraktıracak olan Gebe Kilisesi koyuna gidilmektedir. Gece burada kalınacaktır.
Üçüncü gün kahvaltı sonrası Serçe Koyuna hareket edilmektedir. Yüzme ve öğle yemeği burada yenildikten sonra Bozukkale Koyuna gidilmektedir. Burada karaya çıkıp harabeler arasında gezebilirsiniz. Gece bu koyda geçirilmektedir.
Dördüncü gün Yunan adası Symi'ye yakın bir mesafeden geçerek Datça yakınlarından Kargı Koyuna ulaşılır. Buradan geceyi geçirmek için Datça limanına giriş yapılır.
Beşinci gün Datça Limanından ayrılarak yaklaşık 2,5 saatlik bir yolculuktan sonra Dişlice Adasına geçip Bencik'e ulaşılır. Buradan Selimiye yakınlarına gelerek gece konaklama yapılır.
Altıncı gün Korsa Koyuna geçerek öğle yemeği yenir.Kumluburun Koyuna geçerek gece burada geçirilir.
Yedinci gün Kumlubük Koyuna geçilerek Akşam üzeri Marmaris Limanına ulaşılır. Gece burada geçirilir.
Sekizinci gün sabah kahvaltısından sonra tekneden yolcularımız ayrılırlar.
Mavi yolculuk turları Nisan ayında başlayıp Eylül ayına kadar devam etmektedir. Marmaris- Hisarönü- Datça- Marmaris mavi yolculuk turu 8 gün sürmektedir. Mavi yolculuk ücreti aya göre değişmektedir. Ücretler kişi başı tam pansiyon olarak değerlenmiştir.
Turun ilk günü tekneye gelerek çalışanlar tarafından yerleştirilmektedir. Hazırlıklar sonrası Marmaris limanında geceleyeceksiniz.
İkinci gün sabah ilk durak olarak Kadırga'ya gelerek yüzme ve öğle yemeği molası vermektir.Daha sonra bozulmamış doğasıyla sizi kendine hayran bıraktıracak olan Gebe Kilisesi koyuna gidilmektedir. Gece burada kalınacaktır.
Üçüncü gün kahvaltı sonrası Serçe Koyuna hareket edilmektedir. Yüzme ve öğle yemeği burada yenildikten sonra Bozukkale Koyuna gidilmektedir. Burada karaya çıkıp harabeler arasında gezebilirsiniz. Gece bu koyda geçirilmektedir.
Dördüncü gün Yunan adası Symi'ye yakın bir mesafeden geçerek Datça yakınlarından Kargı Koyuna ulaşılır. Buradan geceyi geçirmek için Datça limanına giriş yapılır.
Beşinci gün Datça Limanından ayrılarak yaklaşık 2,5 saatlik bir yolculuktan sonra Dişlice Adasına geçip Bencik'e ulaşılır. Buradan Selimiye yakınlarına gelerek gece konaklama yapılır.
Altıncı gün Korsa Koyuna geçerek öğle yemeği yenir.Kumluburun Koyuna geçerek gece burada geçirilir.
Yedinci gün Kumlubük Koyuna geçilerek Akşam üzeri Marmaris Limanına ulaşılır. Gece burada geçirilir.
Sekizinci gün sabah kahvaltısından sonra tekneden yolcularımız ayrılırlar.
Didim
Aydın'da bulunan Didim 1991 yılında ilçe olmuştur. Doğusunda Muğla, güneyi ve batısında Ege denizi, kuzeyinde ise Menderes nehri ve Bafa gölü bulunan tatil cenneti, 300 kilometrekare civarında yüzölçümüne sahiptir. Didim konumu nedeniyle tarihinde bir çok uygarlıklara misafirlik etmiştir. Çevresinde bulunan Milet, Efes, Prien gibi antik şehirlerede yakınlığı nedeniyle dikkat çekmektedir. Bu nedenle Didim kültür ve tarih turizminde önemli bir yere sahiptir.
Didim tarihsel dokusunun yanında muhteşem doğası, plajları ve berrak deniziyle günümüzde en çekici turizm bölgelerinden biri haline gelmiştir. 53 kilometrelik sahil şeridi içerisinde onlarca koya sahiptir. Bunların arasında en ünlülerinden biride Altınkum plajıdır. Haydar Koy, Çamlık, Gümüş Koy, Cennet Koy, Gaye Koyu ve Akvaryum Koy ilgi gören diğer yerleri arasında bulunmaktadır.
Didim'e gittiğinizde mutlaka yapmanız gereken tekne turuna katılmaktır. Yapılan bu tekne turlarıyla Didim koylarını ve adaları gezebilir Apollon Tapınağını ziyaret edebilirsiniz. Bölgede bir çok otel bulunmaktadır. Kaliteli hizmet veren bu oteller yerli ve yabancı misafirlere en iyi şekilde ağırlamaktadır.
Didim tarihsel dokusunun yanında muhteşem doğası, plajları ve berrak deniziyle günümüzde en çekici turizm bölgelerinden biri haline gelmiştir. 53 kilometrelik sahil şeridi içerisinde onlarca koya sahiptir. Bunların arasında en ünlülerinden biride Altınkum plajıdır. Haydar Koy, Çamlık, Gümüş Koy, Cennet Koy, Gaye Koyu ve Akvaryum Koy ilgi gören diğer yerleri arasında bulunmaktadır.
Didim'e gittiğinizde mutlaka yapmanız gereken tekne turuna katılmaktır. Yapılan bu tekne turlarıyla Didim koylarını ve adaları gezebilir Apollon Tapınağını ziyaret edebilirsiniz. Bölgede bir çok otel bulunmaktadır. Kaliteli hizmet veren bu oteller yerli ve yabancı misafirlere en iyi şekilde ağırlamaktadır.
Bodrum Gökova mavi yolculuk turu
Mavi yolculuk ilk kez Halikarnas Balıkçısı tarafından yapılmış ve örnek olmuştur. Bodrum'a sürgüne gelen Halikarnas Balıkçısı buranın eşsiz güzellikte bir yer olduğunu keşfedip teknesiyle bakir koyları gezmeye başlamış. Bozulmamış doğa ve tertemiz denizin turizme açılması gerektiğini savunmuş ve öncü olmuştur.
Mavi yolculuk sayesinde kara yoluyla ulaşamayacağınız koyları görüp turkuaz mavisi denizinde yüzebilirsiniz.
Bodrum- Gökova mavi yolculuk turu 8 gün sürmektedir. Tur Bodrum limanından başlamaktadır. İkinci gün Karaada'ya yelken açılıp öğleden sonra Orak Adası'na gidilir. Bir gece burada konaklama yapıldıktan sonra sabah Yedi Adalar'a hareket edilir. Gün boyu adalar arasında gezinti yapıldıktan sonra geceyi geçirmek için Küfre'ye gidilir. Sabah Küfre'den demir alıp Gökova Körfezi'nin en gözde koylarından olan Löngöz'e geçilir. Oradan da Karacasöğüt'e gidilir. Gece burada geçirilir. Sabah Sedir Adası'na ulaşılır. Buradaki antik kent ziyaret edilip eşsiz güzellikteki kumlarla ünlü olan Cleopatra Koyu'nda denize girilir. Buradan İngiliz Limanına gidilip gece burada geçirilir. Sabah Tuzla'ya hareket edilip öğlen Ballısu'ya gidilir. Burada denize girilir gece Tuzla civarındaki koylardan birinde kalınır. Sabah Çökertme'ye gidilir. Kızılliman'da son yüzme molasından sonra akşam geç saatlerde Bodrum Limanı'na ulaşılır. Sabah erken saatte kahvaltıdan sonra yolcular tekneden ayrılırlar.
Teknede kahvaltı, öğlen ve akşam yemekleri ücrete tabidir. Ören yerleri biletleri, içkiler ekstraya girmektedir.
Rota hava şartlarınabağlıolarak kaptan tarfaından değiştirilebilir.
Mavi yolculuk sayesinde kara yoluyla ulaşamayacağınız koyları görüp turkuaz mavisi denizinde yüzebilirsiniz.
Bodrum- Gökova mavi yolculuk turu 8 gün sürmektedir. Tur Bodrum limanından başlamaktadır. İkinci gün Karaada'ya yelken açılıp öğleden sonra Orak Adası'na gidilir. Bir gece burada konaklama yapıldıktan sonra sabah Yedi Adalar'a hareket edilir. Gün boyu adalar arasında gezinti yapıldıktan sonra geceyi geçirmek için Küfre'ye gidilir. Sabah Küfre'den demir alıp Gökova Körfezi'nin en gözde koylarından olan Löngöz'e geçilir. Oradan da Karacasöğüt'e gidilir. Gece burada geçirilir. Sabah Sedir Adası'na ulaşılır. Buradaki antik kent ziyaret edilip eşsiz güzellikteki kumlarla ünlü olan Cleopatra Koyu'nda denize girilir. Buradan İngiliz Limanına gidilip gece burada geçirilir. Sabah Tuzla'ya hareket edilip öğlen Ballısu'ya gidilir. Burada denize girilir gece Tuzla civarındaki koylardan birinde kalınır. Sabah Çökertme'ye gidilir. Kızılliman'da son yüzme molasından sonra akşam geç saatlerde Bodrum Limanı'na ulaşılır. Sabah erken saatte kahvaltıdan sonra yolcular tekneden ayrılırlar.
Teknede kahvaltı, öğlen ve akşam yemekleri ücrete tabidir. Ören yerleri biletleri, içkiler ekstraya girmektedir.
Rota hava şartlarınabağlıolarak kaptan tarfaından değiştirilebilir.
7 Ağustos 2012 Salı
Ağrının Tarihi Yerleri
Diyadin Kalesi
İlçe merkezinin güneyine düşer. Evliya Çelebi’ye göre Diyadin kalesi Azerbaycan hükümdarı Ziyaeddin ((Sultan Hasan oğlu-Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu) tarafından yapılmıştır. Aslında kalenin yapılış tarzı, kullanılan malzeme ve işçiliği yönünden Urartu eserlerine çok benzemektedir. Bir sınır kalesi olan Diyadin kalesini Ziyaeddin yeniden onartmış, eklemeler yapmış, mevcut kale içerisinde bir barınak ve hatta yaptırmıştır.
Seyyah Evliya Çelebi burayı gezdiği yıllarda Diyadin kalesinin 600 toprak örtülü evi, bir hanı, bir hamamı, 40-50 dükkânı varmış. Fakat günümüzde bahsedilen bu yapılara rastlanmamaktadır. Ancak kalenin az bir kalıntısı ve kaleden Murat nehrine inen bir suyolu mevcuttur.
Tokluca Kalesi
Diyadin ilçesine 19 km mesafede bulunan Tokluca Köyü’nün hemen arkasındaki tepe üzerinde bulunmaktadır.
Avnik Kalesi
Avnik Kalesi, Diyadin’e 29 km mesafedeki Aladağ’ın yüksek bir tepe noktasında yer alan “Ali Hido” adlı ile anılan “Yankaya” Mezrasında bulunmaktadır.
Kuje (Miraşe) Kalesi
Avnik Kalesi’nin yakın bir yerinde bulunan “Kuje Kalesi”de; Aladağ’ın yüksek noktalarında “Yankaya” mezrası sınırları içinde yer almaktadır.
Kudret Köprüsü
Köprü çermiğinin hemen yanı başındadır. Çermiğin adı da buradan gelmektedir. Murat nehri üzerinde tahminen 40 metre yüksekliğinde 30 metre eninde tabii bir köprü olarak sert kayalardan oluşmuş yıkılma tehlikesi olmayan karşı tarafa geçit veren bir köprü görünümündedir.
İshakpaşa Sarayı
İshak Paşa Sarayı, saraydan öte bir külliyedir. İstanbul Topkapı Sarayı’ndan sonra son devirde yapılmış sarayların en ünlüsüdür. Doğubayazıt’ın 7 km güneydoğusunda, Eski Doğubayazıt’ın kayalıkları üzerindedir.
Yapılan araştırmalarda sarayın banisi olan paşanın ya da paşaların kimliği konusunda tek kaynağa bağlı kalınmıştır. Bu kaynak, bugün yapı üzerinde bulunan bir kitabedir.
Sarayın yapımında kullanılan taşların Ağrı merkez ilçesine bağlı Ağadeve Köyü’nde ki ocaklardan çıkarıldıkları ve yaklaşık 110 km. uzaklıktaki Bayazıt’a görülünceye kadar kaybolmaları ve uygun yerlere yerleştirilmeleri için numaralandıkları da kaynaklarda yer almaktadır. Yine bazı kaynaklarda sarayın mimarlıklarının “Ahıskalı” oldukları belirtiliyorsa da bunların kimlikleri ve sarayları konusunda fazla bilgiye sahip değiliz. Ancak, sarayın çeşitli bölümlerindeki taşlar üzerinde, burada çalışan ustaların çok sayıda sembol ve işaretlerine rastlanmaktadır.
Eski Bayazıt Camii (Selim Camii)
Doğubayazıt, 1514 Çaldıran Savaşı’ndan sonra I. Selim zamanında Osmanlı topraklarına katılmış, Doğubayazıt Kalesinin hemen yanında, merkezi kubbeli ve tek minareli Selim Camii de o dönemde yapılmıştır. Caminin yer aldığı yamaç düzeltildikten sonra, duvar örülmek suretiyle düz bir teras oluşturulmuş ve üzerinde bu camii inşa edilmiştir. Kesme taştan yapılan bu camii, 15 – 20 m.x 15 -20 m. boyutlarında, kara planlı ve tek kubbelidir. Sonradan yıkılan beş gözlü son cemaat yeri ile bir minaresi vardı. Yapıda kahverengi tuğla kırmızısı, sarı ve beyaz renkte taşlar karışık bir biçimde kullanılmıştır.
Tarihi caminin giriş kapısı, beden duvarları, mihrabı, son cemaat yeri, mihrabiyeleri, duvar payeleri, kubbeye geçiş sistemleri, duvarlardaki kemerler, pencereler ve minarenin yapımında bir sadelik göze çarpar. Bayazıt Camii kubbesinin çökme tehlikesi ile karşı karşıya olmasından dolayı, camii şuanda ziyaret ve ibadete kapalıdır.
Bayazıt Kalesi (Doğubayazıt Kalesi)
Doğubayazıt şehrinin 7 km. güneydoğusunda Belleburç denilen bir konumda, sarp bir kayalık üzerinde kurulmuş olan ve günümüzde harabe bir durumda bulunan kalenin ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak kaledeki Urartu Kaya Mezarları ve antik çağlara ait kalıntılar, buranın antik bir yerleşme olduğu izlenimini vermektedir. Bayazıt şehrinin coğrafi konumu nedeniyle, kale tarih boyunca önemli görevler üstlenmiştir.
Keşiş Bahçesi
Eski Doğubayazıt’ın hemen altında adeta bir vaha görünümünde, yemyeşil büyük bir bahçedir. 16. Yüzyılda ortaya çıktığı sanılan ve asırlarca Anadolu’da dilden dile anlatılan, “Kerem ile Aslı” hikâyesinin bu bahçede geçtiği söylenir. Kerem, Ağrı Dağı’nı aşarak buraya gelir ve Aslı ile burada buluşur. Hikâye ayrı dinlerden oldukları için evlenemeyen iki gencin acı sonla biten aşklarını anlatır. Günümüzde Keşiş Bahçesi açık hava kafeteryası olarak hizmet vermektedir.
Ahmed-İ Hani Türbesi
Ahmed-i Hani, Hicri 1061 (M.S. 1651) tarihinde doğmuştur. Babası İlyas, dedesi Eyaz, büyük dedesi Rüstem’dir. Babası oğluna Ahmed adını verdi. Hani onun soyadı gibidir. Hani, biri yerleşim alanı bağımlılığı, diğeri de mensup olduğu aşirettir. Hani aşiretine mensup olan Ahmed’in şöhreti oluşunca, Hani soyadıyla anıldı. Doğum tarihini ve ömrünce yazıp emek verdiğini bildiren Hani’nin, doğum yerini bilerek belirtmediği düşünülmektedir.
Kendi kalemiyle doğum tarihi Hicri 1061 (Miladi 1651)’dir. Mem û Zîn’in bitişinin 1695, yaşının 44 olduğunu ve yazı alanına 14 yaşında başlayıp 30 yıl uğraştığını detaylarıyla anlatıyor.
Havaran Kalesi
Hamur ilçe merkezindeki kaledir. Doğudan Murat nehrine karışan Hamur çayı ile bunun geçtiği derince dereye açılan güneydeki Kurudere arasında bulunan ve doğudan batıya doğru uzanan yarımada gibi sarp bir kayalık üzerinde kurulmuştur. Kasabanın batı bitişiğinde, dereden yaklaşık 100 m. yüksektedir. Giriş kapısı güney doğu yönündedir. Kalenin uç kısmı, çevre araziye hafif bir meyille bağlandığından, burası derince kazılmış, bir hendek oluşturulmuştur.
Şoşik Kalesi
Hamurun Şoşik (Karlıca) köyünde yalçın kayalar üzerine yapılmış kaledir. Köy ilçe merkezine 34 km. uzaklıktadır.
Kaleyi yapan ve yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak Akkoyunlulardan kaldığı sanılmaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Şoşik Kalesi Sultan Hasan oğlu Ziyaüddinin yapısıdır. Yalçın bir kayanın tepesinde dört köşe kaledir, şeklinde tanımlayıp Diyadin Kalesi gibi burayı da Uzun Hasanın oğlu Ziyaüddinin yaptırdığını belirtiyorsa da, Uzun Hasanın bu adda bir oğlu yoktur.
Kalenin ortasında geniş bir alan vardır. Yanlardaki odalardan iki büyüğü ayaktadır. Yıkılmayan bölümlerden biriside hamamdır. Kaleden aşağıya inen merdiven ve gizli yollar vardır. Kalenin yapısı ve kullanılan taşlar klasik kale mimarisinden farklıdır.
Aşağılardan kaleye çıkmak için blok taşlardan merdiven yapılmıştır. Kale dibinde, sert kayalara oyularak yapılmış Kör Kuyu ve Zindan da Şoşik Kalesinin bölümlerindendir. Kalenin doğusunda büyük bir su kulesi ile güney batı ve kuzey doğusunda büyük bir su kulesi ile güney batı ve kuzey yönlerinde iki kule kalıntısı vardır. Kalenin alt tarafında ayrı ve özel olarak yapılmış bir ibadethane bulunmaktadır.
Şoşik Kalesinin 2 km. doğusunda ikinci bir kale daha vardır ki, kale beyinin burayı kızı için yaptırdığı söylenmektedir. Dik bir tepe üzerindeki bu kale kalıntısına halk, Kız kalesi adını vermektedir.
Şoşik Kalesi, Ağrıdaki kalelerin içinde mimarı tarzı çok farklı olan bir yapıdır. Yapıda kullanılan taşlar da değişiktir. Bu taşlar, yörede bulunmayan elips şeklinde bir çeşit özel taşlardır. Kalenin köşeleri ve güney cephesinde üç yeri 2 metre kadar dışarıya çıkıntılı olarak yapılmıştır.
İlçe merkezinin güneyine düşer. Evliya Çelebi’ye göre Diyadin kalesi Azerbaycan hükümdarı Ziyaeddin ((Sultan Hasan oğlu-Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu) tarafından yapılmıştır. Aslında kalenin yapılış tarzı, kullanılan malzeme ve işçiliği yönünden Urartu eserlerine çok benzemektedir. Bir sınır kalesi olan Diyadin kalesini Ziyaeddin yeniden onartmış, eklemeler yapmış, mevcut kale içerisinde bir barınak ve hatta yaptırmıştır.
Seyyah Evliya Çelebi burayı gezdiği yıllarda Diyadin kalesinin 600 toprak örtülü evi, bir hanı, bir hamamı, 40-50 dükkânı varmış. Fakat günümüzde bahsedilen bu yapılara rastlanmamaktadır. Ancak kalenin az bir kalıntısı ve kaleden Murat nehrine inen bir suyolu mevcuttur.
Tokluca Kalesi
Diyadin ilçesine 19 km mesafede bulunan Tokluca Köyü’nün hemen arkasındaki tepe üzerinde bulunmaktadır.
Avnik Kalesi
Avnik Kalesi, Diyadin’e 29 km mesafedeki Aladağ’ın yüksek bir tepe noktasında yer alan “Ali Hido” adlı ile anılan “Yankaya” Mezrasında bulunmaktadır.
Kuje (Miraşe) Kalesi
Avnik Kalesi’nin yakın bir yerinde bulunan “Kuje Kalesi”de; Aladağ’ın yüksek noktalarında “Yankaya” mezrası sınırları içinde yer almaktadır.
Kudret Köprüsü
Köprü çermiğinin hemen yanı başındadır. Çermiğin adı da buradan gelmektedir. Murat nehri üzerinde tahminen 40 metre yüksekliğinde 30 metre eninde tabii bir köprü olarak sert kayalardan oluşmuş yıkılma tehlikesi olmayan karşı tarafa geçit veren bir köprü görünümündedir.
İshakpaşa Sarayı
İshak Paşa Sarayı, saraydan öte bir külliyedir. İstanbul Topkapı Sarayı’ndan sonra son devirde yapılmış sarayların en ünlüsüdür. Doğubayazıt’ın 7 km güneydoğusunda, Eski Doğubayazıt’ın kayalıkları üzerindedir.
Yapılan araştırmalarda sarayın banisi olan paşanın ya da paşaların kimliği konusunda tek kaynağa bağlı kalınmıştır. Bu kaynak, bugün yapı üzerinde bulunan bir kitabedir.
Sarayın yapımında kullanılan taşların Ağrı merkez ilçesine bağlı Ağadeve Köyü’nde ki ocaklardan çıkarıldıkları ve yaklaşık 110 km. uzaklıktaki Bayazıt’a görülünceye kadar kaybolmaları ve uygun yerlere yerleştirilmeleri için numaralandıkları da kaynaklarda yer almaktadır. Yine bazı kaynaklarda sarayın mimarlıklarının “Ahıskalı” oldukları belirtiliyorsa da bunların kimlikleri ve sarayları konusunda fazla bilgiye sahip değiliz. Ancak, sarayın çeşitli bölümlerindeki taşlar üzerinde, burada çalışan ustaların çok sayıda sembol ve işaretlerine rastlanmaktadır.
Eski Bayazıt Camii (Selim Camii)
Doğubayazıt, 1514 Çaldıran Savaşı’ndan sonra I. Selim zamanında Osmanlı topraklarına katılmış, Doğubayazıt Kalesinin hemen yanında, merkezi kubbeli ve tek minareli Selim Camii de o dönemde yapılmıştır. Caminin yer aldığı yamaç düzeltildikten sonra, duvar örülmek suretiyle düz bir teras oluşturulmuş ve üzerinde bu camii inşa edilmiştir. Kesme taştan yapılan bu camii, 15 – 20 m.x 15 -20 m. boyutlarında, kara planlı ve tek kubbelidir. Sonradan yıkılan beş gözlü son cemaat yeri ile bir minaresi vardı. Yapıda kahverengi tuğla kırmızısı, sarı ve beyaz renkte taşlar karışık bir biçimde kullanılmıştır.
Tarihi caminin giriş kapısı, beden duvarları, mihrabı, son cemaat yeri, mihrabiyeleri, duvar payeleri, kubbeye geçiş sistemleri, duvarlardaki kemerler, pencereler ve minarenin yapımında bir sadelik göze çarpar. Bayazıt Camii kubbesinin çökme tehlikesi ile karşı karşıya olmasından dolayı, camii şuanda ziyaret ve ibadete kapalıdır.
Bayazıt Kalesi (Doğubayazıt Kalesi)
Doğubayazıt şehrinin 7 km. güneydoğusunda Belleburç denilen bir konumda, sarp bir kayalık üzerinde kurulmuş olan ve günümüzde harabe bir durumda bulunan kalenin ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak kaledeki Urartu Kaya Mezarları ve antik çağlara ait kalıntılar, buranın antik bir yerleşme olduğu izlenimini vermektedir. Bayazıt şehrinin coğrafi konumu nedeniyle, kale tarih boyunca önemli görevler üstlenmiştir.
Keşiş Bahçesi
Eski Doğubayazıt’ın hemen altında adeta bir vaha görünümünde, yemyeşil büyük bir bahçedir. 16. Yüzyılda ortaya çıktığı sanılan ve asırlarca Anadolu’da dilden dile anlatılan, “Kerem ile Aslı” hikâyesinin bu bahçede geçtiği söylenir. Kerem, Ağrı Dağı’nı aşarak buraya gelir ve Aslı ile burada buluşur. Hikâye ayrı dinlerden oldukları için evlenemeyen iki gencin acı sonla biten aşklarını anlatır. Günümüzde Keşiş Bahçesi açık hava kafeteryası olarak hizmet vermektedir.
Ahmed-İ Hani Türbesi
Ahmed-i Hani, Hicri 1061 (M.S. 1651) tarihinde doğmuştur. Babası İlyas, dedesi Eyaz, büyük dedesi Rüstem’dir. Babası oğluna Ahmed adını verdi. Hani onun soyadı gibidir. Hani, biri yerleşim alanı bağımlılığı, diğeri de mensup olduğu aşirettir. Hani aşiretine mensup olan Ahmed’in şöhreti oluşunca, Hani soyadıyla anıldı. Doğum tarihini ve ömrünce yazıp emek verdiğini bildiren Hani’nin, doğum yerini bilerek belirtmediği düşünülmektedir.
Kendi kalemiyle doğum tarihi Hicri 1061 (Miladi 1651)’dir. Mem û Zîn’in bitişinin 1695, yaşının 44 olduğunu ve yazı alanına 14 yaşında başlayıp 30 yıl uğraştığını detaylarıyla anlatıyor.
Havaran Kalesi
Hamur ilçe merkezindeki kaledir. Doğudan Murat nehrine karışan Hamur çayı ile bunun geçtiği derince dereye açılan güneydeki Kurudere arasında bulunan ve doğudan batıya doğru uzanan yarımada gibi sarp bir kayalık üzerinde kurulmuştur. Kasabanın batı bitişiğinde, dereden yaklaşık 100 m. yüksektedir. Giriş kapısı güney doğu yönündedir. Kalenin uç kısmı, çevre araziye hafif bir meyille bağlandığından, burası derince kazılmış, bir hendek oluşturulmuştur.
Şoşik Kalesi
Hamurun Şoşik (Karlıca) köyünde yalçın kayalar üzerine yapılmış kaledir. Köy ilçe merkezine 34 km. uzaklıktadır.
Kaleyi yapan ve yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak Akkoyunlulardan kaldığı sanılmaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Şoşik Kalesi Sultan Hasan oğlu Ziyaüddinin yapısıdır. Yalçın bir kayanın tepesinde dört köşe kaledir, şeklinde tanımlayıp Diyadin Kalesi gibi burayı da Uzun Hasanın oğlu Ziyaüddinin yaptırdığını belirtiyorsa da, Uzun Hasanın bu adda bir oğlu yoktur.
Kalenin ortasında geniş bir alan vardır. Yanlardaki odalardan iki büyüğü ayaktadır. Yıkılmayan bölümlerden biriside hamamdır. Kaleden aşağıya inen merdiven ve gizli yollar vardır. Kalenin yapısı ve kullanılan taşlar klasik kale mimarisinden farklıdır.
Aşağılardan kaleye çıkmak için blok taşlardan merdiven yapılmıştır. Kale dibinde, sert kayalara oyularak yapılmış Kör Kuyu ve Zindan da Şoşik Kalesinin bölümlerindendir. Kalenin doğusunda büyük bir su kulesi ile güney batı ve kuzey doğusunda büyük bir su kulesi ile güney batı ve kuzey yönlerinde iki kule kalıntısı vardır. Kalenin alt tarafında ayrı ve özel olarak yapılmış bir ibadethane bulunmaktadır.
Şoşik Kalesinin 2 km. doğusunda ikinci bir kale daha vardır ki, kale beyinin burayı kızı için yaptırdığı söylenmektedir. Dik bir tepe üzerindeki bu kale kalıntısına halk, Kız kalesi adını vermektedir.
Şoşik Kalesi, Ağrıdaki kalelerin içinde mimarı tarzı çok farklı olan bir yapıdır. Yapıda kullanılan taşlar da değişiktir. Bu taşlar, yörede bulunmayan elips şeklinde bir çeşit özel taşlardır. Kalenin köşeleri ve güney cephesinde üç yeri 2 metre kadar dışarıya çıkıntılı olarak yapılmıştır.
Zonguldakın Tarihi Yerleri
![]() |
| Filyos |
Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesi, antik dönemin önemli yerleşim birimlerinden biri olup, birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanları üzerinde kurulu bulunmaktadır. Romalılar tarafından yapıldığı düşünülen kale ve anfi tiyatrosu vardır.
Filyos'ta Saklı Tarih
Efsaneye göre kent, M.Ö.7.yüzyılda kurulmuştur. Tarihi boyunca değişik isimlerle (Tios, Tieion, Tianon, Tium) anılmıştır. Kentin kurulduğu dönemde bu bölgede Kaukan adında bir yerli yaşamakta idi.
Tarihi boyunca siyasi güç oluşturamayan ve Ereğli ile Amasra'nın gölgesinde kalan kent, Roma döneminde M.Ö.70 yılında yakıldı ve yağma edildi. Daha sonra yeniden inşa edildi ve bir ticaret ve balıkçı kenti olarak yaşamını devam ettirdi. Kent, Bizans döneminde M.S.5.yüzyılda önemli bir dini merkez oldu. Selçuk ve Osmanlı dönemlerinde ise (14.15.yüzyıl) giderek önemini yitirdi ve küçük bir balıkçı köyüne dönüştü. Bugün Filyos beldesinin bulunduğu alanda eski kentten toprak üstü kalıntı olarak Roma, Bizans ve orta çağ dönemlerine tarihlenen kale, sahil surları, su kemeri, tonozlu galeri, tiyatro, savunma kulesi ve çeşitli mezarlar görülebilmektedir.
Kale Tepesi
İlk yerleşim yeri, kentin kuzeyindeki kale tepesi üzerindedir. Bugün burada ortaçağ kalesine ait duvarlar ile Helenistik-Roma dönemlerine tarihlenen kule kalıntısı bulunmaktadır. Kalenin duvarları 2003 yılında yenilenmiştir.
Eski Liman
Kale Tepesinin batısında yer alan eski limana ait denizin içinde 6 metre genişliğinde ve 100 metreden fazla uzunlukta iki mendirek kalıntısı bulunmaktadır.
Sahil Suru
Eski limanın başladığı noktadan itibaren kent içine doğru uzanan sahil suru bulunmaktadır. Çeşitli dönemlerde tamir edilerek kullanılan surun kalınlığı 1 metre mevcut yüksekliği ise 5 metredir. Bugün surun ancak 50 metrelik bir bölümü görülebilmektedir.
Su Kemeri ve Tonozlu Galeri
Dört kemerli bir su kemeri kalıntısı ve tuğladan yapılmış tonozlu bir galeridir. Burasının büyük bir yapının ait bölümü olduğu tahmin edilmektedir.
Tiyatro
Kentin güneyindeki yamaca yaslanmış tiyatro Roma dönemine aittir. Taş oturma sıralarının bir bölümü sökülerek, geç dönemlerde yapılan inşaatlarda kullanılmıştır.
Araştırma ve Kazılar
Tios kentinin bilimsel olarak araştırma ve kazıları, 2006 yılından beri Kdz. Ereğli Müzesi ve Trakya üniversitesi Arkeoloji bölümü tarafından yürütülmektedir. 2006 yılında yapılan çalışmalarda eski kentin toprak üstü kalıntıları tespit edildi. Envarterleri ve çizimleri yapıldı. Fotoğrafları çekildi, kent planı çıkarılmaya başlandı. Toprak altında bulunan yapılar ise jeo elektrik ve radar ölçümleri ile tespit edildi. Bu alanlarda araştırma çukurları (sondaj) açıldı. Yapılan çalışmalarda, kale içinde; Helenistik Devir'e (M.Ö.4.yy) ait yapılar ve çanak çömlek çeşidinin bol olması, yapılan ticaretin zenginliğini göstermektedir. Sahil surunun güneyindeki tarlalarda yapılan radar ölçümlerinde eski kentin yapıları tespit edildi.
Buradaki sondajlarda, Helenistik Devir'e tarihlenen sur duvarları, Roma-Bizans dönemine ait yapı kalıntıları, Roma dönemi sikkeleri ve çanak-çömlek parçaları ortaya çıkarıldı. Su kemerinin hemen yakınında ise; anıtsal bir meydan çeşmesi olması muhtemel bir yapı bulundu. Tiyatroda yapılan temizlik çalışmalarında; mermer iki heykel parçasına rastlandı. İki yazıt-bilimci tarafından, bugüne kadar yörede bulunmuş ve Ereğli müzesinde mevcut tüm Helence ve Latince yazıtlar arşivlendi. Yazıtların değerlendirilmelerine başlandı. Tios kentinin araştırılması ve kazılması, Karadeniz tarihi ve arkeolojisi için büyük önem taşmaktadır. Çünkü Türkiye'nin Karadeniz kıyılarında kazılan ilk ve tek antik kenttir.
Buradan elde edilecek bilgi ve belgeler büyük önem taşımaktadır. Toprağın hemen altında yolları, meydanı, hamamı, dini yapıları, evleri depoları, dükkânları ve mezarlarıyla büyük bir kent ortaya çıkarılacaktır.
Ereğli Kalesi
Kdz. Ereğli'nin kent surlarının çevrelediği tepede bulunmaktadır. Bizans Dönemi'nde XIII. Yüzyıl başlarında yapıldığı sanılan kalede iç ve dış avlu, kule, mühimmat ve erzak deposu, sarnıç ve odalar bulunmaktadır. Kale ve çevre duvarları oldukça harap bir durumdadır. Kale kapısındaki ve iç avludaki derin çatlakların bir depremin sonucu oluştuğu sanılmaktadır. Duvarlarda, kuleler de tuğla ve harç dolayısıyla birlikte gri taşı kullanılmıştır.
Sur Kalıntıları
Helenistik döneme ait olan sur parçalarında çok sert, gri, renkli kireçtaşından iri ve kalın blok taşları kullanılmış ve bunlar birbirlerine başarılı bir şekilde bağlamıştır. Bu taş bloklar yan yana ve harçsız yerleştirilerek, aradaki küçük taş blokların yatay hatlarıyla desteklenmiştir. Büyük boyutlu kare taşların kullanıldığı Roma Dönemi sur kalıntıları ise daha çok kıyı kesiminde yer almaktadır. Bu döneme ait sur işçiliğinde yaklaşık 1 m x 1 m boyutlu kare taş bloklar kullanılmıştır. Birbirine kalın bir harç tabakasıyla bağlanan ve kesme taşlardan oluşan kimi surlardaki tuğla örme işçiliği Bizans Dönemi ürünüdür. Kentin büyük bir bölümünü kaplayan bu surlarda Bizans yapı tekniği egemendir. Bizanslılarca yapılan bu surları Cenevizliler onararak kullanmışlardır.
Filyos Kalesi
Filyos'ta bulunan ve Romalılar tarafından yapıldığı düşünülen kale, kentin denize hakim bir noktası olan bir burun üzerinde kurulmuştur. Güçlü ve heybetli bir görünüm kazandırmak düşüncesiyle yapımında iri taşlar kullanılmıştır. Kale uzunca bir süre harabe durumda kaldıktan sonra, 2000 yılında Kültür Bakanlığı tarafından onarım çalışmalarına başlanmıştır.
Herakles (Herkül) Sarayı
Kdz. Ereğli Ankara Mahallesi'nde bulunan ve iki cephedeki duvar kalıntıları dışında tümüyle yıkık bir durumda bulunan bu antik döneme ait yapı kalıntısı, iri kesme taş bloklarla ve özenli bir işçilikle inşa edilmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















