türkiyenin turistik yerleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiyenin turistik yerleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2012 Perşembe

Tatil Yerleri Türkiye Türkiyenin Tarihi Ve Turistik Yerleri


Türkiye’yi Türkiye yapan 50 yer
Türkiye, dört imparatorluğa (Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı), onlarca devlete ev sahipliği yapmış topraklar üzerinde yaşayan, genç ve dinamik bir cumhuriyet. Önceki medeniyetlerin mirasını alırken, Türklerin Anadolu’ya girdiği Malazgirt Savaşı’ndan bu yana, Türkiye’nin her karışında izler bıraktı. Cumhuriyetimizin 84’üncü yılını kutlarken, Türkiye’yi Türkiye yapan yerleri yeniden hatırlayalım istedik. Tarihçi Orhan Koloğlu, Prof. Dr. Sina Akşin, yazar Erdoğan Aydın, Prof. Toktamış Ateş ve siyaset bilimci Hasan Bülent Kahraman’ın rehberliğinde, Türkiye’yi Türkiye yapan tarihi, kültürel yöreleri ve siyasete damgasını vuran yerleri araştırdık, derledik...


1. MALAZGİRT OVASI
Bugün Muş’un bir ilçesi olan Malazgirt Ovası’nda 1071’de Bizans İmparatoru Romen Diyojen’e karşı yapılan savaş, Türklerin Anadolu’ya yerleşmesiyle sonuçlandı. Savaşta İmparator Romen Diyojen esir düştü. Malazgirt Ovası’nda kazanılan savaş, aynı zamanda Türklerin göçebelikten, yerleşik tarım toplumuna geçişinin de başlangıcıydı.

2. KONYA - MEVLANA DERGAHI
Selçukluların İznik’ten sonraki başkenti Konya, hem Selçuklu, hem de Osmanlı İmparatorlukları’nın belirgin izlerini taşıyor. Ancak bugün tüm dünyada hoşgörünün, kardeşliğin simgesi olmuş Mevlânâ Dergâhı, Haçlı Seferleri’nin yaşandığı dönemde farklı inançları bağdaştıran hoşgörü merkezi oldu. 

3. KARAMAN
Türkmen medeniyetinin kurumlaşması ve Türkçenin yazı dili olarak geliştirilmesinin ilk akla gelen mekânlarından biri olarak, Türkiye'nin kültürel tarihinde önemli bir yere sahip. Karamanoğulları Beyliği’nde 1277 yılında çıkarılan fermandan sonra devlet örgütünde yazı dili olarak Türkçe kullanılmaya başladı. 

4. HACIBEKTAŞ
“Kadınlarınızı okutunuz, ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyen Hacıbektaş-i Veli, 13. yüzyılda, Horasan’ın Nişabur ilçesinden gelip buraya yerleşti. Bugün Nevşehir’in bir ilçesi olan Hacıbektaş, insana ve hoşgörüye dayalı tarikatın merkezi oldu. Bugün ilçede okuma-yazma oranı yüzde 100.

5. SULTANAHMET - AT MEYDANI
Bizans’ın, ardından da Osmanlı’nın en önemli olaylarına tanık olmuş, Sultanahmet’i, Ayasofya’yı, Yerebatan Sarnıcı’nı himaye eden yer. Onunla ilgili öykülere, Bizans 1200’lü yılların Haçlı Seferleri’nde de, Bizans İmparatoriçesi Irene’nin hikâyesinde de, ünlü şehzadelerin sünnet törenlerinde, isyanlarda, kurtuluş savaşı öykülerinde rastlamak mümkün. Türkiye’yi en başından beri Türkiye yapan efsanevi arena, Vaka-i Hayriye ile Yeniçeriliğin kaldırılmasını sağlayıp çağdaşlaşma girişimini başlatan 



6. ALANYA KALESİ
Alanya’dan yürüyerek yaklaşık bir saatte çıkılan kale, Selçuklulardan bu yana Anadolu’nun Akdeniz’e açılan kapısı oldu. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat, kaleyi yaptırdıktan sonra sarayını da buraya yaptırdı. Bugün de yerleşime açık olan kale de, kentin su ihtiyacını karşılayacak 400 sarnıç vardı.

7. ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE
Erzurum’un sembolü, sırları bugün bile çözülemeyen Çifte Minareli Medrese’nin 13. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Mimari yapısı taş oyma ve kabartmaları, çini süslemeleri ile muhteşem bir şaheser. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesiyle Hatuniye Medresesi de deniyor. Bezemesinde kullanılan geometrik motifler Selçuklu taş süslemesinin en önemli örnekleri kabul ediliyor.

8. ÇALDIRAN
Erdoğan Aydın, Çaldıran kasabasının Türkiye için önemini şöyle anlatıyor: “Osmanlı ile Safevi devleti arasında 23 Ağustos 1514’teki Çaldıran Savaşı, herhangi bir askeri zafer olmanın çok ötesinde, Anadolu'nun kültürel yapısında köklü değişim sağladı. 15. yüzyıl Anadolu’su, Alevi inançlı bir toplumsal özellik gösteriyordu. Türkmen Safevi devleti ile devşirme Osmanlı arasında Çaldıran’da gerçekleşen savaş, Anadolu'nun bu doğal inanç yapısını Sünni/Hanefi bir dönüşüme uğratmanın eşiği oldu.” 

9. BURSA
Osmanlı’nın başkenti, İstanbul’un fethine kadar Osmanlı’nın en önemli kenti olma özelliğini sürdürdü. Osmanlı’nın ilk sultanlarının istirahatgâhı, türbeler, külliyeler ve camiler kenti, sadece tarihi eserleri değil, yeşilliği, kaplıcaları, sanayi ve turizm merkezi Uludağ, Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri. 

10. EDİRNE
Osmanlı’ya 1353’ten itibaren 91 yıl boyunca başkentlik etmiş şehir. Avrupa Ortaçağ karanlığındayken Edirne Saraylar, hanlar, hamamlar inşa edilmişti. Mimar Sinan’ın inşa ettiği Selimiye Camii, gerçek bir sanat eseri kabul ediliyor. 
11. İSTANBUL
Tarihçi İlber Ortaylı, Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek kitaplarından birinde, “Paris, Londra gibi Avrupa kentleri kent değilken İstanbul kentti” diye yazar. Kente (Polis) adını veren İstanbul, Osmanlı’ya başkentlik etti, Türkiye Cumhuriyeti yıllarında en önemli kent olma özelliğini korudu. Hâlâ taşı toprağı altın, hâlâ güzel, hâlâ çekici... İçinden deniz geçen kent. 

12. TOPKAPI SARAYI
Sadece Türkiye için değil, dünya için de önemli. Günümüze kadar gelebilmiş sarayların en eskisi ve en genişi. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1478’den 18. yüzyıla kadar yönetim yeri. Her dönemde eklenen ve yenilenen yapılarla Saray, Osmanlı devlet kurumlaşmasının yansıması oldu. Sarayda kullanılan mutfak eşyalarından sultanların kaftanlarına, mücevherlerden mozaiklere kadar her şey Osmanlı’nın ihtişamını yansıtıyor. Topkapı Sarayı Haremi yüzyıllarca üzerine şiirler, romanlar yazan, özellikle Oryantalist sanatçılara ilham kaynağı oldu. Osmanlı’nın en büyük sanatçıları burada himaye edildi, en büyük isyanlar Saray’ın kapısında çıktı, en büyük devlet adamları burada yetişti. İktidarından korkulan şehzadeler burada hapsedildi. 

13. FATİH CAMİİ 
İstanbul’un yedi tepesinden birinde, Havariyun kilisesi kalıntıları üzerine Fatih döneminde inşa edilen külliyenin içinde yer alan camii, tarihte birçok olaya, isyana tanıklık etti, ilk Türkçe ezan 1932’de burada okundu.

14. SULTANAHMET CAMİİ
İznik çinileriyle bezeli, Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesinden sonra İstanbul’un birinci camii sıfatını kazanan Sultanahmet, Türkiye’nin altı minareli ilk camisi oldu. Sultan I. Ahmet’in Sedefkar Mehmet Ağa’ya yaptırttığı camii çinilerinin renginden ötürü, dünyada ‘Blue Mosque’ Mavi Camii olarak biliniyor.

15. SÜLEYMANİYE CAMİİ
En büyük hükümdarın (Kanuni Sultan Süleyman), en büyük mimara yaptırdığı ölümsüz eser. Klasik Osmanlı mimarisinin en önemli örneği. 1557 yılında tamamlanan cami, o günden bu yana sayısız deprem geçirdi, ancak bir duvarında bile çatlak oluşmadı. Süsleme açısından sade, ama teknik açıdan zengin… Cami, içindeki kandil islerini temizleyecek hava akımına uygun inşa edildi. Yağ lambalarından çıkan islerin tek bir noktada toplanmasını sağlayan bir hava akımı yaratıldı ve bu isler mürekkep yapımında kullanıldı. İstanbul’a o eşsiz siluetini kazandıran camii, bugün de, görenlerin nefesini kesiyor.
16. CAĞALOĞLU HAMAMI
İstanbul’da kurulmuş 14 bin 536 hamamdan sadece biri. Yapılış tarihi bilinmiyor. 17. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Türk kültürünün hamam geleneğini bugüne dek sürdüren en ünlü yer. 

17. DOLMABAHÇE SARAYI
Osmanlı Kaptan-ı Deryası’nın gemilerini demirlediği Boğaziçi Koyu’nda, Abdülmecit döneminde, ikamet, sayfiye, misafir ağırlama, devlet işlerini yürütme amacıyla, Avrupai plan ve üslupta inşa edildi. İstanbul Boğazı’na 600 metre cephesi olan sarayın mimarı, Ermeni Garabet Amira Balyan. Dolmabahçe Sarayı, aynı zamanda, bir İmparatorluğun sonunu da temsil ediyor. Osmanlı’nın son Sultanı Vahdettin, ülkeyi, buradan bir İngiliz gemisiyle terk etti. Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün İstanbul’daki istirahatgahı olarak kullanılan Saray’da, Atatürk, 10 Kasım 1938”de vefat etti. 

18. MANİSA
İzmir’in yanı başındaki kent, Osmanlı tarihinde şehzadelerin eğitim yeri, birçok Sultan’ın doğduğu kent. Spil Dağı’na yaslanan kentte, II. Murat, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murat, III. Mehmet ve I. Mustafa gibi daha sonra Osmanlı tahtına da oturmuş padişahların da dâhil olduğu 16 şehzade sancak beyliği yaptı. Şehzadeler ve çevresindekilerin yaptırdı cami, medrese, han, hamam, imaret, hastane, köprü ve kütüphanelerin ayakta kalanları, kentteki Osmanlı dokusunu koruyor. 

19. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
II. Abdülhamit zamanında Darülfünun-ı Şahane adıyla kurulan ilk üniversite. İstanbul’un işgal yıllarında, öğrencileri ve öğretim üyeleriyle işgale ve İstanbul’a direnişin merkezi, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazi zulmünden kaçan bilim adamlarının sığınağı oldu. 70’li yıllarda sayısız öğrenci olaylarına, türban gösterilerine sahne oldu.

20. GÜZEL SANATLAR AKADEMİSİ
Bugün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi. Osman Hamdi Bey’in kurduğu tarihteki adıyla Sanayi-i Nefise Mektebi. Türk sanatına yön veren ülkenin ilk sanat ve mimarlık okulu
21. İZMİR
Osmanlı’nın batıya açılan kapısı, Milli Mücadele’de Yunan askerine ilk kurşunun atıldığı ve savaşın sona erdiği kent. 20. yüzyılın başında bile, evlerinin çoğu elektrikle aydınlanan İzmir, savaşın son günlerinde bir yangın felaketiyle karşı karşıya kalsa da sonsuz güzelliğini hep korudu. 

22. İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
Osmanlı döneminde batılı anlamda mühendislik eğitimi vermesi için kurulan üniversite muhafazakâr modernistlerin kalesi oldu. Kent merkezinde yer alan Taşkışla Osmanlı döneminde kışla olarak hizmet veriyordu. Bu ülkeye Süleyman Demirel, Turgut Özal, Necmettin Erbakan gibi mühendis başbakanlar yetiştirdi. 

23. SARIKAMIŞ
Türkiye tarihinin acı bir sayfası. Sarıkamış Berlin Anlaşması’yla Rusya’ya verilmişti. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkomutan vekili Enver Paşa, Sarıkamış’ı geri almak için 22 Aralık 1914’te harekatı başlattı. On üç gün süren harekat büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı, yaklaşık 90 bin asker, Allahuekber ve Soğanlı dağları arasında donarak öldüler.

24. ÇANAKKALE
Birinci Dünya Savaşı’nda emperyalizme karşı yürütülen en önemli çarpışma. Çanakkale kazanıldığı için Rusya’da devrim oldu, İstanbul’un düşmesi engellendi. Aynı zamanda dünyaya kardeşlik dersi verildi. Bugün hâlâ her yıl orada ölen Yeni Zelandalı ve Avustralyalı askerlerin torunları, şehitlikleri ziyaret ederler.

25. SAMSUN
Kurtuluş Savaşı’nın başladığı şehir. Ordu müfettişi Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığında, İngiliz askerleri Samsun ve Merzifon dâhil bölgede önemli bir askeri güçtü. On sekiz arkadaşıyla birlikte kente gelir gelmez Rum çeteleriyle mücadeleye başlayan Mustafa Kemal Atatürk, daha sonra yaptığı bir konuşmada Samsun’u şöyle anlattı: “Ben Samsun’u ve Samsun halkını gördüğüm zaman, memlekete ve millete ait bütün düşünce ve kararlarımın yerine getirilebileceğine dair bir defa daha kuvvetle inanmıştım. Samsunluların hal ve durumlarında gördüğüm, gözlerinden okuduğum vatanseverlik ve fedakarlık; ümit ve tasavvurlarını olumlu bir inanca götürmeye yetmişti.”
26. SAFRANBOLU
Geleneksel Türk yaşamının özelliklerini kent ölçeğinde yansıtan örnek kent. Safranbolu, adını kendi ağırlığının yüz bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilen safran bitkisinden alan kentte 2 binin üzerinde tarihi eser var.

27. ERZURUM
Urartu’lardan Cumhuriyet Türkiye’sine tüm kültürleri eserleri buluşturan kentin halkı, milli mücadeleden önce işgale karşı direnişe geçmişti. Samsun’a çıktıktan bir süre sonra Kazım Karabekir ve arkadaşlarıyla görüşmek için Erzurum’a giden Mustafa Kemal Paşa, İstanbul hükümeti’nin kendisini görevden aldığını burada öğrendi. Çevre illerden gelen temsilcilerle birlikte Erzurum Kongresi toplandı. Kazım Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy’un komutasındaki kolordular, Mustafa Kemal Paşa’ya katıldılar.

28. HARBİYE
Osmanlı’da modernizmin simgesi olan İstanbul semti. Peyami Safa’nın Fatih Harbiye romanında, Fatih eski ve geleneksel olanı, Harbiye yeni ve dejenere olanı temsil eder. Hilton’u, Askeri müzesi, bir yanı Taksim’e öbür yanı Nişantaşı’na açılan kapısıyla hâlâ yeni ve eski arasında. 

29. KAHRAMANMARAŞ
Fransızlar kenti 1919’da işgal ettiler. Bir süre sonra Fransız askerleri, kadınları tacize başladılar. Bir olay sırasında, sütçü dükkanında olayı seyreden Sütçü İmam, sedef kakmalı tabancasını ateşleyerek olaya müdahale eder. Bu Türk İstiklal mücadelesinin ilk kıvılcımıdır. 22 gün süren işgalden sonra Maraş, halkın kazma kürekli mücadelesiyle bağımsızlığına kavuştu.

30. BİRİNCİ MECLİS
1915’te İttihat Terakki Kulüp binası olarak kurulan yer, 23 Nisan 1920’de ilk Meclis binası olarak kullanıldı. Burası yeni Türk Devleti’nin Kurucu Meclis’i olarak kabul edilir. 
31. SİVAS
Mustafa Kemal’in Ankara’dan önceki durağı, Milli Mücadele kararlarının alındığı, Türk milletinin tek vücut olduğu Kongre’nin toplandığı kent (4 Eylül 1919). Kent, Pir Sultan Abdal Derneği’nin 1993’te düzenlediği şenlikte ise, şenliğe katılan aydınların kaldığı Madımak Oteli’nin yakılmasıyla bir katliama sahne oldu. 

32. GAZİANTEP
Kurtuluş Savaşı’nda direnişin, kahramanlık ve fedakarlığın simgesi oldu. İngilizler ve Fransızların kuşattığı kent, kurtuluş destanını yazarken 7 bin şehit verdi, kent aç kaldı, 10 bin evden 8 bini yıkıldı. 

33. AMASYA
Manisa gibi şehzadelerin yetiştirildiği, vali olarak bulundukları kent. II. Murat ve Yavuz Sultan Selim’in doğduğu kent. Kardeş kavgalarına tanık oldu: II. Beyazıt’ın oğlu Ahmet, Selim’le taht kavgasına giriştiğinde Amasya Valisi’ydi. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ilk günlerinde Mustafa Kemal Paşa, Amasya Genelgesi’ni burada hazırladı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti temsilcileriyle İstanbul hükümeti temsilcileri arasındaki görüşmeler bu kentte yapıldı. 

34. KOCAELİ
Milli Mücadele’ye katılmak için İstanbul’dan Anadolu’ya geçenlere kucak açan kent. İstanbul’dan kaçırılan silahların sevkıyatı, Kocaeli, Karakol teşkilatının desteğiyle oldu.

35. DUMLUPINAR
Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ağustos 1924’te yaptığı konuşmada Dumlupınar’ı şöyle anlatır: “Efendiler, Dumlupınar meydan muharebesi ve onun son safhası olan bu 30 Ağustos muharebesi Türk tarihinin en mühim bir dönüm noktasını teşkil eder. Tarihi millimiz çok büyük ve çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk milletinin burada elde ettiği zafer kadar neticei katiyeli ve bütün tarihe, yalnız bizim tarihimize değil, cihan tarihine yeni cereyan vermekte kati tesirli bir meydan muharebesi hatırlamıyorum.” Lozan ve Atatürk Devrimleri’nin kapısı, Türkiye’yi Türkiye yapan en önemli yerlerden biri.
36. URFA
Peygamberler şehri, uygarlığın doğduğu kent. Bir efsaneye göre, Nuh tufanından sonraki ilk yerleşim yeri. Urfa’nın ileri gelenleri, işgalin ilk günlerinde İngilizlere karşı direniş yemini ettiler. Bu gruba daha sonra on ikiler adı verildi. Daha sonra Fransızlara teslim edilen kentte direniş sürdü. Urfalılar, 1920 baharında kenti işgalden kurtardılar.

37. MUDANYA
Osman Bey zamanında Osmanlı topraklarına katılan Mudanya, Kurtuluş Savaşı’nda kısa süreli olarak önce İngiliz, daha sonra Yunanistan’ın işgaliyle karşılaştı. Türk-Yunan Savaşı resmen 11 Ekim 1922’de Mudanya’da imzalanan mütarekeyle sona erdi.

38. KAYSERİ
Anadolu’nun en eski yerleşim yeri. Bilinen en eski dönemlerden bu yana ticaret merkezi olan kent, Cumhuriyet’ten sonra hızla sanayileşti, Sümerbank Dokuma Fabrikası, Tayyare Fabrikası, Anatamir Bakım Fabrikası, Askeri Dikim Evi kuruldu.

39. ÇUKUROVA
Türkiye’nin en büyük delta ovası, pamuk ambarı, Torosların aşağısı. Yaşar Kemal, Yılmaz Güney gibi değerleri yetiştiren topraklar. 
40. MARDİN
Bilinen tarihi 3000 yıl öncesine dayanan, tüm kültürlerin, dinlerin kaynaştığı büyülü kent. Mezopotamya’ya açılan balkon. Fransız komutanın şehre geleceği gün tepelere çadırlar kurup, soba boruları yerleştirdiler ve askeri birlikler bulunduğu izlenimini yarattılar. Bu sayede Mardin, kan akıtılmadan geri alındı. 

41. KIZILÇULLU
Köy enstitülerinin başladığı yer. İzmir’in Buca ilçesinde yer alan Şirinyer’in eski adı. İzmir Amerikan Koleji, Kızılçullu Köy Enstitüsü’ne dönüşmüştü.

Hıdırellez günü, Kızılçullu yolu 
Beni herkes severdi çocukluğumda
Arabacı yanına oturtur
Kırbacı bana verirdi.
Ben Fıtnat Hanım’ın oğlu,
Zayıf bir kızı severdim
Gözlerinin içi gülerdi.
Hıdırellez güneşi,
Beraber tırmanmadık mı ağaçlara?
Siz kanatmadınız mı ellerimi
Elma çiçekleri?

Necati Cumalı (1943) 

42. KIZILDERE (NİKSAR)
30 Mart 1972’de, sol hareketin öğrenci liderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın idamlarını önlemek için Amerikalı teknisyenleri kaçıran Mahir Çayan ve arkadaşları, saklandıkları ker*** evde kuşatıldılar. Çatışmalarda, aralarında Mahir Çayan’ın da olduğu 13 kişi öldü.
43. ANITKABİR
Tarihçi Orhan Koloğlu, Anıtkabir’i şöyle tanımlıyor: “Türk’ü ve Türkiye’yi yok olmaktan kurtaran, ‘Numarasız Cumhuriyet’i kuranın yattığı yer”. Anıttepe’de bulunan anıt mezarın genel mimarisi, Türk mimarlığında 1940-1950 arasındaki ‘II. Ulusal Mimarlık Dönemi’ olarak adlandırılan dönemin özelliklerini yansıtır. Bu dönemde daha çok anıtsal yönü ağır basan, simetriye önem veren, kesme taş malzemenin kullanıldığı binalar yapıldı.

44. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
Temel işlevi, tartışma ve değerlendirme ortamında yasa yapmak ve yürütmeyi denetlemek. Ankara Bakanlıklar semtindeki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler. Tarihçi Orhan Koloğlu TBMM’nin “Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ ilkesine bağlı olarak 1990 ve 2004 Irak tezkerelerini reddettiği için” Türkiye’yi Türkiye yapan yer olduğunu söylüyor.

45. MÜLKİYE
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi. 1859’da İstanbul’da kurulan okul, 1936’da Atatürk’ün isteğiyle Ankara’ya taşındı. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca önemli devlet adamları, diplomatlar yetiştiren okulun birçok tanınmış mezunu arasında, Hikmet Çetin, Hasan Cemal, Mümtaz Soysal, Abdülkadir Aksu, Murat Karayalçın, Abdüllatif Şener, Hasan Celal Güzel, Uluç Gürkan, Nuri Çolakoğlu, Ünsal Oskay, Güngör Uras, İlber Ortaylı, Mehmet Şevket Eygi, Sadun Aren ve Altan Öymen yer alıyor. “Önce Mülkiye sonra Türkiye” sözü önce Mülkiye’yi bitirip sonra Türkiye’nin her tarafına yayılıp görev yapmak anlamını taşıyor.

46. ORTADOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
Üniversite sınavını en yüksek puanla kazanan bin öğrencinin üçte biri ODTÜ’lü olmayı tercih ediyor. 1956’da kurulan üniversite, Türkiye’de 60’lı yıllardan 80’li yıllara kadar sol açılımın kalesi oldu. 1969’da İstanbul Beyazıt Meydanı’nda polis kurşunuyla vurulan Taylan Özgür, 1972’de öğrenci lideri Deniz Gezmiş’le birlikte idam edilen Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 1971’de Nurhak dağlarında öldürülen Sinan Cemgil ODTÜ’lüydü. 



47. İSTANBUL BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ
İki kıtayı birbirine bağlama hayali, çok eskilere dayanıyor. İlk boğaz geçişini İskit seferine çıkan Pers Kralı Darius, M.Ö. 511 yılında gemileri yan yana dizerek gerçekleştirdi. Boğaziçi Köprüsü Cumhuriyet’in 50. yılında, 1973’te açıldı. On beş yıl sonra ikincisi açıldı, şimdi üçüncüsünün yapılması planlanıyor. Bu yıl renk değiştirebilen armatürlerle ışıklandırıldı.

48. AKM
İstanbul’un opera, bale, konser, tiyatro ve kongre merkezi. Temeli 1946’da atıldı, ancak 1969 yılında açılabildi. Yangın geçirdi, tamir edildi, yeniden açıldı, şimdi yıkılması gündemde. 

49. YASSIADA
Türkiye tarihinin acı sayfalarından biri, Roma İmparatorluğu döneminden beri sürgün yeri olarak kullanılan bu 740 metre boyundaki küçük Marmara Adası’nda yazıldı. 27 Mayıs 1960’ta yapılan müdahaleyle tutuklanan Başbakan Adnan Menderes, Demokrat Parti mensupları burada yargılandılar. Yargılamalar sonucu Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildiler. 

50. ZİNCİRBOZAN
Çanakkale’deki askeri tesisler. 12 Eylül sonrasında, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Deniz Baykal’ın da aralarında olduğu 16 siyasetçi burada dört ay zorunlu ikamete tabi tutuldular.

6 Aralık 2009 Pazar

Abdülaziz Sarayı (Kocaeli)




Kocaeli Kemalpaşa Mahallesi’nde bulunan Abdülaziz Av Köşkü, Abdülaziz Sarayı, Av Kasrı, Küçük Saray ve Hünkâr Köşkü isimleriyle tanınmaktadır. İzmit Körfezi’ne hakim, çam ağaçları arasındaki bu yapı Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde, Anadolu demiryollarının ilk bölümünü oluşturan Haydarpaşa-İzmit arasındaki 89 km. lik yolun 1875’te hizmete girmesi ve padişahın yapılacak törene gelmesi nedeniyle yaptırılmıştır. Bunun yanı sıra avlanmaya düşkünlüğü ile tanınan Sultan Abdülaziz’in zaman zaman bu yöreye gelip avlandığı iddia edilmişse de bunu kanıtlayacak belgeye rastlanmamıştır.


Sultan Abdülaizi Sarayı’nın mimarı Kirkor Amira Balyan’ın oğlu, Mimar Karabet Amira Balyan’dır. Karabet Amira Balyan bu sarayın yanı sıra İzmit’te bir çuha fabrikası ile Hereke’de kumaş ve halı fabrikası yapmıştır.

Sultan Abdülaziz Sarayı, mabeyn dairesi ve muhafızların bulunduğu yapılarla oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Bu yapılar uzun süre Jandarma İl Komutanlığı, Ziraat Müdürlüğü ve Adliye olarak kullanılmış, yapılan onarımlar sonucunda da orijinalliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Abdülaziz Sarayı ise Cumhuriyetin ilanından sonra bir süre Hükümet Konağı olarak kullanılmış, daha sonra Kocaeli Müzesi olmuştur.

Saray XIX.yüzyıl sonlarında Türk yapı sanatına egemen olan eglektik ve ampir üslupların bir araya getirildiği bir mimariyi yansıtmaktadır. Sarayın yapım tarihi kitabelerinin bozulmasından ötürü kesinlik kazanamamıştır. Sarayın geniş avlu duvarlarından bazıları günümüze ayakta gelebilmiştir. Saat Kulesi yönünde anıtsal bir avlu giriş kapısı bulunmaktadır. XIX.yüzyıl Avrupa mimarisi üslubunda yapılan bu giriş kapısı mermerden olup, girişin iç ve dış cephelerinde, yüksek kaideler üzerinde ikişer yuvarlak sütun ve kitabeler bulunmaktadır. Bu kitabelerin üzeri bir dönem sıva ile kapatılmış, 1978-1979 yıllarında sıvalar kaldırılmış ve altından yeşil zemin üzerine altın yaldızlı kitabeler ortaya çıkarılmıştır. Bu kitabelerde sarayın Abdülaziz döneminde yapıldığı yazılıdır.

Dış görünümü ile mermer kaplı, iki katlı bir yapı olan saray, ince uzun kemerli pencereleri ile Kocaeli’nin karakteristik bir yapısıdır. Pencerelerin kenarlarındaki kuvvetli kornişler kolonlarla birlikte tüm cepheye hareket kazandırmıştır. Yuvarlak kemerli giriş kapısından mermer döşeli büyük bir salona girilmektedir. Bu salonun iki yanında aynalı iki büyük oda ve arkasında da hizmetkarlara ait küçük bir oda, tuvalet ile üst kata çıkan gizli bir servis merdiveni bulunmaktadır. Sarayın ikinci katına tek yönlü başlayıp, ikiye ayrılan anıtsal mermer bir merdivenle çıkılmaktadır. İkinci katta büyük bir divanhane, onun iki yanında dinlenme ve yatak odaları, tuvalet, tümüyle mermer kaplı bir banyo bulunmaktadır. Fransa’dan özel olarak getirilmiş parkelerle kaplı olan ikinci katın pencerelerinin ahşap doğramaları beyziye yakın şekildedir. Bunun sonucu olarak da pencerelerde büyük boyda camlar yerine küçük camlar kullanılmıştır.

Sarayın ikinci katında özellikle tavanlarda bezemeler ve resimler bulunmaktadır. Fransız ressamı Sasso’nun eseri olan tavan bezemeleri sıva üzerine yağlı boya ile yapılmıştır. Aynı zamanda alt katın giriş tavanına da aynı ressam büyük bir madalyon yapmış, dışında kalan yerlere de geometrik geçmelerle kıvrık dallar yerleştirmiştir. Küçük iki madalyon içerinse ağaçlar arasında koşan bir geyik ve bir de aslan resmedilmiştir. Alt katın yan odalarının tavanları da oldukça basit çizgili, kıvrık dallar, çiçekler, meyveler ve çeşitli manzaralarla doldurulmuştur. İkinci kata çıkan merdiven üzerinde stilize palmetli yıldızların bulunduğu küçük bir madalyon görülmektedir. Bunun dışında kalan boş yüzeyler çiçek buketleri dörtgenler içerisine alınarak hareketli bir görünüm kazandırılmıştır.

İkinci katın divanhanesinin tavanı kasrın en zengin bezemelerine sahiptir. Burada bayrak, mızrak, kılıç, boru, balta ve terazi resimlerinden oluşan kompozisyonlar bulunmaktadır. Aralarına da güneş ışınları içerisinde Sultan Abdülaziz’in küçük tuğraları yerleştirilmiştir. Burada da kıvrık dallar, çiçekler ile tüm yüzey doldurulmuştur. Divanhanenin en önemli yağlı boya resimleri arasında, fırtınalı bir havada dalgalarla boğuşan, buharlı, yelkenli ve tek bacalı bir gemi görülmektedir. Diğer yağlı boya resimlerde arkasında dağların bulunduğu bir liman, önünde demir atmış buharlı ve yelkenli gemiler görülmektedir. Buradaki bir diğer resimde ise, karanlık bir havada kayalıkların önünde yelkenli bir kalyon görülmektedir. Bu resimlerde ressamın imzası bulunmamaktadır.

Sultan Abdülaziz Sarayı’nda bazı tarihi olaylar olmuştur. Atatürk Kocaeli grubunu denetlemek üzere 18-20 Haziran 1922’de buraya gelmiş, Fransız yazarı Claude Farrére ile burada görüşmüştür. Bunun ardından Atatürk 16-21 Ocak 1923’te İzmit Basın Toplantısını burada düzenlemiştir. Atatürk işgal altındaki İstanbul gazetelerinin başyazarlarını da burada kabul etmiş, devrimlerle ilgili günün koşullarından söz edilmiştir. Ancak, bu toplantının bazı bölümlerinin yayınlanmaması için de bir karar alınmıştır.

Saray 28 Haziran 1967’de Kocaeli Müzesi olmuştur. Yeni müzenin Fuar Alanı’na taşınmasına kadar da bu işlevini sürdürmüştür.

5 Aralık 2009 Cumartesi

Tarihi ve Turistik Yerler 2



Derinkuyu Yeraltı Şehri
Nevşehir-Niğde Karayolu üzerinde ve Nevşehir'e 30 km. uzaklıkta bulunan Derinkuyu İlçesi'ndedir. Kaymaklı yeraltı şehrinde olduğu gibi burada da büyük bir topluluğu içinde barındıracak ve ihtiyaçlarını karşılayacak mekânlar vardır. Bu yeraltı şehri, 8 kattır. Kaymaklı Yeraltı Şehri'nden farklı olarak burada misyonerler okulu, günah çıkartma yeri, vaftiz havuzu ve ziyaretçilerin ilgisini çeken kuyu mevcuttur.
Yeraltı şehirleri sadece Kappadokya Bölgesi'nin jeolojik oluşumlarına özgü yapılar olup diğer bölgelerde bu tür örneklere rastlanmamaktadır.

Mazı Yeraltı Şehirleri
Antik adı "Mataza" olan Mazı Köyü, Ürgüp'ün 18 km. güneyinde, Kaymaklı Yeraltı Şehri'nin ise 10 km. doğusundadır.

Özlüce Yeraltı Şehri
Eski adı "Zile" olan Özlüce Köyü merkezindeki yeraltı şehri, Nevşehir- Derinkuyu Karayolu üzerindeki Kaymaklı Kasabası'nın 6 km. batısındadır. Girişte bazalttan yapılmış, birbirine geçmeli iki kemerli mekân bulunmaktadır. Daha sonra yine moloz taşlarla örülü 15 m. uzunluğunda bir geçit vasıtasıyla asıl tüf kayaya ulaşılmaktadır.
Yeraltı şehrine girişi sağlayan taştan yapılmış mekânlar, asıl yeraltı şehrini oluşturan kaya oyma mekânlara nazaran daha yenidir. Bu koridorun bitiminde 1.75 m. çapında sert granit taştan yapılmış sürgü taşı bulunmaktadır. Girişteki ana mekân, yeraltı yerleşiminin en geniş alanı olup iki bölümden ibarettir. Büyük mekânın sağında erzak depoları, solunda ise oturma odaları bulunmaktadır. Oldukça uzun olan galerilerin kenarlarında hücre tipi odalar, tabanlarda ise tuzaklar yeralır. Özlüce yeraltı şehrinin elektrik tesisatı ile çevre düzenin yapılması halinde turizme açılabilecek durumdadır.

Tatlarin Kilisesi ve Yeraltı Şehri
Nevşehir İli, Acıgöl İlçesi'ne 10 km. uzaklıktadır. Tatlarin Kasabası'nın "Kale" olarak adlandırıldığı tepesinin yamacında yeralır. İki nefli, iki apsisli, beşik tonozlu olan kilisenin narteksi yıkılmıştır. Oldukça iyi korunmuş olan fresklerdeki sahneler bantlarla birbirinden ayrılmıştır. Zeminde koyu gri, tasvirlerde ise mor, hardal ve kırmızı renkler kullanılmıştır.

Olympos (Çıralı, Yanartaş, Deliktaş)
Antalya-Finike Yolu'ndan Olympos'a gitmek için Ulupınar'dan harabe levhasının olduğu yola sapmak gerekir. Dar, fakat nefis güzellikteki yol, bizi Olympos'un sahiline kadar indirir. Harabeye ulaşmak için çayı geçip geniş kumsalda biraz yürüdükten sonra Olympos'un içinden geçen çay kenarına ulaşılır. Çay'ın yanından giden patika yol, bizi harabenin içine götürecektir.

Osmaniye-Karatepe-Aslantaş Geç Hitit Kalesi
Karatepe-Aslantaş; Adana (bugün Osmaniye) İli, Kadirli İlçesi sınırlarında M.Ö. 8. yüzyılda, yani Geç Hitit Çağı'nda, kendisini Adana Ovası hükümdarı olarak tanıtan Asativatas tarafından, kuzeydeki vahşi kavimlere karşı bir sınır kalesi olarak kurulmuş, Asativadaya diye adlandırılmıştır.

Patara (Gelemiş, Ovagelmiş, Kelemiş)
Patara Antik Kenti, Fethiye-Kalkan arasındaki bereketli Xanthos Vadisi'nin güneybatı ucunda yeralır. Anayoldan Gelemiş yoluna sapıldığında 5 km.lik yol, bizi Patara Harabeleri'ne götürür. Son yapılan kazılarda M.Ö. 7. yüzyıla ait seramiklerin ve paraların bulunması, Patara'nın tarihini daha eskilere götürmemize sebep olmaktadır.

Perge Tiyatrosu
Perge Tiyatrosu kazıları, 1985-1993 yılları arasında Türk bilim heyetleri tarafından gerçekleştirildi. Kazılar sırasında, şu anda tiyatro içerisinde orijinal yerinde duran Dionysos frizinden başka, Kentauromakhia ve Gigantomakhia frizlerine ait parçaların yanısıra, ilginç bir biçimde bezemelerinin bir kısmı tamamlanmış, bir kısmı ise yarım kalmış çok sayıda mimari eleman bulunmuştur.

Priene
Söke İlçe Merkezi'ne 15 km. uzaklıktaki Güllübahçe Kasabası yakınındadır. Miletoslu ünlü mimar Hippodamos'un planına göre kurulmuş olan şehir Helenistik karakterdedir. Günümüze diğer kentlerden daha sağlam olarak ulaşmış olan Priene önce Pergamon Krallığı'nın, daha sonra ise Roma ve Bizans'ın egemenliğine geçmiştir.

Rumelihisarı
İstanbul Boğazı'nın Rumeli yakasındadır. Bizans'a kuzeyden yardım gelmesini önlemek amacıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında yaptırılan bir kaledir. 1000 usta ve 2000 işçinin çalışmasıyla 4 ayda yapılmıştır. Üç büyük kulenin yapımını Çandarlı Kara ****** Saruca ve Zaganos Paşalar üstlendiklerinden, kuleler bu adlarla anılır. Beş kapısı bulunan kale, 30.000 m²lik bir alanı kaplamaktadır.

Sumela Manastırı
Trabzon'un Maçka İlçesi'nin 17 km. güneyindedir. Meryem Ana Manastırı olarak da bilinir. Ortodoks Kilisesi'nin Anadolu'daki en önemli kutsal yerlerindendir. Rivayete göre, 385 yılında Atina'dan gelen iki keşiş tarafından kurulmuştur. 14. yüzyıl ortalannda, keşiş hücreleri eklenerek, bugünkü durumunu almıştır.
Yöre 1461'de Osmanlıların eline geçince de manastır hizmetlerini sürdürmüştür. 1972'ten itibaren koruma altına alınarak turistlerin ziyaretine açılmıştır.

Telmessos (Fethiye)
Fethiye, Mendos Dağı'nın eteklerinde, adını verdiği körfezin kenarına, eski Telmessos'un üzerine kurulmuştur. Bu nedenle harabeler, bugün bu şirin ilçenin altında kalmıştır.

Topkapı Sarayı Müzesi
Osmanlı İmparatorluğu'nun, başkent İstanbul'da yönetim sarayı ve hanedanlık ikametgâhı olarak kullanılan Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesinden kısa bir süre sonra 1473 yılında tamamlanmıştır. Osmanlı Hanedanı, Topkapı Sarayı'nı 19. yüzyılda Boğaziçi saraylarına yerleşene kadar kullanmıştır. Saray, Cumhuriyet'in ilanından sonra 3 Nisan 1924'te Atatürk'ün emriyle müze haline getirilmiştir.

Tripolis
Denizli İl Merkezi'nin 40 km. kuzeyindedir. Buldan İlçesi Yenicekent Kasabası'nın doğusunda, Büyük Menderes Nehri ile kasaba arasındaki yamaçlar üzerinde kurulmuştur. Batıya açılan Büyük Menderes Ovası ile hem Ege Kıyılarına hem de İç Anadolu ve Akdeniz'e bağlanmaktadır.

Yerebatan Sarayı (Sarnıcı)
İstanbul, Sultanahmet Meydanı'ndadır. 4. yüzyılda, Bizans İmparatoru I. Constantinus tarafından yaptırılmış, Justinianus Dönemi'nde 6. yüzyılda onarılıp genişletilmiştir. Suları, Cebeciköy kemeriyle Belgrat Ormanları'ndan getiriliyordu. Uzunluğu 141, genişliği 73 m.'dir. İçinde 12 sıra halinde 5'er m. aralıkla 8 m. yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır.

Yeşil Türbe
Bursa'da I. Mehmet'in yaptırdığı külliyenin içindedir. 1421 yılında Mimar Hacı İvaz Paşa tarafından yapılmıştır. Sekizgen planlı yapının dışı, turkuaz renkli çinilerle kaplanmıştır. Türbenin içinde I. Mehmet'le ailesine ait 9 sanduka (mezar) bulunmaktadır. I. Mehmet'in sandukası, türbe iç duvarları ve mihrap, dönemin renkli sır tekniğinde en güzel çinileriyle bezenmiştir.Çiniler, Mehmet Mecnun adlı sanatçının eseridir.

Yıldız Sarayı
Beşiktaş, Ortaköy ve Balmumcu arasında, Boğaziçi’ne egemen bir konumda, 500.000 m2’lik bir alanı kaplayan Yıldız, yerleşim tarihi Bizans Dönemi'ne dek inen bir koruluktur. İstanbul’un Türklerin eline geçmesinden sonra "Kazancıoğlu Bahçesi" adıyla anılan bu koruluk, büyük bir olasılıkla Sultan I. Ahmed Dönemi’nde (1603-1617), padişahın "Has Bahçe" leri arasına katılmıştır.

Bergama Zeus Sunağı
Bergama Krallarından Eumenes II tarafından, M.Ö. 197-159 yılları arasında yaptırılmıştır. Alman arkeologların 1865 yılından itibaren Bergama'da yaptıkları kazılarda ortaya çıkarılmış, kalıntıları Berlin'e gönderilmiştir. Berlin Devlet Müzesi'nde restore edilerek 1871 yılında sergilenmiştir. O tarihten sonra müzenin adı Pergamon Müzesi olmuştur.