8 Aralık 2012 Cumartesi

Türkiye haritaları


Akarsular



Dilsiz Bölge Haritası



Sönmüş Volkanlar ve Dağlar



Akarsularımız



Fay Hatları



Turistik Harita



Türkiyenin Uydu Haritası



Türkiyenin Toprak Haritası



Türkiye Nüfus Yoğunluğu




6 Aralık 2012 Perşembe

AKSARAY - Güzelyurt ilçesinin tarihi yerleri

Hitit, Pers, Kapadokya krallığı, Eski Yunan, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapan bir coğrafyanın tam ortasında yer alıyor Güzelyurt, eski adıyla Gelveri. Aksaray’a 35, Nevşehir’e 70 km. mesafede. Yeraltı şehirleri, kaya oyma yazıları, geleneksel Bizans stili binaları, kiliseleri, manastırı, Ihlara Vadisi, peri bacaları, zengin kültürel gelenekleri, etkileyici coğrafi yapısı ve muhteşem gün batımıyla bu güzel kasaba, yolu özellikle Kapadokya’ya düşenlerin keşfetmeleri gereken bir arka bahçe. Eski bir Rum köyü olan Güzelyurt, bir dönem ticari merkez olarak da öne çıkmış, ama esas önemi Hıristiyanlığın yayılmasıyla baba ve oğul Gregorios ile başlıyor. Fikirleri, mektupları, ilahileriyle Hıristiyanlığın gelişimine, Ortodoks mezhebinin doğumuna, kilise müziklerinin ilk örneklerine öncülük eden Gregorios, öylesine başarılı bir dini sistem yaratmış ki yalnızca Güzelyurt merkezde 48 kilisenin varlığı saptanmış. 4.5 km. uzunluğundaki Manastır Vadisi ise, manastırı, onlarca kilisesi ve binlerce inananıyla ilk manastır yaşamının örneği olmuş.
MÜBADELENİN ETKİLERİ
Güzelyurt, Kapadokya’nın tüm özelliklerini bir araya toplamış. Tarihin ve doğanın birbirini bütünlediği Güzelyurt’taki kaya oymaların Hıristiyanlık döneminde yapıldığı belirlenmiş olmakla beraber, tarihini kesin olarak söylemek mümkün değil. Ancak söylentiye göre IV. yüzyılda Kayseri Başpiskoposu olan Saint Baslle, Atina ve İskenderiye gezilerinden sonra Hıristiyanlık için en iyi hayat yolunun şehirlerden uzakta, doğal koşullar içinde bulunduğu görüşünden hareket ederek Ürgüp çevresine yerleşmiş. Daha sonra çeşitli yerlerden gelen Hıristiyanlar da onu takip etmiş ve bölge önemli bir yerleşim merkezi haline gelmiş.
Güzelyurt’ta hayat 1924 Mübadelesi’yle büyük oranda değişmiş. Mübadeleden kısa bir süre önce Osmanlı İmparatorluğu’ndan aldığı özel izinle para bastıracak kadar güçlü olan kilise ve halk, mübadele sonrasında Yunanistan’a Kavala’ya göçmüş ve “Nea Kalvari” adıyla yeni bir köy kurmuşlar. Yeni yurtlarına Güzelyurt’taki kilisenin aynısını inşa eden Rumlar, buradan götürdükleri kutsal eşyaların teşhir edildiği bir müze de kurmuşlar.




Trekking rotası
İlçe merkezinin 2 km. kadar güneybatısından başlayan Manastırlar Vadisi, çok bilinmeyen bir trekking rotası. Trekking uzmanlarının Küçük Ihlara olarak nitelendirdiği bu coğrafya, gökyüzüne uzanan kaya duvarlarına oyulmuş kiliseleri, doğal hayatı ve el değmemişliğiyle keşfedilmeye değer. Güzelyurt’a yaklaşık 7 km. mesafedeki Kızıl Kilise’den başlayan rota boyunca tarih, doğa ve insanın el birliğiyle yarattığı bir mucizeye tanık olacaksınız.

AKSARAY - Gülağaç İlçesinin Tariçesi ve tarihi yerleri


Ilçemizin Cumhuriyet tarihinden önceki tarihinin ayrintili bir çalismasi olmamasina ragmen bugüne kadar elde edilen tarihi,arkeolojik kaynaklardan azda olsa bazi bilgiler elde edilmistir. 
Ilçemize bagli Gülpinar,Demirci,Saratli kasabalari civarinda bulunan tarihi kalintilar ilçemizin tarihinin M.Ö.kadar uzandigini göstermektedir.

Anadolu topraklarinda hüküm süren her uygarlik ilçemizde çesitli izler birakmistir.Tarihi vesikalar incelendiginde ilçemizin tarihini Osmanli Imparatorlugundan itibaren izlemek mümkün olmaktadir.Fakat Ilçemize bagli kasabalardaki kalintilar Ilçemizin tarihi hakkinda daha derinlemesine bir arastirmaya ihtiyaç oldugunu ortaya koymustur. 





Istanbul Basbakanlik arsivinde 387 numarada kayitli Kanuni devrine ait defterin 124-139 sayfalari arasinda Aksaray liva'sinin anlatildigi bölümde Ilçemiz Aksaray kazasinin Bekir nahiyesine bagli Agaçli köyü olarak geçmektedir.
 Ilçemiz adinin Kanuni devrinde de "AGAÇLI" olarak geçmesi, Ilçemizin çok eski zamanlardan beri yesil,agaçlik ve yerlesime müsait bir yer oldugunu göstermektedir.Defterin Bekir nahiyesini anlatan bölümünde Agaçli köyü ile birlikte zikredilen Demirci,Kizilkaya,Sorsofi,Hacip köyleri suanda ilçemize bagli Demirci, Kizilkaya, Sofular ve Gülpinar kasabalaridir. Bu devirde Bekir nahiyesinde 36 köy 16 mezra oldugu bu köylerden 605 hane müslüman, 36 hane gayri müslim bulunduguda zikredilmistir. 
 Ilçemiz Osmanlinin son zamanlarinda Nigde vilayet sancagina bagli iken 1920 yilinda Aksaray'in müstakil sancak olmasiyla Aksaray'a bagli olarak kalmistir. 1924 yilinda vilayetler kurulurken Aksaray Vilayet olmus daha sonra 1933'de Aksaray'in vilayetligi alinarak Nigde Iline bagli bir ilçe olarak kalmistir. Ilçemizde Agaçli köyü olarak Aksaray Ilçesine baglanmistir. 1957 yilinda Ilçemiz Kasaba olmus, Aksaray'in Il olmasi ile Ilçemizde Bakanlar Kurulunun 09.05.1990 tarih ve 3644 sayili Kanunla Merkezi Agaçli olmak üzere Gülagaç ismiyle Ilçe statüsüne kavusturularak Aksaray Iline baglanmistir.


Aksaray- Eskil İlçesinin Tarihçesi


Eskil, Aksaray İline Bağlı bir ilçedir. Eski kaynaklarda daha ziyade Eski İl olarak geçen Eskil’in ilk kurulduğu yer bugün Gavuröreni olarak bilinen ve İlçenin daha kuzeyinde, Tuz Gölünün yakınında bulunan mevkiidir. Anadolu Selçuklu Hakimiyeti ile birlikte Sultan II. Kılıçarslan tarafından Eskil ve çevresine Türk boyları yerleştirilerek bölge Türkleştirilmiştir. Selçuklular zamanında Eskil’ in Karaman Vilayetine bağlı Esb-Keşan Kazalar grubuna merkezlik yaptığı İstanbul Başvekalet arşivi İl Yazıcı defterinde belirtilmektedir. Geniş yerleşim yerlerine sahip Eskil'de tarihi kalıntılara rastlanılmaktadır. Böğet Köyü, Ortakuyu, Köşk, Hüyüklü, Mutlu, Çulfa, Sağsak ve Tosun Yaylalarında höyükler mevcut olup, mimari eser kalıntılarına rastlanılmaktadır.



Ortakuyu yaylasında Bizanslılardan kalma Tiyatro kalıntıları bugünde mevcuttur. Bağdat yolu olarak bilinen tarihi yolun taş döşeli kısımlarına Bayramdüğün mevkisinde de rastlanılmaktadır
Eskil Merkezinde Selçuklular zamanından kalma Ulu Camii mevcuttur.
Eskil 1929 yılında belde statüsüne kavuşmuştur. Aynı tarihte Eskil Belediyesi kurulmuştur. 1989 yılına kadar Karakol, Taşkapu ve Taşkesik mahalleleri mevcutken bu tarihte mahalle sayısı 11’e yükseltilip, Merkez (5 Yayla), Karşıyaka (2 Yayla), Cumhuriyet (9 Yayla),Mimar Sinan (3 Yayla), Fatih (11 Yayla), Mithatpaşa (7 Yayla), Zafer (5 Yayla), Fevzi Çakmak (7 Yayla), Yıldırım (10 Yayla), Hürriyet (8 Yayla), İstiklal (10 Yayla) şeklinde düzenleme yapılmıştır. İlçeye bağlı Eşmekaya Belediyesi 1971 yılında kurulmuştur. Cami-i Kebir ( 4 Yayla), Yenimahalle (4 Yayla), Kayacık (3 Yayla), Yeşilyurt (6 Yayla) olmak üzere 4 mahalleden oluşmaktadır.
Eskil 09.05.1990 tarih ve 3644 sayılı kanunla ilçe statüsüne kavuşmuştur.
İlçenin nüfusu 2008 genel nüfus sayımına göre 25.517'dir. Bunun 17.098'i ilçe merkezinde, kalan kısmıysa ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.
İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 1 belde, 4 köy ve ? mahalleden oluşmaktadır. Eskil'in tek beldesi Eşmekaya'dır. Köyleri ise: Başaran, Güneşli, Ortakuyu ve Böğet'tir.
Eskil 1929 yılında belde statüsüne kavuşmuştur. Aynı tarihte Eskil Belediyesi kurulmuştur. İlçeye bağlı 1 belde ve 8 köy bulunmaktadır. Merkez İlçe Belediyesi toplam ilçe yüzölçümünün yaklaşık 2/3 ünü kapsamaktadır. Merkeze bağlı 11 mahalle mevcuttur. Merkez, Karşıyaka, Cumhuriyet, Mimar Sinan, Fatih, Mithat Paşa, Zafer, Fevzi Çakmak, Yıldırım, Hürriyet ve İstiklal Mahalleleri.
İlçeye bağlı Eşmekaya Belediyesi 1971 yılında kurulmuştur. Camiikebir, Yeşilyurt, Yeni Mahalle ve Kayacık olmak üzere 4 mahalleden oluşmaktadır. Bu mahallelere bağlı 14 yayla bulunmaktadır.
Eskil İlçesine bağlı 8 adet Köy bulunmaktadır. Böğet, Başaran, Güneşli, Bayramdüğün, Celil, Çukuryurt, Katrancı ve Sağsak. Bu köylere bağlı 14 yayla bulunmaktadır.
Celil, Çukuryurt ve Bayramdüğün yerleşim yerleri 23.11.2006 tarih ve 2006/11308 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 13.12.2006 tarih ve 26375 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanması ile Sağsak ve Katrancı yerleşim yerleri ise 15.01.2007 tarih ve 2007/11588 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 26.01.2007 tarih ve 26415 Sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanması ile bağlı oldukları Mahallelerden ayrılarak Bağımsız Köy haline getirilmişlerdir[2].

AKSARAY- Ağaçören Tarihi YerLeri



     Ağaçören İlçesi 1989 da kurulmuştur. M.Ö. 3.yüzyıl ve 4.yüzyıl Hititler zamanında yerleşim alanı olarak kullanılmış olup,daha sonraları Bizanslılar zamanında Kapadokya Bölgesi içinde kalmıştır. Bu zamanlara ait bölgeler ilçe sınırları içinde kalan Taşkale veKilise mevkiinden çıkan bulgulardan elde edilmiştir. Türklerin Anadolu'ya yerleşmeleri ile beraber bu bölgede Oğuzların Peçenekkoluna mensup Türkmenler 12. yüzyıldan itibaren yerleşmeye başlamışlardır ve Anadolu Selçuklularına bağlı olarak kalmışlardır. Bu devletin yıkılması ile bölgeye Karamanoğulları hakim olmuşlar ve daha sonra Kadı Burhaneddin Beyliği hakimiyeti altında bulunmuşlardır. Bölgenin ismi Osmanlı İmparatorluğu zamanında 15. yüzyıl’da Fatih

Sultan Mehmet döneminde Panlı olarak geçmiştir. Osmanlı Devleti'nin yıkılmasından sonra bölge düşman işgaline uğramamıştır. Fakat, işgal altında bulunan bölgelerdenPANLI’ya çok sayıda göç olmuştur. İlçemiz 1961 yılına kadar Panlı adıyla anılmış,daha sonra ismi Ağaçören olarak değiştirilmiştir.Ankara İli Şereflikoçhisar İlçesine bağlı bir kasaba iken 15 Haziran 1989 tarih ve 3578 Sayılı Kanun ile il olan Aksaray’a ilçe olarak bağlanmıştır.

5 Aralık 2012 Çarşamba

Bolu tarihi yerleri


1-BOLU TÜRK DÖNEMİ TARİHİ ESERLERİ TÜRK DÖNEMİ ESERLERİNİN GENEL LİSTESİ:
Arkeolojik buluntulara göre Bolu tarihi, Eski Tunç Çağına kadar uzanmaktadır. Bugünkü Turizm ve Otelcilik M.Y. Okulunun bulunduğu alanda yer alan küçük bir höyükte ele geçmiş olan ve halen Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde “BOLU KABI” ismiyle sergilenen pişmiş toprak eser M.Ö. 3000 yılına tarihlendirilmektedir.
BOLU MERKEZ

A- CAMİLER :
1- Tabaklar Camisi
2- Sultanzade (Somuncu) Camisi
3- Aktaş Camisi
4- Karamanlı Camisi
5- Ağda Camisi
6- İmaret Camisi
7- Saraçhane Camisi
8- Kadı Camisi
9- Yıldırım Bayezid (Büyük)Camisi
10-Ilıca Camisi
11-Çepni Köyü Camisi
12-Keçeci Mehmet Camisi
13-Karaköy Cuma Camisi

B- HAMAM - ÇEŞME :
1- Kızılay Hamamı
2- Tabaklar Hamamı
3- Sultan Hamamı
4- Orta Hamam
5- Çeşme (8 adet)
6- Şadırvan (l adet)

C- HANLAR :
1- Aşağı Taşhan
2- Yukarı Taşhan

D- TÜRBE - HAZİRE :
1- Aktaş Türbesi
2- Semerkant-ül Buhara Türbesi
3- Kasım Dede Türbesi
4- Ümmi Kemal Türbesi
5- Gölyüzü Türbesi
6- Hayreddin-i Tokad-i Türbesi
7- Şehitlik Anıtı

E- SİVİL MİMARİ :
1- Tarihi Konut (32 adet)

F- İDARİ YAPI :
1- Hükümet Konağı
2- Adliye Binası
3- Güzel Sanatlar Galerisi Binası

GEREDE İLÇESİ

1- Aşağı Tekke Camisi ve Türbesi
2- İnköy Camisi
3- Yukarı Hamam
4- İkinci Avşar Köyü Çeşmesi
5- Çoğullu Köyü Köprüsü
6- Yukarı Tekke Köyü Camisi ve Türbesi
7- Aşağı Hamam
8- Kiliseli (Tüccar) Hanı

GÖYNÜK İLÇESİ

A- CAMİLER :
1- Sof Ali Camisi
2- Kayabaşı Camisi
3- Çeşme Camisi
4- Kebkebirler Camisi
5- Gazi Süleyman Paşa Camisi
6- Hacı Kadın Camisi
7- Hacı Abdi Camisi

B- HAMAM - ÇEŞME :
1- Gazi Süleyman Paşa Hamamı
2- Çeşme (2 adet)

C- HANLAR :
1- Eski Han

D- TÜRBE - HAZİRE :
1- Akşemseddin Türbesi
2- Ömer Sekkin Türbesi
3- Tabak Dede Türbesi
4- Hazire (3 Adet)

E- SİVİL MİMARİ :
1- Tarihi Konut (111 Adet)
2- Saat kulesi

F- İDARİ YAPI :
1- Hükümet Binası
2- Eski Halk Eğitim Merkezi Binası

MENGEN İLÇESİ

1- Bölükören Köyü Camisi
2- Kayabükü Köyü Camisi
3- Yunusiye Haziresi

MUDURNU İLÇESİ

A- CAMİLER :
1- Kanuni Sultan Süleyman Camisi
2- Asılbey Camisi
3- Hatice Hatun Camisi
4- Yıldırım Bayezid Camisi
5- Dereçetinören Köyü Camisi
6- Samsa Çavuş Camisi

B- HAMAM - ÇEŞME :
1- Yıldırım Hamamı
2- Tarihi çeşme (2 Adet)

C- TÜRBE - HAZİRE :
1- Abdurrahim Tirsi Baba Haziresi
2- Kanuni Sultan Süleyman Camisi Haziresi
3- Şeyh İmran Veli Haziresi
4- Samsa Çavuş Türbesi

D- KÖPRÜ :
1- Hızırfakı Mahallesi Köprüsü

E- SİVİL MİMARİ :
1- Tarihi Konut (206 Adet)

SEBEN İLÇESİ

1- Çarşı Camisi
2- Korucuk Köyü Camisi
3- Nimetli Köyü Camisi

YENİÇAĞA İLÇESİ

1- Eskiçağa Yıldırım Camisi
2- Eskiçağa Yıldırım Hamamı
3- Eskiçağa Türbesi

2- BOLU'NUN TÜRK MİMARİSİ AÇISINDAN ÖNEMİ:
Bolu ve çevresinde ilk fetih yılları ve Selçuklu dönemine ait hiçbir eser bulunmamaktadır. 14.yy başlarından itibaren Osmanlı Beyliği akınlarının başladığı bölge, 1326 yılında beylik topraklarına katılmıştır. Bolu ve çevresinin Osmanlı Beyliğinin ilk yerleşme alanlarından olması nedeni ile, İlk Devir Osmanlı Mimarisini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.
Osmanlı'nın ayakta kalmış ilk mimari eserlerinden biri Mudurnu ilçesi, Güveytepe köyünde yer alan Samsa Çavuş Camisidir. Bu eser Osman Gazi dönemine tarihlenmektedir. Bolu'da Osmanlı Beyliğine ait orijinal plan ve görünümünü koruyan diğer bir eserde Orhan Gazi döneminden kalan Göynük Süleyman Paşa Hamamıdır. Bolu'da Orhan Gazi döneminin farklı bir özelliği de "Çandı" denilen büyük ağaç kütüklerinin uçları kertilerek çivisiz olarak birbirine geçirilmek suretiyle inşa edilen binalardır.
Kökleri Doğu Türkistan’a kadar uzanan bu tarz mimari özellikle Akçakoca'nın fethettiği Sakarya ile Karadeniz Ereğli’si arasındaki bölgede cami uygulaması olarak görülmektedir. Bolu'da bu tarz mimari ile yapılmış 19. yy’a ait çok sayıda köy ve yayla evi de bulunmaktadır. Osmanlı mimarisinin Bolu'da en parlak dönemi Yıldırım Bayezid devridir. (Şehzadelik Devri) Bu dönemde imar faaliyetleri artmış ve klasik Osmanlı mimarisine mihenk taşı olabilecek çok önemli adımlar atılmıştır.
Bu döneme ait bazı eserler: Bolu, Yıldırım (Büyük) Camisi ve Hamamı (Orta Hamam), Mudurnu Yıldırım Camisi ve Hamamı, Eskiçağa Yıldırım Camisi ve Hamamı, Gerede Yıldırım Camisi ve Hamamı. Bolu ve çevresinde Yıldırım Bayezid Devrinden sonra, Klasik ve Son devire ait çok sayıda eser bulunmasına rağmen, bunlar Mimari açıdan aynı dönemlerde yapılmış İstanbul, Edirne Bursa gibi şehirlerde yapılanlar kadar önem arz etmezler.
Bu dönemlere ait zikre değer bazı eserler ise; Göynük Ömer Sekkin Türbesi (1449). Göynük Akşemseddin Türbesi (1464)., Kadı Camisi (16.yy.), Ilıca Camisi (1510)., Karaköy Cuma Camisi (1562)., Aşağı Taşhan(1750) ve Yukarı Taşhan (1804)dır. Ayrıca Bolu Merkez, Mudurnu, Göynük ilçeleri 19.yy ile 20.yy. ilk yarısına tarihlenen çok sayıda geleneksel Sivil Mimari Örneğine sahiptir. Kentsel Sit Alanı olarak koruma altına alınan bu evler, geçmişi günümüzde yaşatan, Türk halkının hayat tarzını, geleneklerini yansıtan önemli vesikalardır.

3- BOLU TÜRK DÖNEMİ MİMARİ ESERLERİ:
CAMİLER
Samsa Çavuş Camisi : Mudurnu ilçesi, Güveytepe köyü yakınında bulunmaktadır. Hakkında yazılı bir belge bulunmayan Cami, halkın ilgisi ile günümüze kadar Samsa Çavuş ismi ile yaşatılmıştır. Osmanlı Devletinde ilk çavuş unvanını taşıyan, ömrünü Sakarya boyunu tutmakla geçirmiş, Osman Gazi'nin silah arkadaşlarından Samsa Çavuş'un Sakarya nehrinin kuzeyinde Çavuş deresi üzerinde bir cami ve hamam yaptırdığı bilinmektedir. Bolu Salnamesinde de Samsa Çavuş Camisi ismi ile bahsedilen bu caminin Samsa Çavuş tarafından yaptırıldığı kuvvetle kabul edilmektedir.
Kareye yakın dikdörtgen planlı bir cuma mescididir. 8 - 8.5 m. ölçülerindeki duvarlar 78 cm. kalınlıkta olup moloz taşıyla, üç sıra meşe hatıllı olarak yapılmıştır.

Bolu Yıldırım Bayezid Camisi (Büyükcami): Bolu Yıldırım Camisi,Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılan medrese ve kütüphaneden oluşan mimari bir külliyenin merkezidir. Yıldırım Bayezid Bolu'da yaptırmış olduğu hamam (Orta Hamam) ve 30 dükkanı bu külliyenin ihtiyaçlarının karşılanması için vakfetmiştir. Yıldırım Bayezid'ın yaptırmış olduğu cami 1891 yılında yanınca, tamamen yıktırılmış ve 1899-1900 yılında bugünkü tek kubbeli cami yapılmıştır. İlk şeklinin ahşap olduğu tahmin edilen bu cami 1944 depreminde büyük hasar görmüştür. Kubbe payandaları ve köşe kuleleri kaldırılmış, taş olan kubbe kasnakları sıvanmıştır. Orijinal görünümünü epeyce kaybeden caminin medrese ve kütüphanesinden herhangi bir iz bulunmamaktadır. 12 Kasım 1999 depreminde hasar gören cami restore edilmiş ve 2002 yılının Ramazan ayında hizmete açılmıştır.

Mudurnu Yıldırım Bayezid Camisi (Büyük Cami): Yıldırım Bayezid tarafından şehzadeliği zamanında 784 H.(1382) yılında Hamam ve Medrese ile birlikte yaptırılmıştır. Şehrin merkezinde yer alan bu caminin kitabesi olmamakla beraber biraz ilerisinde bulunan hamamın kapısı üzerindeki kitabe ve vakfiye özetine göre tarihlendirilmektedir. 1776, 1839, 1900 ve 1956 yıllarında onarım görmüştür. Doğusunda bulunması gereken medrese mevcut değildir. Cami kareye yakın dikdörtgen planlı bir ana mekan ve üç bölümlü son cemaat yerinden oluşmaktadır. 20.70 m. olan ana mekanı tromplarla geçilen 19.43 m. çapındaki yüksek kasnaklı bir kubbe kaplamaktadır. Bu da klasik Osmanlı Döneminde olgunlaşan mekan birliği düşüncesinin ilk adımlarındandır.
Bu kadar büyük bir alanı kapatmak için cami duvarları oldukça alçak ve kalın tutulmuş, içeride duvarlara eklenen payelerle taşıma gücü artırılmıştır. Bu payeler yine Osmanlı mimarisinin doruğa ulaştığı 8 istinatlı camilerin ilk denemelerindendir. Üç bölümlü son cemaat yeri kubbelerle örtülü olup, ortadaki kubbe daha küçük ve dilimli, yanlardakiler ise daha büyük ve yüksek kasnaklıdır. Kuzeye üç sivri kemerle açılan son cemaat yeri; asıl mekana göre daha alçak olup, bu kademeli görünüm yine Klasik devirdeki piramidalleşme olgusunun Erken dönemdeki ilk belirtilerini taşır.

Eskiçağa Yıldırım Bayezid Camisi : Yeniçağa ilçesi, Eskiçağa köyünde yer almaktadır. 791 H. (1388) de Yıldırım Bayezid adına yaptırılan cami, zaman içerisinde gördüğü onarımlarla orijinalliğini büyük ölçüde yitirmekle birlikte, ilk planını korumaktadır. Dikdörtgen planda, kırma çatılı basit bir yapıdır.

Göynük Süleyman Paşa Camisi : Göynük İlçe merkezinin doğusunda Akşemseddin Türbesinin yanında yer alan cami, vakıf kayıtlarına göre ilk olarak 1331-1335 yılında yapılmış, fakat muhtemelen ahşap olan bu cami yıkılmış olduğundan yerine Sultan II. Abdülhamit'in emri ile bugünkü cami yapılmıştır. 17.70 x 16.10 m. boyutlarındaki yapı Geç Devir mimarisinin karakteristik özelliklerini aksettirmektedir.

Kadı Camisi : Bolu merkezinde yer alan cami Mimari karakterine göre XVI. yy’a tarihlenmektedir. Bolu Livası Salnamesine göre eser Demirtaş Paşazade Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı caminin mihrap bölümü beş kenarlı olarak dışa taşkındır. Tamamıyla kesme taştan inşa edilen cami, düz ahşap tavanlı, kırma çatısı Marsilya kiremit örtülüdür.
Kalan izlerden bugün ahşap olan üst örtünün evvelce kubbeli olduğu, fakat eserin büyük tahribata uğraması sonunda yeniden yapılırken ahşap tavanlı yapılmış olduğu tahmin edilmektedir. Caminin ilk şeklinin 3 bölümlü son cemaat yerine sahip olduğu kuzey cephe önünde kalan sütun kaidelerinden anlaşılmaktadır. Caminin taç kapısı sivri kemerli eyvan şeklinde olup iki kenarı mihrabiyelidir. Pembe mermerden söveli, lamba zıvana şeklinde geçmeli basık kemerli cümle kapısının ahşap kapı kanatları, Osmanlı kündekari işçiliğinin güzel örneklerinden birini teşkil eder.

Ilıca Camisi : Bolu merkezinin 5 km. güneyinde Karacasu'da yer alan cami İsfendiyaroğlu Kızıl Ahmet Paşa Beyin oğlu Musa Paşa tarafından 916 H.(1510-1511) yılında yaptırılmıştır. 1944 depreminde büyük hasar gören cami 1960 da eski ölçülerine göre yeniden inşa edilmiş ve kitabesi aynen yeni binaya monte edilmiştir. Moloz taştan, kare planlı küçük bir camidir. Sadece cümle kapısı kesme taş olup beden duvarlarından çıkıntı yapmaktadır.

Karaköy Cuma Camisi : Bolu'nun 7 km. batısında Karaköy'de yer alan cami giriş kapısı üzerinde yer alan çini kitabesine göre 970 H.(1562-1563) tarihinde Musa Paşa oğlu Mehmet Bey'in annesi tarafından Cuma Camisi olarak yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, moloz taş örgülü camiyi üstten kiremitli bir çatı örtmektedir. Pembe mermerden yapılmış cümle kapısı ve bu kapı üzerinde yer alan çini kitabesiyle dikkat çeken caminin eski yayınlarda 2 çini kitabesi olduğu bilinmekte ise de bir tanesi bugün mevcut değildir.
Mevcut kitabe dikdörtgen mermer bir pano içerisinde alt ve üsten Çin bulutu motifleriyle çerçevelenmiş 4 parça çiniden oluşmaktadır. Sülüs hatlı kitabede zemin koyu lacivert yazılar ise beyaz ve kiremit renklidir. Yazılar arasına yer yer yaprak ve çiçek motifleri serpiştirilmiştir. Cami içerisinde tavanlar aşı boyalı iken yenilenmiş ancak mahfilin orijinal kalan kısımlarında kırmızı yeşil renkli aşı boyaları halen görülebilmektedir. 1992 yılında cami esaslı bir onarım geçirmiştir.

Cami Kitabeleri : İnşa Kitabesi; “Bu camii şerifi Halid bin Velid (r. a) soyundan Musa Paşa oğlu Mehmed’in annesi yaptırmıştır. Bu E(a)la Hanım, Ebu Bekr’ül-Sıdd^ık (R.A.) soyundan, Sultan Selim Han’ın sadrazamı Cemali Mehmed Paşa’nın oğlu Mehmed’in kızıdır” Bu bina dokuz yüz yetmiş tarihinde tamamlandı. İkinci Kitabe (kayıptır); “Ey Rabbimiz bizden bu binayı kabul eyle. Bize inayet edip, fazlınla doğru yolu buldur. Şu camii şerif ne zaman ki tamam oldu; yüce olan Rabbimiz Allah onu kabul etsin. Hatifi gaybi tarihini şöyle düştü (İşte bu mescid elbette takva üzere tesis edilmiş bir mesciddir.) * Parantez içinde yer alan sözler, ebced hesabı ile Hicri 971 tarihini vermektedir.

İmaret Camisi : Bolu merkez, Büyükcami mahallesinde, Saraçhane camisinin güneydoğusunda yer almaktadır. Vakıf kayıtlarına göre Kızıl Ahmet Bey soyundan Şemsi Paşa tarafından 16.yy da yaptırıldığı anlaşılan cami, zaman içerisinde gördüğü onarımlarla orijinalliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Dört sıra tuğla bir sıra taş dizisinden oluşan cami beden duvarları kirpi saçakla sonlanmakta ve altta dikdörtgen çerçeveli üstte sivri kemerli, iki katlı bir pencere düzenlemesiyle dışa açılmaktadır. Dikdörtgen planlı caminin cümle kapısı üzerinde üst üste iki kartuş içerisinde iki satır sülüs kitabe yer almaktadır. Kuzey batı köşede tuğla minaresi bulunan caminin, kırma çatısı tamamen yenilenmiş olup içten II. Abdülhamid zamanında yapıldığı söylenen ahşap bir tavanla örtülüdür.

Saraçhane Camisi : Bolu merkez, Büyükcami mahallesi, Belediye meydanında yer almaktadır. Kitabesine göre 1163 H. (1750) tarihinde silahtar Mustafa Ağa tarafından ihya edildiği anlaşılan cami, Evliya Çelebi Seyahatnamesi ve Mimar Sinan'ın eserlerinin listesini veren Tezkeretül Ebniyede Mimar Sinan'ın eseri olarak görülmektedir. Bu durumda cami ilk olarak 16.yy.da Mimar Sinan tarafından yapılmış, bu caminin harap olmasıyla da Silahtar Mustafa Ağa tarafından yeniden ihya edilmiştir.
Dikdörtgen planlı cami duvarlarında aralarında tuğla hatıllar bulunan moloz taş malzeme kullanılmıştır. Kirpi saçaklarla geçilen kiremit örtülü kırma çatısı içte ahşap tavanlıdır. Kuzey cephesinde dükkanlar bulunan caminin girişi doğudan sağlanmakta ve beden duvarları sivri kemerli 2 katlı pencere düzenlemesi, köşe pahı, kuş köşkleri, doğu ve güney cephe duvarında yer alan sivri kemerli çeşmeleri ile dikkat çekmektedir. Kuzey doğusunda kesme taş kare kaideli, tuğla silindirik gövdeli minaresi yer almaktadır.

Yukarı Tekke Camisi : Gerede, Kabirler mahallesi, Vezir sokakta yer alan cami, kitabesine göre 1267 (Hicri) tarihinde Abdullah Efendi tarafından yaptırılmıştır. Kerpiçten, dikdörtgen planlı caminin doğu köşesinde kesme taştan bir türbe yer almaktadır.

Tabaklar Camisi : Bolu merkez, İzzet Baysal Caddesi üzerinde yer alan cami, kitabesine göre 1310 - 1315 H. (l897) tarihinde yapılmıştır. 17.40 x 20 m. ebadında dikdörtgen planlı cami duvarları Geç Osmanlı Mimarisi karakteri taşımaktadır.


HANLAR :

Aşağı Taşhan : Şehrin merkezinde Yıldırım Bayezid (Büyük) Camisinin batısında, Yukarı Taşhan'ın güneyinde yer almaktadır. 1750 yılında eşraftan Emin Ağa tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan güney köşeleri pahlı, geniş bir saçak silmesi ile sonlanan beden duvarlarının güney kenarında üçer mazgal penceresi yer alır. Güney kenar ortasında bulunan yuvarlak kemerli büyük kapının üzeri iki büyük konsol ile çıkıntı teşkil eden bir cumba şeklindedir.

Yukarı Taşhan : Aşağı Taşhan'ın kuzeyinde yer alan Yukarı Taşhan giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre 1219 H.(1804) tarihinde Serbevvab Hacı Abdullah Ağa tarafından yaptırılmıştır. 2 katlı açık avlulu bir handır. Avlu etrafını saran kare kolon payeler ve yuvarlak kemerlerin teşkil ettiği revaklar çapraz tonoz örtülüdür. Revakların arkasında odalar sıralanmaktadır. Doğu yönünde beden duvarlarında çıkıntı teşkil eden cümle kapısı yuvarlak kemerli büyük bir eyvan şeklinde avluya açılmaktadır. Cümle kapısının iki yanında kemerli 2 dükkan bulunmaktadır.

HAMAMLAR :
Süleyman Paşa Hamamı : Göynük ilçe merkezinin doğusunda Akşemseddin Türbesinin yakınında bulunmaktadır. Vakıf kayıtlarına göre 1331-1335 tarihinde Gazi Süleyman Paşa tarafından cami ile birlikte yaptırılmıştır. Cami 1875 yılındaki büyük sel baskınında yıkılınca Sultan II. Abdülhamid devrinde tamamen yenilenmiştir. Hamam orijinal ebat ve planını koruyan en eski Osmanlı Hamamlarından birisidir. 1950 den sonra yapılan esaslı bir onarımla cephe taşlarının çoğu, kat silmeleri değiştirilmiştir. Erkekler ve kadınlar bölümü olmak üzere çifte hamam olarak teşkil olunmuştur.
Her iki bölümde soğukluk, ılıklık ve sıcaklık kısımlarından oluşmaktadır.
Bolu Yıldırım Bayezid Hamamı (Orta hamam) : Soğukluk kapısı üzerinde yer alan 2 satırlık Arapça kitabesine göre 791 H.(1389) yılında Çelebi Bayezid tarafından babası hayatta iken yaptırılmıştır. Mimarı Mudurnu Yıldırım Hamamını da yapan Ömer Bin İbrahim olup imzası giriş kapısının kilit taşındadır. Çifte hamam tarzında, dıştan moloz taşla inşa edilen küçük ölçülerdeki bu hamam, içten Mudurnu'daki kadar olmasa da oldukça zengin süslemelere sahiptir. Yakın tarihlerde onarım gören binanın çatı ve kubbe kiremitleri tamamen yenilenmiştir.

Mudurnu Yıldırım Bayezid Hamamı : Mudurnu Büyükcami mahallesinde, Yıldırım Camisinin karşısında bulunmaktadır. Erkekler kısmı giriş kapısı üzerindeki kitabe ve vakfiye özetine göre 784 H.(1382) yılında Yıldırım Bayezid tarafından Ömer bin İbrahim'e yaptırılmıştır. Yanından geçen yol kotu altında kalan hamamın erkekler kısmı soğukluğu hariç basık bir dış görünümü vardır. Yakın tarihlerde yapılan onarımla taç kapı dışındaki duvar taşları büyük ölçüde değişmiş, oluklu kiremit örtülü çatısı beton kaplanmıştır.
Ancak, gerek büyüklüğü, gerekse taç kapı ve kubbe geçişleriyle erken dönem Osmanlı hamamlarının en orijinal ve en güzel örneklerinden birisi olma özelliğini korumaktadır. Çifte hamam tarzında yapılmış bu hamam dıştan son derece basit görünümüne karşın, mukarnaslarıyla Osmanlı mimari tezyinatı tarihinde bir dönüm noktası teşkil edecek şekilde mühimdir. Osmanlı mimarisinde 15. yy’dan itibaren badem, çift badem, sarkmalar, püsküller gibi tam ve mükemmel unsurlar görülmeye başlarken, 14. yy’a ait bu yapıda mukarnas artık doruğa ulaşmış, plastikleşmiş, Selçuklu eserlerinden çok ileri bir merhaleye varmıştır.

Eskiçağa Yıldırım Bayezid Hamamı : Yeniçağa ilçesi, Eskiçağa köyünde yer alan Hamam cami ile aynı devirde 791 H.(1388) de Yıldırım Bayezid adına yapılmıştır. Küçük fakat mimari bakımından önemli bir yapıdır. İki bölümlü sıcaklıktan oluşan hamamın soğukluk bölümü yıkılarak yeniden yapılmıştır. Tepeye doğru daralan yıldızlarla dekore edilmiş kubbe, Türk üçgeni ve istiridye şeklinde tromplu kubbe geçişleri ile dikkat çeker.

Tabaklar Hamamı : Bolu merkez, Tabaklar mahallesinde yer almaktadır. 16. yy.da Tavil Mehmet Paşa tarafından yaptırıldığı tahmin edilen Tabaklar Hamamı, kadınlar bölümü daha küçük çifte hamam tarzındadır. Bütün duvarları moloz taş olan hamamın, saçakları silmelidir. Yol genişletme çalışması sırasında soyunmalığı yıkılmıştır.

Sultan Hamamı : Bolu merkez, Büyükcami mahallesi, Saraçhane sokağında yer alan hamam, mimari karakterine göre 16. yy.’a tarihlenmekte ve Sokullu Mehmed Paşa Vakfı olarak, vakıf kayıtlarında geçmektedir. Ön kısmı üzerinde yer alan kule şeklindeki feneri 19. yy’da eklenmiştir. Çifte hamam tarzındadır.

TÜRBELER :
Ömer Sekkin Türbesi : Göynük'te Akşemseddin Türbesinin 100 m. kadar doğusunda yer alır. Hacı Bayram Veli’nin talebesi Akşemseddin arkadaşı olan Ömer Sekkine (Bıçakçı Ömer Dede) ait olan türbe 853 H.(1449) yılına tarihlenmektedir. Yüksek platform üzerine, tamamen kesme taştan sekizgen planlı olarak inşa edilen türbe kubbe ile örtülüdür. Giriş kapısı önünde kare kaideli, mukarnas başlıklı iki sütuna oturan kubbeli bir revak yer almaktadır.

Akşemseddin Türbesi : Göynük ilçesi, Gazi Süleyman Paşa Camisi avlusunda bulunmaktadır. Büyük ilim adamı ve Fatih Sultan Mehmed'in hocası olan Akşemseddin, 1459 tarihinde vefat ettikten sonra 864 H.(1464) yılında türbesi yapılmıştır. Altıgen planlı türbenin kesme taştan yapılmış beden duvarlarının her kenarında sivri kemerli niş içinde dikdörtgen ve ağaç söveli pencereler yer almaktadır. Pahlı saçak silmeleri ile nihayetlenen beden duvarları üstten kurşun kaplı kubbe ile örtülüdür.
Türbenin kuzeydoğu köşesinde sivri kemerli niş içerisinde giriş kapısı yer almaktadır. Kapı üzerindeki alınlıkta inşa kitabesi bulunmaktadır. Kenarlardaki alt sıra pencerelerin üzerinde sivri kemerli alçı şebekeli ikinci sıra pencereler mevcuttur. Türbe içerisinde Akşemseddin ve oğulları Fakih ile Nurihüda Çelebilerin sandukaları vardır. Akşemseddin ait sanduka, İlk devir ahşap işçiliğinin çok güzel bir örneğidir. 2.50 X 0.50 m. boyutundaki sanduka kapıdan girince sağdadır. Ceviz üzerine kabartma yazı ve kapaklarında nar çiçeği motifleri yer alır.
Kitabeler: İnşa Kitabesi; İlahi incelikleri kavrayanların en üstünü, hakikate ermişlerin en kemallisi, Akşemseddin diye meşhur Şeyh Mehmed b. Hamza - Allah sırrını takdis etsin -, 863 (1459) senesinde Rebiülahir (Şubat) ayı sonlarında vefat etmiştir. O, 792 (1390) senesinde doğmuş olup; türbe, 868 (1464) yılında yapılmıştır
Sanduka Yazıları Başucu; Hazreti Peygamber (S.A.V.) buyuruyor ki: “İşlerinizde tereddüde düştüğünüz zaman, kabir ehlinden yardım isteyiniz.”
Ayakucu; Feylesoflardan biri demiştir ki: “İnsanın kalbini yumuşatan en tesirli öğüt, ölüler mahallesine (kabristana) bakmaktır”.
Sağ Taraf Yazısı; Hazreti Peygamber (S.A.V.)’e: “İnsanların en zahidi kimdir?” diye sorulduğunda; kendileri: 1- “Mezarlığı ve çürümeyi hiç unutmayan; 2- Dünya nimetlerinin fazlasını terk eden; 3- Baki olanı fani olana tercih eden; 4- Yarını, günlerinden saymayan (hesaba katmayan) ; 5- Ve kendini, ölüler yerine koyan kimsedir” buyurmuşlardır.
Sol Taraf Yazısı Yahya b. Muaz (Ö: 258 / 871) demiştir ki: “Şu üç şeyi yapan: 1- Kendisini terk etmeden önce dünyalıkları terk eden; 2- İçine girmeden önce ahiret evini yapan; 3- Ve, kavuşmadan önce Yaratıcısını razı eden kimse, akıllıca davranmış olur.

Ümmi Kemal Türbesi : Bolu merkez, Tekke köyünde yer alan türbe Fatih Sultan Mehmed'in hocalarından Ümmi Kemal için 15.yy.da yapılmış, ancak daha sonraki yıllarda onarımla yenilenmiştir. Altı köşeli türbe, kesme taştan inşa edilmiş olup; üzeri ahşap çatıyla örtülüdür.

Kasım Dede Türbesi : Bolu merkez, Yozgat köyünde yer alan türbenin son yıllarda yapılan tamiratlarla orijinalliği kısmen bozulmuştur. Altıgen planlı türbenin, basık kemerli kapısı üzerinde yer alan 3 satır sülüs hatlı kitabesi dikkat çekmektedir.

Aşağı Tekke Türbesi : Gerede, Seviller mahallesi, Cami sokağında yer alan türbe, kitabesine göre 1259-(Hicri) (1844) yılında Şeyh Halil Efendi ve oğlu Mustafa Efendi tarafından yaptırılmıştır. Moloz taştan, köşeleri paflı kare planlı bir türbedir.

Eskiçağa Türbesi : Yeniçağa ilçesi, Eskiçağa köyünde yer alan türbe, kare planda basit bir yapı olmakla beraber Osmanlı Türbe Mimarisinin tipik bir örneğidir.

BOLU EVLERİ :
Bolu merkez, Göynük ve Mudurnu da 19. yy. sonu 20. yy. başlarına tarihlenen çok sayıda Geleneksel Türk Evi bulunmaktadır. Çarşı, sokak, çeşme, saat kulesi, cami, han, hamam, türbe ve hazire gibi Mimari unsurları, gelenek ve görenekleri ile bir bütünlük oluşturan, Eski Türk Şehri özelliğini büyük ölçüde koruyan yalnızca Göynük ve Mudurnu evleridir. Bolu merkezde yer alan evler ise çok katlı betonarme binalar arasında kaybolup gitmektedir.
Bölgenin yoğun orman dokusu ile kaplı olması evlerin inşasında ağırlıklı olarak ahşap kullanımına sebep olmuştur. Kagir malzeme ise daha ziyade cami, han, hamam gibi kamu binalarında, ahşap evlerin su basmanları ve Gayri Müslim evlerinde kullanılmıştır. Zemin + 1-2 katlı, kıtık sıva üzeri beyaz badanalı bu evlerin cepheleri ve kat araları ahşap silmelerle bölümlere ayrılmıştır.
Her yüzeyde çok sayıda dar dikdörtgen penceresi olan, daha iyi ışık almak ve genişlemek maksadı ile ahşap konsolların desteklediği cumbaları bulunan bu evler,alaturka kiremit örtülü kırma yada beşik çatılı bir üst örtüye sahiptir. İç sofalı, dış sofalı plan türlerinin kullanıldığı bu evlerde, üst katlara içten merdivenlerle çıkılmakta ve kullanıma göre farklılık gösteren odaları bulunmaktadır. Odalara düz yada işlemeli ahşap tavanları, ocak, sedir, gömme dolap, yüklük gibi iç Mimari elemanlarıyla Türk ev Mimarisinin bütün özelliklerini taşırlar.

BOLU ÇEŞMELERİ :
Bolu'da düzensiz kentleşmenin en fazla tahrip ettiği eserler arasında yer alan çeşmelerimizden bugün çok azı ayakta kalabilmiştir. İl genelinde çok sayıda tarihi çeşmeden ancak 15-20 kadarı günümüze ulaşabilmiştir. Bu çeşmelerin büyük bir çoğunluğu 19. yy.a aittir. Saraçhane Camisi cephesinde yer alan iki çeşme ile Bolu merkez Karacaağaç köyündeki Köroğlu çeşmesi 19.yy. öncesi Bolu çeşmeleri hakkında bilgi vermektedir.
Bu çeşmelerin özelliği sivri kemerli bir cepheye sahip olmalarıdır. 19.yy. Çeşmeleri ise iki kenarı plasterli üst üste iki bölümden oluşan dikdörtgen cephelidir. Silmelerin ayırdığı bu iki bölümden üsttekinin yüksekliği daha kısa olup; üzerinde bazen kitabe, bazen de çelenk içerisinde tuğra ve maşallah gibi ibareler yer alır. Alt bölümde ise üzerinde bitkisel bezemeler bulunan çeşme aynası vardır. Yalakları oval formludur.





3 Aralık 2012 Pazartesi

Ağrı -Diyadin · Doğubayazıt · Eleşkirt · Hamur · Patnos · Taşlıçay · Tutak


ishak Paşa Sarayı: Ağrı ilinin Ağrı Dağından sonra en çok ilgi çeken yeri İshak Paşa Sarayıdır. Bu saray Doğu Bayezid’in 5 km kadar uzağında eski Doğu Bayezid yanında Sarp kayalar üzerinde kurulmuş ve kartal yuvasını andıran 116 odalı bir saraydır. İçinde cami, hamam, atlar için ahırlar, su ve erzak depoları vardır. 



Türk, Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Sarayda Selçuklu üslubu hakimdir. Dünyada kalorifer, su ve kanalizasyon teşkilatı olan ilk binadır. Bu sarayın yapılmasını 1685’te Doğu Bayezid Sancak Beyi Çolak Abdi Paşa başlatmış, oğlu Çıldır Valisi İshak Paşa ve onun oğlu Mehmed Paşa tarafından 1784’te bitirilmiştir. 7600 metrekarelik bir sahada yapılan bu sarayın inşaatı 99 sene sürmüştür. 

Ruslar, Doğu Bayezid’i işgal ettiklerinde burasını karargah ve kışla olarak kullanmış ve kıymetli eşyalarını çalmışlardır. 13x6.5 metre ebadında som altından yapılan kapısı Moskova müzesindedir. Ayrıca binanın mühim yerlerini kasten tahrip etmişlerdir. Saray son senelerde yapılan tamirat ile tamamen yıkılmaktan kurtulmuştur. 

Doğu Bayezid Kalesi: On dördüncü asırda yapılmıştır. Kayalıklar üzerindedir. Timur Han’ın zorlukla ele geçirdiği bir kaledir. Bugün tamamen harabe halindedir. Doğu Bayezid’in 8 km güneydoğusundadır. 

Kan Kalesi: Tutak’ın 20 km güneydoğusunda bulunan Kalekulu köyü yakınlarındadır. Ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Bugün sadece temelleri kalmıştır. 

Toprakkale: Eleşkirt ilçesine bağlı, Toprakkale köyündedir. Yıkık durumda olan kalenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Önünde bulunan cami, 1887’de yaptırılmıştır. 

Küpkıran Kalesi: İl merkezine 20 km uzaklıktadır. Hanebegül Kalesi diye de bilinir. Yıkık durumdadır. 

Havran Kalesi: Hamur yakınlarında olup, Selçuklu Devleti’nin son devirlerinde inşa edilmiştir. Yıkık durumdadır. 

Diyadin Kalesi: Diyadin ilçesindedir. Kaleden günümüze çok az şey kalmıştır. 

Ahmed Han Türbesi: İshak Paşanın katibi olan ve “Hani Baba” olarak tanınan bir İslam büyüğünün kabridir. Bu türbenin yanında Evlad-ı Resul’e ait bir çok seyyid ve seyyidenin türbe ve kabirleri vardır. Seyyid Abdurrahim bin Abdullah Arvasi, Seyyid Muhammed Emin, Seyyid Şeyh Baba (Seyyid Abdülaziz), Seyyid İbrahim, Seyyid Muhammed, Seyyid Fehim, Seyyid Resul, Seyyide Hatice ve Seyyide Çiçek en çok ziyaret edilen kabirlerdendir. Aşağı Doğu Bayezid’in ise Seyyid Abdülkadir ve Seyyide Hanım türbeleri ziyaret edilen yerleridir. 

Halidi Mabedi: Patnos’ta Anzavur tepede Halidi Mabedi isimli harabeler vardır. 

Kaya Mezarları: Taşlıçay civarında kayalar içinde bulunan mezarlardır. 

Yeraltı Kilisesi: Tutak’ın 20 km uzağındadır. 

Meteor Çukuru: 90 sene önce düşen bir akanyıldızın (meteor) açtığı çukurdur. Derinliği 60, genişliği 25 metredir. Büyüklük bakımından Alaska’dan sonra dünyanın ikinci büyük meteor çukurudur. Doğu Bayezid’in Gürbulak bucağı ile Sarıçavuş köyü arasındadır. 

Fışkıran Su: Doğu Bayezid yakınındadır. Yerden 12 m yüksekliğe su fışkırır. 

Balık Gölü: Doğu Bayezid’in sinek yaylasında 2241 metre yükseklikte bir göldür. Yüzölçümü 25 kilometrekaredir. Alabalık ve sazan balığı boldur. Taşlıçay’a 40 kilometredir. Sandalla gezilir. 

Ekşi Su: Doğu Bayezid’deki bu su hazmı kolaylaştırır. Müshil etkisi yapar. Kızıldere köyündeki Ekşi sudan başka Murad Su İçmeleri de sağlığa faydalıdır. 

Diyadin Kaplıcaları: Yılanlı Davud, Köprü ve Tazekent kaplıcaları (çermikleri) binlerce seneden beri kullanılmaktadır. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan’ın oğlu Ziyaeddin Bey bu kaplıcaların civarında ilk tesisleri kurmuştur. 

Köprü kaplıcasının tortuları Murat Nehri üzerinde tabii bir köprü meydana getirdiği için bu isim verilmiştir. Demir, kükürt, sülfat, kalsiyum ve bikarbonat bakımından zengin olan bu kaplıcalar, romatizma, cilt hastalıkları ile nefrite iyi gelir. Suyun sıcaklığı 60-70 derecedir. 

Diğer eserler: Meya (Günbuldu) Mağaraları, Karlıca, Kız Kulesi, Havran Kalesi, Eski Kümbetler ve Patnos Höyüğünde Urartu Sarayı kalıntıları vardır. 

Efsaneler: Bir kültür köprüsü olan Ağrı ile ilgili pek çok efsane vardır. Tarihin derinliklerinden bugünlere uzanan masallara, hikayelere ve şiirlere konu olan “Kerem ile Aslı”nın birbirini görüp aşık olmaları, Doğu Bayezid ile İshak Paşa Sarayı arasındaki “Keşiş Bahçesi”nde cerayan etmiştir. “Aslı”ya kavuşamayan “Kerem” çektiği bir “Ah” ile tutuşup kül olur. Bu külün başında günlerce bekleyen “Aslı” da külü saçı ile süpürürken tutuşup yanar külleri birbirine karışır. 

Nuh Tufanı: Hazret-i Nuh’un gemisi Ağrı Dağına değil, Cudi Dağına inmiştir: Nuh Tufanı, başta Kur’an-ı kerim olmak üzere diğer mukaddes kitaplarda ve eski destanlarda yer almıştır. Kur’an-ı kerimin Hud suresi, Kamer suresi ve Mü’minun suresi “Nuh Tufanı” ile ilgili teferruatlı bilgileri haber vermektedir. 

Yahudi din adamlarınca değişikliğe uğratılan “Tevrat”da hazret-i Nuh’un gemisinin Ağrı Dağına (Ararat dağına) indiği ifade edilir. Hak kitap ve hiç bir değişikliğe uğramıyacağı Allahü teala tarafından buyrulan Kur’an-ı kerimin Hud suresinin 44. ayetinde hazret-i Nuh’un gemisinin “Cudi Dağı”na indiği açıkça beyan edilmektedir. Bu açık ifadeye rağmen Nuh aleyhisselamın gemisinin başka yere indiğini söylemek bu ayet-i kerimeye uygun olmamaktadır. Cudi Dağının yeri ihtilaflıdır. Musul, El- Cezire, Şam, Nusaybin ve Amid (Diyarbakır) diyenler olmuştur. Ağrı Dağı diyenler olmadığı gibi, delil de yoktur. Ağrı Dağında hazret-i Nuh’un gemisini arama çalışmalarının altında başka gizli gayeler vardır. Hıristiyan emperyalizmi ve dış Ermenilerin kötü niyetleri gizlidir. Nitekim hazret-i İsa Allahü teala tarafından gökler alemine alındığından 6 sene sonra ahlak, fazilet, namus ve iffet timsali annesi hazret-i Meryem Kudüs’te vefat etti. Mübarek kabri Kudüs’te olduğu ve bu husus İslam kaynaklarında (eserlerinde) açıkça belirtildiği halde, Anadolu’yu bir Hıristiyan ülkesi olarak göstermek isteyen Hıristiyan emperyalizmi, bir kadının rüyasına dayanarak, Efes’i dini bir merkez haline getirmiştir. Efes ile hazret-i Meryem arasında bir bağ olmadığı gibi, Ağrı Dağı ile Nuh Tufanı'ndan kurtulan gemi arasında da hiçbir ilgi yoktur. Nuh Tufanından; Sümerlerin “Gılgamış Destanı”ndan, Amerika’daki Hopi Kızılderililerinin destanlarına kadar bütün eski destanlar da bahseder. 

Eski Türkler, hazret-i Nuh’un gemisinin Altay Dağlarında, Uludağ’da, Hindular Veda’larda (dini kitaplarında) Himalayalarda, eski Yunanlılar Parnas’ta, Asuriler Nizir Dağında, Hıristiyan ve Yahudiler Ağrı Dağında olduğunu iddia ederler. Araplar, Ağrı Dağına “Haris”; Küçük Ağrı Dağına “Hırvayris” derlerdi.