artuklu tarihçesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
artuklu tarihçesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2010 Perşembe

Samsun-Salıpazarı

Videoyu izlerken radoyu kapatın veya sesini kısın..


Karadeniz Bölgesi’nde, Samsun İi’ne bağıbir ilç olan Salıazarı güeyinde Erbaa ve Akkuş
doğsunda Terme, batııda Ayvacı, kuzeyinde ise Çrşmba ilçleriyle çvrilidir. İç
topraklarıı güeyi Canik Dağarıile engebelenmişir. Kuzeyi ise Çrşmba Ovasıda yer alı
dülü bir alan konumundadı. Canik Dağarıı eteklerinde bulunan ilçde fazla yüselti
olmayı, en yüsek noktasıGarbu Kale’dir. Ayrıa ilçnin güeyinde Kuşaya ve Eğikaya gibi
kayalı alanlar vardı.


İç topraklarııYeşlçy ile Terme Çyısulamaktadı. Bu sular ilç merkezinde birleşektedir.
İ merkezine 54 km. uzaklıtaki ilçnin toplam nüusu 24.924’tü. İçde Karadeniz iklimi hüü
sümektedir. Her mevsim yağışalmakla birlikte, ilkbahar ve sonbaharda daha fazla yağışalmaktadı. ilçnin dağı olan güey bögesindeki tepelerde kışı kar göümektedir. İç
ekonomisi tarı ve hayvancıığ dayalıı. Yetişirilen başıa tarısal üüler; fıdı, çlek ve
çltik olmak üere armut, ceviz, kiraz ve çştli sebzedir. Hayvancııta büü ve küçübaşhayvan besiciliğ yapımaktadı. Öellikle ilçdeki hayvan eti lezzeti ile ü kazanmışı. Dağkölerinde sepet, kaşı ve çyiz sandığıgibi el sanatlarıa yöelik uğaşar olup, ilç
ekonomisine katkııbulunmaktadı. Salıazarı’nı İkçğtarihi ile ilgili herhangi bir bilgi
bulunmamaktadı. Büü olasıı ile yakııda bulunan Çrşmba ilçsi ile aynıtarihi paylaşığısanımaktadı. Çrşmba’dan Canik Dağarıa ulaşn yol üerinde küçü bir kö olarak
kurulmuşur. 1960’lıyılarda Salıgüleri burada kurulan pazardan öüüde Salıazarıismini
almışı.

l. Düya Savaşı’ndan öce yöede Tükler, Rumlar, Ermeniler ve Gücüer bir arada
yaşıordu. SavaşsonrasıErmeniler ile Tükler arasıda çtışalar başamışKuvay-ıMilliye’nin
yöeye hakim olmasıile Ermeniler burasııterk etmişerdir. Salıazarı Terme ve Çrşmba
ilçlerinden ayrıan Alanyaykı, Dükö ve Bereket kölerinin birleşesiyle 1973 yııda
Belediyesi kurulmuş 1988 yııda da Samsun’a bağıilç konumuna getirilmişir. İçde
güüüe gelebilen tarihi eserler arasıda; MÖVII.yüyıa ait olduğ ileri süüen Garbu Kalesi
kalıtıarı Kıgı Köüdeki Çıgıdaklı(Eği) Kale, Albak Körüü Albak KöüCamisi, Çtak
Ahmet Ağ Köü’ndeki Cami, Kayadibi ve Kııot kölerindeki ahşp camiler, Samzama Kadem,
Topal Hacıtübeleri, Terme yolu üerinde Cinibadat Tübesi, Hasan Tekkesi, Göçli
Mahallesi’ndeki un değrmeni, Maviren Körüübulunmaktadır.




TarihiYerlerimiz.Blogspot.Com

Www.KelebekSohbet.Tr.GG

Www.CennetGulumsun.Tr.GG

19 Aralık 2009 Cumartesi

ARTUKLULAR DÖNEMİ


Artuklular

Kültür ve sanatıyla iz bırakmış uzun ömürlü beyliklerden biri Artuklu Beyliği´dir. Oğuzların Döver boyundan ünlü bir Türkmen Beyi olan Artuk Bey, Anadolu´nun fethi sırasında büyük hizmetler görmüştü. Fakat, Tutuş´la Süleymanşah´ın arasındaki savaşta Tutuş´tan yana olarak savaşı ona kazandırmış ve Süleymanşah´ın intiharına sebep olmuştu.

Tutuş, Artuk Bey´in yardımına karşılık olarak onu Kudüs valisi yapmıştı. Ölüm yılı olan 1091´e kadar bu görevde kaldı. Artuk Bey ölünce Kudüs Fatımi´lerin eline geçti. Fakat Artuk Bey´in oğulları Sökmen ve İl-Gazi, Selçuklu hükümdarı tarafından kendilerine verilen bölgelerde beylikler kurdular. Artuk Bey´in oğulları tarafından kurulan bu beylikler üç kol halinde gelişti. 1. Hısn Keyfa ve Amid, 2. Mardin ve Meyyafarıkin, 3. Harput´da Üç kol halinde hüküm sürmüş bir Türkmen sülalesidir.

Artuk Bey önce Sultan Alp Arslan´ın hizmetinde bulunmuş ve Malazgirt savaşına da iştirak etmişti 1071 Anadolu´nun Türklere açılmasında rol oynayan emirler arasında Artuk Bey de bulunuyordu. Daha sonra Artuk Bey, Sultan Melikşah tarafından kendisine ikta edilen Huvan´a çekildi. Ahsa ve Bahreyn Karmatilerini itaat altına almak görevini başarıyla sonuçlandırdı.

Artuk Bey´in bir süre sonra Sultan Melikşah´a küskünlüğü, Suriye Selçuklu Meliki Tutuş´un hizmetine girmesine yol açtı. Tutuş da ona Kudüs ve havalisinin valisi yaptı (1085-6). Artuk Bey 1091 yılında bu şehirde öldü. Ancak oğulları Sökmen ve İlgazi Kudüs´ü muhafaza edemediler. Emiru´l-cüyuş Efdal kumandasındaki bir Fatımi ordusu kırk günlük bir kuşatmadan sonra şehri aldı (1098).

Mu´in ed-Din Sökmen, Ceziret-i İbn Ömer sahibi Çökürmüş tarafından kuşatılan Musul hakim Musa´nın yardımına koştu ve bu hizmetine karşılık 10.000 dinar ve Hısn Keyfa kalesini aldı. Böylece Sökmen, Artukluların "Hısn Keyfa ve Sökmeniyye" denilen ilk şubesini kurmuş oldu (1102).

Eyyubi hükümdarı Melik Kamil önce Amid´i sonra da Hısn Keyfa´yı zabt ederek Artukluların Hısn Keyfa kolunu ortadan kaldırmıştı (1231-2). Necmeddin İlgazi Nisan 1105´de Bağdad şahneliğinden azledildikten sonra Mardin´e gelerek bu şehre hakim olmuş ve burada Artukluların "Mardin veya İlgaziyye" denilen şubesini kurmuştur (1108).

İlgazi yavaş yavaş bu bölgedeki Selçuklu topraklarına hakim oldu, 1117´de Haleb´i ele geçirdi. Beraberinde Bitlis ve Erzen hakimi Togan Arslan´ın bulunduğu 20.000 kişilik ordu ile harekete geçerek Tell Afrin savaşında Antakya persi Roger´in kumandası altındaki Haçlılara karşı büyük bir zafer kazandı (1119). Bunu Tell Danis´de Kral II. Baudouin´e karşı kazanılan takip etti.

Selçuklu sultanı Mahmud ise İlgazi´ye Meyyafarıkin şehrini ikta etmişti (1121). Daha sonra Mardin Artukluları bazan Eyyubilere bazan da Tükriye Selçuklularına tabi olarak varlığını sürdürdü. Kara Arslan el-Muzaffer (1260-1292) ise, Moğolların hakimiyetini kabul ederek barış yaptı. O bu sayede hanedanın devamını sağladığı gibi Mardin şehrini de bir felaketten kurtarmıştı. Bu kolun son hükümdarı Melik el-Salih Mardin´i müdüfaa edemeyeceğini anlayınca bu şehri Karakoyunluların reisi Kara Yusuf´a teslim etti (1409). Bu suretle Artuklular Devleti sona erdi.

Artukluların üçüncü kolu 1185 yılında Harput ve havalisinde kurulmuşsa da fazla uzun ömürlü olmamıştı.Sultan I. Ala ed-Din Keykubad 1234 yılında Harput´u zabtederek, Artukluların bu koluna son vermişti.Artuklular büyük Türkmen kitlelerine dayanan bir Türk devleti idi. Bu sebepten milli teşkilat ve ananelerini muhafaza etmişlerdi.
Alp, İnanç, Kutlug gibi eski Türkçe unvanları kullanmakla da bu ananelerini koruduklarını göstermişlerdir. Artuklular devlet anlayışında eski Türk hukukuna göre devletin hanedanın ortak malı olduğu görüşün de uyguladılar. İlgazi ve Belek gibi kudretli şahsiyetlerin mevcudiyeti Artuklu Devleti´nin siyasi birliğini sağlayabilmiş, aksi takdirde ayrı beylikler halinde hükün sürmüşlerdir.

Artuklu hükümdarları gerek Müslüman ve gerekse hristiyan halka adaletle hizmet etmişler, idareleri altındaki ülkelerde düzen ve emniyeti sağlamışlardı. Ayrıca ticari ve iktisadi hayatın gelişmesine büyük ölçüde yardımcı oldular. Bu maksatla bazı şehirlerdeki ticari vergileri kaldırmışlardır. Bu iktisadi gelişme mimari eserlerden de anlaşılmaktadır.

Artuklular, bir kısmı bugüne kadar mevcudiyetlerini koruyan, birçok mimari eserler sözgelişi; külliyeler, camiler, medreseler, hamamlar, köprüler, sivil ve askeri yapılar yapmışlardır. Onların devrinde mimaride görülen gelişme sebiyle bugün güneydoğu Anadolu bölgesinde her önemli eser Artuklulara bağlanmak istenmektedir.

Artuklu ülkesindeki Meyyafarıkin, Amid ve Mardin gibi şehirler birer ilim ve kültür merkezi haline gelmişti. Bu hanedana mensup hükümdarlar ilim ve sanat adamlarını himaye etmişler, bunun neticesinde de onlar adına bazı eserler yazılmıştır.