3 Aralık 2012 Pazartesi
Ağrı -Diyadin · Doğubayazıt · Eleşkirt · Hamur · Patnos · Taşlıçay · Tutak
ishak Paşa Sarayı: Ağrı ilinin Ağrı Dağından sonra en çok ilgi çeken yeri İshak Paşa Sarayıdır. Bu saray Doğu Bayezid’in 5 km kadar uzağında eski Doğu Bayezid yanında Sarp kayalar üzerinde kurulmuş ve kartal yuvasını andıran 116 odalı bir saraydır. İçinde cami, hamam, atlar için ahırlar, su ve erzak depoları vardır.
Türk, Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Sarayda Selçuklu üslubu hakimdir. Dünyada kalorifer, su ve kanalizasyon teşkilatı olan ilk binadır. Bu sarayın yapılmasını 1685’te Doğu Bayezid Sancak Beyi Çolak Abdi Paşa başlatmış, oğlu Çıldır Valisi İshak Paşa ve onun oğlu Mehmed Paşa tarafından 1784’te bitirilmiştir. 7600 metrekarelik bir sahada yapılan bu sarayın inşaatı 99 sene sürmüştür.
Ruslar, Doğu Bayezid’i işgal ettiklerinde burasını karargah ve kışla olarak kullanmış ve kıymetli eşyalarını çalmışlardır. 13x6.5 metre ebadında som altından yapılan kapısı Moskova müzesindedir. Ayrıca binanın mühim yerlerini kasten tahrip etmişlerdir. Saray son senelerde yapılan tamirat ile tamamen yıkılmaktan kurtulmuştur.
Doğu Bayezid Kalesi: On dördüncü asırda yapılmıştır. Kayalıklar üzerindedir. Timur Han’ın zorlukla ele geçirdiği bir kaledir. Bugün tamamen harabe halindedir. Doğu Bayezid’in 8 km güneydoğusundadır.
Kan Kalesi: Tutak’ın 20 km güneydoğusunda bulunan Kalekulu köyü yakınlarındadır. Ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Bugün sadece temelleri kalmıştır.
Toprakkale: Eleşkirt ilçesine bağlı, Toprakkale köyündedir. Yıkık durumda olan kalenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Önünde bulunan cami, 1887’de yaptırılmıştır.
Küpkıran Kalesi: İl merkezine 20 km uzaklıktadır. Hanebegül Kalesi diye de bilinir. Yıkık durumdadır.
Havran Kalesi: Hamur yakınlarında olup, Selçuklu Devleti’nin son devirlerinde inşa edilmiştir. Yıkık durumdadır.
Diyadin Kalesi: Diyadin ilçesindedir. Kaleden günümüze çok az şey kalmıştır.
Ahmed Han Türbesi: İshak Paşanın katibi olan ve “Hani Baba” olarak tanınan bir İslam büyüğünün kabridir. Bu türbenin yanında Evlad-ı Resul’e ait bir çok seyyid ve seyyidenin türbe ve kabirleri vardır. Seyyid Abdurrahim bin Abdullah Arvasi, Seyyid Muhammed Emin, Seyyid Şeyh Baba (Seyyid Abdülaziz), Seyyid İbrahim, Seyyid Muhammed, Seyyid Fehim, Seyyid Resul, Seyyide Hatice ve Seyyide Çiçek en çok ziyaret edilen kabirlerdendir. Aşağı Doğu Bayezid’in ise Seyyid Abdülkadir ve Seyyide Hanım türbeleri ziyaret edilen yerleridir.
Halidi Mabedi: Patnos’ta Anzavur tepede Halidi Mabedi isimli harabeler vardır.
Kaya Mezarları: Taşlıçay civarında kayalar içinde bulunan mezarlardır.
Yeraltı Kilisesi: Tutak’ın 20 km uzağındadır.
Meteor Çukuru: 90 sene önce düşen bir akanyıldızın (meteor) açtığı çukurdur. Derinliği 60, genişliği 25 metredir. Büyüklük bakımından Alaska’dan sonra dünyanın ikinci büyük meteor çukurudur. Doğu Bayezid’in Gürbulak bucağı ile Sarıçavuş köyü arasındadır.
Fışkıran Su: Doğu Bayezid yakınındadır. Yerden 12 m yüksekliğe su fışkırır.
Balık Gölü: Doğu Bayezid’in sinek yaylasında 2241 metre yükseklikte bir göldür. Yüzölçümü 25 kilometrekaredir. Alabalık ve sazan balığı boldur. Taşlıçay’a 40 kilometredir. Sandalla gezilir.
Ekşi Su: Doğu Bayezid’deki bu su hazmı kolaylaştırır. Müshil etkisi yapar. Kızıldere köyündeki Ekşi sudan başka Murad Su İçmeleri de sağlığa faydalıdır.
Diyadin Kaplıcaları: Yılanlı Davud, Köprü ve Tazekent kaplıcaları (çermikleri) binlerce seneden beri kullanılmaktadır. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan’ın oğlu Ziyaeddin Bey bu kaplıcaların civarında ilk tesisleri kurmuştur.
Köprü kaplıcasının tortuları Murat Nehri üzerinde tabii bir köprü meydana getirdiği için bu isim verilmiştir. Demir, kükürt, sülfat, kalsiyum ve bikarbonat bakımından zengin olan bu kaplıcalar, romatizma, cilt hastalıkları ile nefrite iyi gelir. Suyun sıcaklığı 60-70 derecedir.
Diğer eserler: Meya (Günbuldu) Mağaraları, Karlıca, Kız Kulesi, Havran Kalesi, Eski Kümbetler ve Patnos Höyüğünde Urartu Sarayı kalıntıları vardır.
Efsaneler: Bir kültür köprüsü olan Ağrı ile ilgili pek çok efsane vardır. Tarihin derinliklerinden bugünlere uzanan masallara, hikayelere ve şiirlere konu olan “Kerem ile Aslı”nın birbirini görüp aşık olmaları, Doğu Bayezid ile İshak Paşa Sarayı arasındaki “Keşiş Bahçesi”nde cerayan etmiştir. “Aslı”ya kavuşamayan “Kerem” çektiği bir “Ah” ile tutuşup kül olur. Bu külün başında günlerce bekleyen “Aslı” da külü saçı ile süpürürken tutuşup yanar külleri birbirine karışır.
Nuh Tufanı: Hazret-i Nuh’un gemisi Ağrı Dağına değil, Cudi Dağına inmiştir: Nuh Tufanı, başta Kur’an-ı kerim olmak üzere diğer mukaddes kitaplarda ve eski destanlarda yer almıştır. Kur’an-ı kerimin Hud suresi, Kamer suresi ve Mü’minun suresi “Nuh Tufanı” ile ilgili teferruatlı bilgileri haber vermektedir.
Yahudi din adamlarınca değişikliğe uğratılan “Tevrat”da hazret-i Nuh’un gemisinin Ağrı Dağına (Ararat dağına) indiği ifade edilir. Hak kitap ve hiç bir değişikliğe uğramıyacağı Allahü teala tarafından buyrulan Kur’an-ı kerimin Hud suresinin 44. ayetinde hazret-i Nuh’un gemisinin “Cudi Dağı”na indiği açıkça beyan edilmektedir. Bu açık ifadeye rağmen Nuh aleyhisselamın gemisinin başka yere indiğini söylemek bu ayet-i kerimeye uygun olmamaktadır. Cudi Dağının yeri ihtilaflıdır. Musul, El- Cezire, Şam, Nusaybin ve Amid (Diyarbakır) diyenler olmuştur. Ağrı Dağı diyenler olmadığı gibi, delil de yoktur. Ağrı Dağında hazret-i Nuh’un gemisini arama çalışmalarının altında başka gizli gayeler vardır. Hıristiyan emperyalizmi ve dış Ermenilerin kötü niyetleri gizlidir. Nitekim hazret-i İsa Allahü teala tarafından gökler alemine alındığından 6 sene sonra ahlak, fazilet, namus ve iffet timsali annesi hazret-i Meryem Kudüs’te vefat etti. Mübarek kabri Kudüs’te olduğu ve bu husus İslam kaynaklarında (eserlerinde) açıkça belirtildiği halde, Anadolu’yu bir Hıristiyan ülkesi olarak göstermek isteyen Hıristiyan emperyalizmi, bir kadının rüyasına dayanarak, Efes’i dini bir merkez haline getirmiştir. Efes ile hazret-i Meryem arasında bir bağ olmadığı gibi, Ağrı Dağı ile Nuh Tufanı'ndan kurtulan gemi arasında da hiçbir ilgi yoktur. Nuh Tufanından; Sümerlerin “Gılgamış Destanı”ndan, Amerika’daki Hopi Kızılderililerinin destanlarına kadar bütün eski destanlar da bahseder.
Eski Türkler, hazret-i Nuh’un gemisinin Altay Dağlarında, Uludağ’da, Hindular Veda’larda (dini kitaplarında) Himalayalarda, eski Yunanlılar Parnas’ta, Asuriler Nizir Dağında, Hıristiyan ve Yahudiler Ağrı Dağında olduğunu iddia ederler. Araplar, Ağrı Dağına “Haris”; Küçük Ağrı Dağına “Hırvayris” derlerdi.
ADIYAMAN-SİNCİK TAŞ KÖPRÜ TARİHİYERLERİMİZ
Taşkale köyünün eski tarihi
Köyümüz eski ismi TIĞINKARyeni ismi ise kartal kayalıkları adlı gizemli kayadan almış kayaya hem çat tarafında hem taşkale tarafında girişi sağlayan tüneler bulunmakla
beraber göze çarpan bir çok gizemi bağrında saklamaktadır 19 nisan 2010 tarhinde kaya ve çevresinde yapılanaraştırma sunucu gün yüzüne çıkmayı bekleyen nice sırlar oldoğunu keşf etik bu gizemli yerlerin gün yüzüne çıkması için adıyaman il kültür mödürlüğü
nün katkısı şarttır inşallah bu yazdıklarımızı
yetkililer cidiye alıp taşkalemizi araştırıp tarihi yerlerini turizmekazandırırlar
gelelim eski su değirmeni civarına eski
su değirmeni civarında iki han var bu hanlardan bir tanesi yoğun sel sunucu toprak altında kalmış diğer han sağlam ve turizmekazanılmasını bekliyor mevcut hanın tam izasında birde harabe bir köprü mevcut bu köprüye gelince üst kısmı yıkılmış kolunlar doruyor Aynı bölgede kır re heriyan adlı tepeden yapım tarihi belli olmayan bir kale kalıntıları ve mezarlık mevcuttur. Yine dıhhı mezrasında bir adet kaya mezarı ve taşkale sınırlari içinde gizemli mağaralar keşf edilmeyi beklemektedir
TAŞKALENİN YAKIN TARİHÇESİ
taşkale köyü sıligan kutan şamük zevisımılan sağlam karataş toplam 6 mezradan uluşmaktadır
Köyümüz 6 büyük kabile ve 1750 yılarında köyümüze yerleşen 3 kabileyle mevcutturYücel, yıldırım, şahin, aileleri ramazan ve kamer adında iki kardeşe mensup bir aile olarak Malatya’ya bağlı ALUÇ köyünden gelmişler.Uslu.ve kalkan ailesi gerger drejan da gelmişler drejan da kalan akrabalarıyla akrabalık bağları devam etmektedirler. Yetkin, yılmaz, yetiş aileleri 7 kardeş ularak Böyükküz köyünden gelmişler.bu 7 kardeşten 2 kardeş başka köylere güç etmişler öner ve kutlar ailesine mensup bazı aileler de köyümüzde göç etmişler bu göç eden aileler hangi tarihlerde köyümüzde göç etmişler bilinmemekle beraber bu site kurulduktan sonra öner ailesine mensup akrabaları olan önel ailesi siverkte ikamet etiklerini öğrendik ve şuan bu iki aile birbirlerine yaklaşık 90 yıllık bir ayrılıktan sonra tekrar bir araya geldiler köyümüzün diğer sakinlerinden apxelan osiyan awhısan köyümüzün yerlileridir. Zamanla birbirleriyle kız alıp vermekle bütün Taşkale köyü birbirleriyle akraba olmuşlar. Köyümüz 59 soyadı ve 3352 resmi nüfusa sahiptir. Geniş bilgi için bakın nüfus bölümüne. Abuzer balcı bir ailenin son temsilcisi olarak aramızdadır ayrıca bir aile 70 yıl önce köyümüzden adana ya güç etmiş bu aile (SAY) AİLESİNİN AKRABALARI dır. 3 aileninde soyu tükenmiş köyümüz' uslu & kalkan aileleri hariç İZOL Aşiretine mensup hamşik kolundadır' uslu & kalkan ailesi dırejan aşiretine mensuplar geniş bilgi için Osmanlı arşivlerinden Türkçeye çevrilmiş ve Adıyamanlılar vakfı tarafında kitap haline getirilmiş ADIYAMAN SALNAMELERİ adlı kitabın-tığın kar tığ kar tağankar adlı bölümleri inceleyin bu kitapta taşkalenin tarihi yerleri &1750 yılarında taşkaleye gelen iki Osmanlı kâtibi tarafında o gönün taşkalesinde uzunca bahs etmektedirler
AYRICA kocahisar pınar başı subaşı böyükküz köyleride hamşik izoluna mensuplar kısacası eski kahta dan böyükküz köyüne kadar hepsi bir ailedir yani izol aşiretinin xemşik kolundadırlar namı diğer xemşik aşireti
köyümüzde bir yazar ve ya tarihçi ulmadığında
hasbel kader osmanlı arşivlerinde kısıtlı imkanlarla yararlanmaya çalıştık temenimiz taşkalenin tarihi dukularını gün yözüne çıkarıp yerli ve yabancı turislerin bu tarihi mekanlardan haberdar edilmesi köyümüzün ekonumi bakımda gelişmesi ve turizm bölgesi ulması dileğiyle.geniş bilgi
Eski değirmen civarında bolunan hanlar ve küprü m.ö. önce yaklaşık 700 yılara dayanıyor Bu tarihte anlaşılıyor ki eski Kahta kalesinde 600 yıl önce yapılmış Osmanlı arşivlerinde yaptığımız araştırmalar neticesinde köyümüz 3000 yılık tarihi geçmişine sahiptir yerleşim olarak kartal kayalıklarında bulunan oymaklar bu göne dek hiç araştırılmamış rivayetlere oymaklar oraya yerleşen bir topluluk tarafında kaya delinmiş koca demirler takılmış ancak kale inşası başlanırken bir savaş çıkar kaleyi inşa eden halkın çoğu ya inşaata ya da savaşta ölmüş geride kalanlarda bölgeyi terk etmişler fakat hanlarda iki kız kardeş çocuklarıyla kalmışlar daha sunra bu iki aileye ne olmuş bilinmemektedir Ayrıca köyümüz izol aşireti olarak bilinen aşiretin ilk doğduğu yerdir urfadan geleln izol aşireti yani şimdiki bizler isa bey tafafından tığınkara yerleşmiştir ve zamanla çevre köyleride etkisi altına almıştır daha sonra isa bey ve oğullarının teşik aşireti tarafından öldürülünce aşirete sözde hazır bir şekilde selalı rı reşık adıyla bilinen adam almıştır tarihi kaynaklar ve belgeler izol aşiretini asıl yeri taşkale olduğunu göstermektedir
Kültür
Köyün [yemekleri başlıca yemekleri saliki katma yonca kavurması kenger kavurması saçta güveç ayran çorbası semiz utlu cacık. pekmez bolamaçı peluk saçta alabalık kızartması.içli küfte.küz subası böreği.evde yağlı ekmek. kül bastı havruk.taşkale pilavı yoğutrlu patlıcan ğolluk.duni.gibi zengin bir mutfağa sahiptir taskale koyu Adıyaman iline 80 km, Sincik ilçesine 25 km uzaklıktadır.
Nüfusgerçek nüfusu 2657 ulup yaklaşık 2000 kişi kahta ve istanbulda yaşamaktadır
Ekonomi
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köyde Tarım Ve Hayvancılıkla Gecinmektedir Köyde Baska Gelir Olmadıgında İstanbul,da Neredeyse Her Ailenin Bir Çalışanı Var yer altı zenginlikleri bakımında çok zengin bir köydür su kaynakları maden ve tarihi dokularıyla keşf edilmeyi bekleyen bir köydür pekiala bu köyün su kaynakları değerlendirilirse tarihi yerleri turizme kazandırılırsa örneğin kartal kayalıkları dağcılar için mükemel bir spor alanıdır dıhı mezrasında kalıntıları kalan tarihi kale arkeoluklar tarafında kazıyı bekliyor tarihi hanlar ve mağaralar keşf edilmeyi bekliyor bunlar gerçekleşirse dışarıya 2000 kişi göç veren bu köy gerçek nüfusuna kavuşup ülke ekonumisinde önemli katkılar sağlar
Muhtarlık
Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
> - Kamal AKARSLAN
> 2004 - Mehmet Can AKAYDIN
> 1999 - Mehmet Can AKAYDIN
> 1994 - Derviş AKARSLAN
> 1989 - Derviş AKARSLAN
> 1984 - Hüseyin KARAKOYUN
Köyümüz eski ismi TIĞINKAR
beraber göze çarpan bir çok gizemi bağrında saklamaktadır 19 nisan 2010 tarhinde kaya ve çevresinde yapılan
nün katkısı şarttır inşallah bu yazdıklarımızı
yetkililer cidiye alıp taşkalemizi araştırıp tarihi yerlerini turizme
gelelim eski su değirmeni civarına eski
su değirmeni civarında iki han var bu hanlardan bir tanesi yoğun sel sunucu toprak altında kalmış diğer han sağlam ve turizme
TAŞKALENİN YAKIN TARİHÇESİ
taşkale köyü sıligan kutan şamük zevisımılan sağlam karataş toplam 6 mezradan uluşmaktadır
Köyümüz 6 büyük kabile ve 1750 yılarında köyümüze yerleşen 3 kabileyle mevcutturYücel, yıldırım, şahin, aileleri ramazan ve kamer adında iki kardeşe mensup bir aile olarak Malatya’ya bağlı ALUÇ köyünden gelmişler.Uslu.ve kalkan ailesi gerger drejan da gelmişler drejan da kalan akrabalarıyla akrabalık bağları devam etmektedirler. Yetkin, yılmaz, yetiş aileleri 7 kardeş ularak Böyükküz köyünden gelmişler.bu 7 kardeşten 2 kardeş başka köylere güç etmişler öner ve kutlar ailesine mensup bazı aileler de köyümüzde göç etmişler bu göç eden aileler hangi tarihlerde köyümüzde göç etmişler bilinmemekle beraber bu site kurulduktan sonra öner ailesine mensup akrabaları olan önel ailesi siverkte ikamet etiklerini öğrendik ve şuan bu iki aile birbirlerine yaklaşık 90 yıllık bir ayrılıktan sonra tekrar bir araya geldiler köyümüzün diğer sakinlerinden apxelan osiyan awhısan köyümüzün yerlileridir. Zamanla birbirleriyle kız alıp vermekle bütün Taşkale köyü birbirleriyle akraba olmuşlar. Köyümüz 59 soyadı ve 3352 resmi nüfusa sahiptir. Geniş bilgi için bakın nüfus bölümüne. Abuzer balcı bir ailenin son temsilcisi olarak aramızdadır ayrıca bir aile 70 yıl önce köyümüzden adana ya güç etmiş bu aile (SAY) AİLESİNİN AKRABALARI dır. 3 aileninde soyu tükenmiş köyümüz' uslu & kalkan aileleri hariç İZOL Aşiretine mensup hamşik kolundadır' uslu & kalkan ailesi dırejan aşiretine mensuplar geniş bilgi için Osmanlı arşivlerinden Türkçeye çevrilmiş ve Adıyamanlılar vakfı tarafında kitap haline getirilmiş ADIYAMAN SALNAMELERİ adlı kitabın-tığın kar tığ kar tağankar adlı bölümleri inceleyin bu kitapta taşkalenin tarihi yerleri &1750 yılarında taşkaleye gelen iki Osmanlı kâtibi tarafında o gönün taşkalesinde uzunca bahs etmektedirler
AYRICA kocahisar pınar başı subaşı böyükküz köyleride hamşik izoluna mensuplar kısacası eski kahta dan böyükküz köyüne kadar hepsi bir ailedir yani izol aşiretinin xemşik kolundadırlar namı diğer xemşik aşireti
köyümüzde bir yazar ve ya tarihçi ulmadığında
hasbel kader osmanlı arşivlerinde kısıtlı imkanlarla yararlanmaya çalıştık temenimiz taşkalenin tarihi dukularını gün yözüne çıkarıp yerli ve yabancı turislerin bu tarihi mekanlardan haberdar edilmesi köyümüzün ekonumi bakımda gelişmesi ve turizm bölgesi ulması dileğiyle.geniş bilgi
Eski değirmen civarında bolunan hanlar ve küprü m.ö. önce yaklaşık 700 yılara dayanıyor Bu tarihte anlaşılıyor ki eski Kahta kalesinde 600 yıl önce yapılmış Osmanlı arşivlerinde yaptığımız araştırmalar neticesinde köyümüz 3000 yılık tarihi geçmişine sahiptir yerleşim olarak kartal kayalıklarında bulunan oymaklar bu göne dek hiç araştırılmamış rivayetlere oymaklar oraya yerleşen bir topluluk tarafında kaya delinmiş koca demirler takılmış ancak kale inşası başlanırken bir savaş çıkar kaleyi inşa eden halkın çoğu ya inşaata ya da savaşta ölmüş geride kalanlarda bölgeyi terk etmişler fakat hanlarda iki kız kardeş çocuklarıyla kalmışlar daha sunra bu iki aileye ne olmuş bilinmemektedir Ayrıca köyümüz izol aşireti olarak bilinen aşiretin ilk doğduğu yerdir urfadan geleln izol aşireti yani şimdiki bizler isa bey tafafından tığınkara yerleşmiştir ve zamanla çevre köyleride etkisi altına almıştır daha sonra isa bey ve oğullarının teşik aşireti tarafından öldürülünce aşirete sözde hazır bir şekilde selalı rı reşık adıyla bilinen adam almıştır tarihi kaynaklar ve belgeler izol aşiretini asıl yeri taşkale olduğunu göstermektedir
Kültür
Köyün [yemekleri başlıca yemekleri saliki katma yonca kavurması kenger kavurması saçta güveç ayran çorbası semiz utlu cacık. pekmez bolamaçı peluk saçta alabalık kızartması.içli küfte.küz subası böreği.evde yağlı ekmek. kül bastı havruk.taşkale pilavı yoğutrlu patlıcan ğolluk.duni.gibi zengin bir mutfağa sahiptir taskale koyu Adıyaman iline 80 km, Sincik ilçesine 25 km uzaklıktadır.
Nüfusgerçek nüfusu 2657 ulup yaklaşık 2000 kişi kahta ve istanbulda yaşamaktadır
Ekonomi
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köyde Tarım Ve Hayvancılıkla Gecinmektedir Köyde Baska Gelir Olmadıgında İstanbul,da Neredeyse Her Ailenin Bir Çalışanı Var yer altı zenginlikleri bakımında çok zengin bir köydür su kaynakları maden ve tarihi dokularıyla keşf edilmeyi bekleyen bir köydür pekiala bu köyün su kaynakları değerlendirilirse tarihi yerleri turizme kazandırılırsa örneğin kartal kayalıkları dağcılar için mükemel bir spor alanıdır dıhı mezrasında kalıntıları kalan tarihi kale arkeoluklar tarafında kazıyı bekliyor tarihi hanlar ve mağaralar keşf edilmeyi bekliyor bunlar gerçekleşirse dışarıya 2000 kişi göç veren bu köy gerçek nüfusuna kavuşup ülke ekonumisinde önemli katkılar sağlar
Muhtarlık
Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
> - Kamal AKARSLAN
> 2004 - Mehmet Can AKAYDIN
> 1999 - Mehmet Can AKAYDIN
> 1994 - Derviş AKARSLAN
> 1989 - Derviş AKARSLAN
> 1984 - Hüseyin KARAKOYUN
ADIYAMAN-TUT İLÇESİNİN TARİHİ YAPISI
Tut, Güneydoğu Torosların eteğinde kurulmuş çok eski bir yerleşim merkezidir. Güney ve Batı sınırı Göksu akarsuyu, doğu sınırı ise Şovak suyu ile çevrilidir.
Tut ve çevresinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Kaşlıca ve Sürmen yöresinde Tarihi eserlere rastlanmaktadır. Kurulan deresi yanında Ernişdere adında bir kale, bucağın batısında yer alan Sürmen de ev kalıntıları, yatak yerleri ve mezarlar vardır. Ernişderenin sarp yerlerinde görülen su arkı ile Tut tan Kaşlıca ya doğru uzanan Gül Harığı yörenin eskiden oldukça kalabalık bir yerleşim birimi olduğunu göstermektedir.
İlçenin Çamlıca Mahallesinde yer alan tarihi Vijne Köprüsü, bugünde ayakta kalan görkemli yapısıyla eski dönemlerin kervan katarlarına Uzun dönem hizmet vermiştir. Göksu üzerinde halen görülmeye değer bir tarihi eser olarak duran bu köprüye benzer iki adet köprünün önceki yıllarda sel ve doğal nedenlerle yıkıldığı bilinmektedir.
Vijne Köprüsünün bir benzeri ise halen hizmet veren tarihi Şebker köprüsüdür. Bu köprü, İlçenin Tepecik Köyü ile Adıyaman’ın merkez Şerefli köyünü birbirine bağlayan yüzyıllarca ayakta kalmayı başaran önemli bir tarihi yapıdır. Şebker köprüsü, Şebker çayının dar ve kayalık bir kısmına oturtulmuştur. Yapılışındaki bu teknik sayesinde köprü, bugüne kadar ayakta kalmayı başarmıştır.
Bugünkü Tut İlçesi’nin 1560 senesine ait Kanuni Sultan Süleyman döneminin tahrir defterindeki kayıtlara göre önemli bir yerleşim birimi olduğu anlaşılıyor. Söz konusu tahrir defterindeki kayıtlarda, Tut yerleşim biriminin Şeyh Abdurrahman Erzincani vakfı olduğu belirtilmektedir. Tahrir defterindeki kayıtlara göre tut yerleşim biriminde 1560 senesinde toplanan vergilerin dökümü şöyledir:
Çift resmi 986
Nim çift 27
Hasıl-ı Kısmı Minel Hums 200-300
Hıntı Keyl 300
Şa-ir Keyl 80-200
Dıhn,ı Keyl 50-600
Penbe Keyl 600
Şira-i Bağadat ve Bağçeğa 3200
Öşri Besatin 200
Resmi Bennak 792
Resmi Mücerret 468
Resmi Geware 412
Resmi Tapu ve deştbani 120
Çift resmi 986
Nim çift 27
Hasıl-ı Kısmı Minel Hums 200-300
Hıntı Keyl 300
Şa-ir Keyl 80-200
Dıhn,ı Keyl 50-600
Penbe Keyl 600
Şira-i Bağadat ve Bağçeğa 3200
Öşri Besatin 200
Resmi Bennak 792
Resmi Mücerret 468
Resmi Geware 412
Resmi Tapu ve deştbani 120
Bu vergilerin ne anlama geldiğine kısaca değinecek olursak, Tut’un 16. yüzyıldaki yerleşim, yaşayış ve geçim durumu hakkında da bir fikir sahibi olabiliriz.
Çif Resmi : Araziden alınan vergidir. Tazimattan sonra kaldırılmıştır.
Resmi Mücerret: Ticaret erbabında alınan vergiydi. Bu vergi bekarlardan alınırdı. Bu vergi, senede altı akçe olarak tahsil edilmekteydi. Buna göre 1560 yıllarında Tut’ta 78 ticari vergi mükellefi bulunmaktadır.
Resmi Bennak: Bu vergi, toprak sahiplerinin, topraktan yararlananlardan /Reaya) aldıkları vergidir. Bu verginin yıllık miktarı, 12 akçe idi. Bu vergi açısından da 66 mükellefin (Toprak Kiracısının) olduğu anlaşılıyor.
Resmi Gevvare: Sebze ve meyvelerden alınan vergidir. Bu vergi, erken yetişen mahsülden alınırdı. Bu da bize gösteriyor ki, Tut yöresi, Osmanlı döneminde de sebzecilik açısından önemli bir yere sahiptir. Bilindiği gibi Tut’ta sebze tarımı yoğunlukla yapılmaktadır.
Tut yöresindeki Osmanlı-Türk yerleşiminin öncüsü, Şeyh Abdurrahman Erzincani’nin oğlu Mehmet Erzincani olarak bilinir. Abdurrahman Erzincani, rivayete göre Erzincan’dan Adıyaman’ın merkez Zey köyüne gelerek yerleşmiştir.
Oğlu Mehmet Erzincani ise Zey köyünden Tut’a gelip, buradaki Türk iskan hareketine öncülük etmiştir. Mehmet Erzincani yöreye gelerek yerleştiğinde ilk etapta Ulu Camiyi yapmış, yöredeki Türk yerleşiminin ilk mührünü koymuştur. Caminin yanı sıra Göksu çayı üzerindeki vijne köprüsü, Şepker çayı üzerindeki Şepker Köprüsü, Ayniye mahallesi ile Fethiye arasındaki halen harap olan Dışpınar çeşmesinin de Mehmet Erzincani tarafından yaptırdığı sanılmaktadır.
Mehmet Erzincani’nin Tut yöresine gelişi konusundaki rivayeti ise şöyledir; Mehmet Erzincani’nin babası Abdurrahman Erzincani, Zey köyüne bir cami yaptırır. Oğlu Mehmet Erzincani, babasına caminin kıblesinin yanlış olduğunu söyler, baba ise caminin mihrabına geçtiğinde Kabe’yi görebileceğini söyler. Gerçektende oğlu Mehmet Erzincani mihraba geçip Kabe’yi görür ve babasına karşı sözlerinden mahcup olarak Zey’den Tut’a gelerek yerleşir.
Yöredeki yerleşim, Oğuz boylarıyla Türkmen ve Yörük izlerini taşır. Örneğin ilçenin Yaylımlı köyü halkının Menşei Yomut Türkmenlerine dayanmaktadır. Bu konuda araştırma yapanlardan Prof Vambrey, Yomut Türkmenlerinin dört gruba ayrıldığını, bu gruplardan birisinin Hive koluna bağlı Sallaklar olduğunu belirtiyor. Şu andaki Yaylımlı köyünün eski adı “Sallak” ’ tır. Yine İlçenin Havutlu Köyünün Adı da Yörüklerin deve sırtına içini sazla doldurarak vurdukları semere verilen addır. Dolaysıyla bugünkü Havutlu köyünü Havut yapan veya onunla ilgisi olan yörük Türkleri kurmuştur.
TARİHİ CAMİLER
1-Ulu Cami:
1634 tarihinde yapılmış bir Osmanlı eseridir. Toplam 800 m2 si cami olarak kullanılmaktadır. Cami iç kısmı 12 sütun üzerine kurulmuş olup, taş sütunlar Osmanlı motifleri ve desenlerle simetrik süslenmiştir. Son tamiratı 1953 yılında yapılmıştır. Minaresi taştan yapılmış olup tek şerefedir. Caminin banisi Abdurrahman Erzincani’nin oğlu Mehmet (Şıh Ali Baba) olarak bilinmektedir.
2-Salah Cami:
Salah Camisinin 1630 tarihinde yapıldığı tahmin edilmektedir. Birçok defalar yıkılıp yeniden yapıldığından tarihi özelliklerini büyük ölçüde kaybetmiştir.
3-Musalla Cami:
1913 yılında yaptırılan cami daha sonra çeşitli tarihlerde tamir görmüştür. Tek şerefli minaresiyle İlçenin tarihi eserleri arasında önemli bir yere sahiptir. Özellikle işlemeli ahşap iç yapıları estetik özelliği haizdir.
Kaşlıca Kalesi:
Halk arasında Mihri Babil kalesi olarak bilinir. Babil Krallığı zamanında yapıldığı sanılmaktadır.
Genel olarak kaleler yüksek yerlere kurulmasına karşılık buradaki kale Kaşlıca-Aşağı evlerin bulunduğu vadin içine inşa edilmiştir. Kalenin bazı yerlerinde duvar kalıntıları, ok mahmuzları ve kenar kısımlarında su kanallarının kalıntıları mevcuttur.
ADIYAMAN- GERGER TARİHİ YERLERİMİZ
Gerger Kalesi
Gerger ilçesinin güneyindeki Oymaklı (Nefsi Gerger) Köyü yakınındadır. Aynı zamanda Berber Kalesi olarak da tanınan, sarp bir kayalık üzerindeki Orta Çağ’dan kalma bu kale, günümüze son derece iyi bir durumda gelmiştir.
Hitit döneminde yapıldığı sanılan kalenin, MÖ.II.yüzyılda Kommegenelerin soyundan Arsemes tarafından kurulduğu iddia edilmektedir. Kale aşağı ve yukarı kale olmak üzere iki bölümden, blok taşlardan meydana gelmiştir. Kalenin batı surlarında Kral Samos’a ait bir kabartma bulunmaktadır. Arap akınları sırasında Arapların eline geçen kalenin içerisine cami, dükkanlar ve su sarnıçları yapılmıştır
Hitit döneminde yapıldığı sanılan kalenin, MÖ.II.yüzyılda Kommegenelerin soyundan Arsemes tarafından kurulduğu iddia edilmektedir. Kale aşağı ve yukarı kale olmak üzere iki bölümden, blok taşlardan meydana gelmiştir. Kalenin batı surlarında Kral Samos’a ait bir kabartma bulunmaktadır. Arap akınları sırasında Arapların eline geçen kalenin içerisine cami, dükkanlar ve su sarnıçları yapılmıştır
2 Aralık 2012 Pazar
Antalya tarihi ve tarihi eserleri
ANTALYA TARİHİ
İ.Ö. 2. yüzyılın ortalarında Bergama Kralı Attalos'un; bana bir yeryüzü cenneti bulun; buyruğuyla kurulan ve adını kurucusundan alan Antalya Antik Pamfilya, Psidya, Likya Bölgelerinin kesiştiği, Anadolu'nun en bereketli coğrafyasında kurulmuştur.
Antalya, tarihi boyunca hep kültürün, sanatın, mimarinin, mitolojinin merkezi olmuştur. Çünkü, doğasını oluşturan lacivert denizleri, görkemli Torosları, coşkun çağlayanları, renk renk ağaçları, Antalya’yı turizmin başkenti kılan en önemli özellikleridir. Doğal güzellikler arasında yer alan Antalya; uluslararası ödül sahibi marinası, dünyaca ünlü otel ve tatil köyleri ile turunçgil kokan doğasıyla Türkiye'nin en önemli turizm merkezidir.
Her sene Antalya’nın muhteşem güzelliklerini görmek için gelen milyonlarca turist Antalya Havalimanının modern yapısıyla gelişmiş sistemleri ile verdiği hizmetlerden yararlanmaktadır.
Antalya sahip olduğu kusursuz güzellikteki plajlarıyla her sene milyonlarca turistin ilgi odağı konumundadır.Doğanın yeşil ve mavi tonlarının buluştuğu bu muhteşem plajların temizliği ve güzellikleri birçok mavi bayrakla tescillenmiştir.
Bütün bu doğal güzelliklerin arasında Antalya’da özellikle Belek, sahip olduğu uluslararası standarttaki birçok golf sahasıyla Avrupanın en büyük golf merkezi olma yolunda hızla ilerlemektedir.
Antalya’yı dünya turizminin ilgi odağı yapan bir başka özelliği ise uygun iklim koşulları ve tesislerdeki yüksek hizmet kalitesi ile futbol turizmindeki hızlı yükselişidir.Belek,Kundu, Manavgat ve Kemer bölgelerinde bulunan futbol sahalarına her sene 1000 ‘ i aşkın yerli ve yabancı futbol klüpleri kamp için geliyor.
Antalya dünyanın tanınmış şirketleri ile farklı alanlarda düzenlenen kongre ve konferanslarada ev sahipliği yapmaktadır.
Antalya dünyanın tanınmış şirketleri ile farklı alanlarda düzenlenen kongre ve konferanslarada ev sahipliği yapmaktadır.Ayrıca türkiyenin ve ayrupanın sayılı fuar merkezlerinden olan ANFAŞ’ta başarıyla bir çok yurtiçi ve ve yurtdışı fuar etkinliğini başarı ile gerçekleştirmiştir.
Geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi'nde dar sokaklar ve eski ahşap evler tarihi şehir duvarlarına dayanmaktadır.
Milat'dan sonra ikinci yüzyılda inşa edilen Hıdırlık Kulesi, Kesik Minareli Cami ve Milat'dan sonra 130 yılında İmparator Hadrianus şerefine inşa ettirilen Hadrianus Kapısı bugün bütün güzelliği ile hala görülebilir durumdadır.
Paleolitik çağdan Osmanlı dönemine uzanan eserlerin sergilendiği Arkeoloji Müzesi yörenin zengin tarihini yansıtır.
Serik ilçesinin en önemli tarihi eserlerinin başında gelen ve arkeoloji alanında dünyada üst sıralarda yer alan Aspendos bulunmaktadır.
2000 yıllık Aspendos antik tiyatrosunun sunduğu olağan üstü akustik, Antalya’nın doğal güzellikleri ve beraberinde sanatın dil,din,ırk ve sınır tanımayan yapısı ile her yıl düzenenlenen Aspendos Opera ve Bale Festivali binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiye unutulmaz dakikalar yaşatmaktadır.
1950’li yıların ortalarında tarihi Aspendos Tiyatrosu’nda düzenlenmeye başlayan konserler ve tiyatrolar Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin temel taşını oluşturur. Festival,Türk sinemasının, Antalya ve Türkiye’nin dünyaya tanıtımı adına büyük başarılara imzasını atmaktadır.
Altın portakal film festivalinin sanata ve sanatçıya verdiği önem geleneksel olarak düzenlenmeye başlanan Avrasya film festivali ile kalitesini ispatlamış, Yerli ve yabancı bir çok ünlü sinema sanatçısını da seyircisiyle buluşturmuştur.
Kilise, Sinagog ve Caminin aynı bahçe içinde yer aldığı Dinler Bahçesi Belek’in en ilgi çekici yerlerinden birisidir. Üç büyük dinin mensuplarının aynı yerde ve aynı anda ibadet yapmasını sağlayan bu bahçe evrensel barış ve ahlak konularında da dünyaya çok önemli bir mesaj taşımaktadır.
Dünya üzerinde bütün insanların eşit olduğu ve inanç özgürlüğüne sahip olduğunun vurgulandığı Dinler Bahçesi, açıldığı günden günümüze kadar dünyanın çeşitli yerlerinden farklı inançlara sahip pek çok insanı, uygarlılar merkezi Anadoluda buluşturmayı başarmıştır.
Antalya hayranlık uyandırıcı tarihi kalıntıların yanı sıra şaşırtıcı doğal güzelliklerin sergilendiği bir açık hava müzesini andırır.
Antalya'nın 14 km. kuzeydoğusunda yer alan Yukarı Düden Şelalesi muhteşem doğasıyla dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri çekmektedir.
Aşağı Düden Şelalesi 40 metre yükseklikten denize dökülmektedir. Kurşunlu Şelalesi, Lara Plajı ve Konyaaltı Plajı da Antalya’nın dikkat çeken doğal güzelliklerindendir.
Olimpos, BeyDağları Milli Parkı ve Topçam Plajı gözler önüne kusursuz manzaralar sergilemektedir. Doğal güzellikler arasında dolaşmak isteyenler için parkın kuzey ucunda kamp alanları yer almaktadır. Bölgenin kuşbakışı görüntüsü Tünektepe'den gözler önüne serilmektedir.
Dört mevsimin bir arada yaşandığı kent Antalya...Sabah bembeyaz karlar üzerinde kayak yaparken, 50 dk sonra Akdenizin muhteşem maviliğinde kulaç atabilirsiniz.
Saklıkent Antalya kent merkezine 50 km uzaklıkta olup torosların dağ manzarasında kolayca ulaşabileceğiniz bir kayak merkezidir.
Türkiye'de insanlığın en eski yerleşim merkezi olan Karain Mağarası da Antalya’da bulunmaktadır. Bu tarihi mağara tek giriş birbiriyle bağlantılı üç bölmeye açılmaktadır. Her ne kadar buluntulardan bazıları girişte yer alan ufak müzede sergilense de eserlerin büyük çoğunluğu Antalya müzesinde sergilenmektedir.
Doğa ve tabiatla kaynaşabilmesi için özenle planlanmış olan Kemer tatil için ideal bir bölgedir. Tam donanımlı Kemer marinası yatçıların ilçenin güneyindeki mükemmel koyları ve kumsalları keşfedebilmeleri için yüksek standartlarda hizmet vermektedir.
Dünya Ralli Şampiyonası’nın önemli etaplarından biri de Kemer’de yapılmıştır. Rally Of Turkey tüm dünya televizyonarında naklen yayınlanarak motor sporları meraklılarının ilgi odağı olmuştur.
Doğaya saygılı ve çevreye duyarlı olan tatil köylerinin tümü ormanlarla bütünleşmiştir. Kemer'in 15 km. güneyinde yer alan Tahtalı Dağı'nın eteklerinde yer alan Antik Phaselis'in üç limanı bir zamanlar önemli bir ticaret merkeziydi.
Su kemerlerinin, agoraların, hamamların, tiyatronun, Hadrianus Kapısı'nın ve Akropolis'in kalıntıları şehrin tarih içindeki önemini gözler önüne sermektedir. Güney limandan Tahtalı Dağı ve çevresinin görünümü muhteşemdir. Phaselis'in rüzgarlara kapalı sakin koyları kusursuz bir dinlenme ortamı oluşturur.. Kara yada deniz yoluyla ulaşılabilen Olimpos Vadisi'ni defne ağaçları ve zakkumlar gölgeler. Mabed kapısı, tiyatro, hamam ve agora antik devirlerden günümüze kadar gelmeyi başarmıştır; kent surları ve körfezdeki kuleler Orta Çağ'lara aittir.
Olimpos'un kuzeyinde yer alan Çıralı Plajı'nın yamaçlarında yaklaşık 300 m. yükseklikte, Yanartaş yer almaktadır. Mitolojiye göre Likya'lı Kahraman Bellerophon kanatlı atı Pegasos'un sırtında ağzından ateş püskürten canavar Kimera ile savaşmış ve onu burada öldürmüştür.
Olimpos'un batısında, turunçgil ağaçları ve bahçeleriyle kuşatılmış Finike Körfezi bulunur. Doğusunda kumlu sahili nıile uzanan Finike, batıda kayalık koylarla çevrilidir. M.Ö. dördüncü yüzyıla ait Akropolis'deki Perikles Anıtı antik sanatın eşsiz örneklerindendir. Şehir surları Likya mezarları ve Roma tiyatrosu da görülmeye değer eserler arasındadır.
Anadolu’nun en güzel vadilerinden birine bakan Arikanda'nın harabeleri arasında agora, tiyatro, stadyum, su sistemi, hamam ve her yana dağılmış mezarlar sayılabilir.
Finike'nin 25 km. batısında yer alan Demre eski adı ile Myra çok iyi korunmuş Roma devri tiyatrosunun yanı sıra bu tiyatroyu tepeden seyreden kaya mezarları ile anılır..
Aziz Nikolas Noel Baba dördüncü yüzyılda bu Akdeniz şehrinde din görevlisiydi. Noel Baba bugün 20. yüzyılın dünyada en sevilen iyilik sembollerinden birisidir.
Myra'nın antik limanı olan Andriake, Demre'nin batısında olup güneşlenmek ve yüzmek için güzel bir kumsala sahiptir. Kekova Adası'nın kuzey sahili boyunca, antik Apollonia kentinin M.Ö. dördüncü yüzyıla ait yazlık yalıları, batık kent görünümünde yer yer su içinde görülebilir. Kaleköy Kalesi bu berrak sularda gezinen yatların, sayısız koyların ve adaların kuşbakışı seyredilebileceği en iyi yerdir.
Kekova'dan batıya doğru gidildiğinde üç tarafı dağlarla çevrili Kaş ilçesine ulaşılır. Kaş'ın eski adı olan Antiphellos'dan günümüze sadece Likya kaya mezarları, anıt mezarlar ve tiyatrosu kalmıştır.
Antalya’ın esşiz doğal güzelliklerini gökyüzünden seyretme fırsatı sunan yamaç paraşütü ise son yıllarda dünyada hızla artan bir ilgi görmekte ve Antalya’da özellikle Kaş ve Tünektepe’de profesyonel yamaç paraşütçüleri eşliğinde yapılmaktadır
Antik Pamfilya Bölgesi'nin önemli bir şehri olan Perge’deki arkeolojik buluntuların çoğu Roma İmparatorluk çağına aittir. Antalya Müzesi’nde sergilenen heykeltıraşlık eserleri Perge’de ileri düzeyde bir heykeltıraşlık atelyesinin varlığına işaret etmektedir. Sergilenen Perge Heykelleri ile Antalya Müzesi dünyanın en zengin Roma Dönemi heykel koleksiyonuna sahip müzelerden biri haline gelmiştir.
Antalya’nın ve Türkiye’nin en çok bilinen antik yörelerinden biri de Side'dir. Bugün güzel bir sahil kasabası olan Side'de antik dönemlere ait kalıntılar ile kumlu plajlar, birçok alışveriş merkezi ve modern konaklama tesisinin birarada olması turist akımını sağlayan başlıca nedenlerdir.
Sütunlu kemerler üzerine inşaa edilmiş olan side antik tiyatrosu yöredekiler arasında en büyük olanlarındandır.Diğer kalıntılar arasında Agora, Apollon tapınağı,çeşmeler ve nekropolis bulunmaktadır.
Şimdi müze olan geniş Roma hamamı Türkiye'nin en güzel arkeolojik kolleksiyonlarından birine sahiptir.
Türkiye'de en çok ilgi çeken ve bilinen mağaralardan birisi Altınbeşik Mağarası Milli Parkı'dır. Göller ve enteresan kaya formasyonlarıyla travertenler ve dereler bu bölgeyi daha da güzelleştirmektedir.
Alanya, geniş plajları, turistik tesisleri ve tarihi eserleriyle önemli bir tatil kentidir. Gelenleri ilk karşılayan Alanya Yarımadası'nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesi olur. Çifte duvarlı ve iyi korunmuş kalenin duvarlarını 150 kule kuşatır.
Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule görülmesi gereken yerler arasındadır. Alanya modern otel ve motelleri sayısız balık lokantaları, kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil merkezidir. Limanı çevreleyen kafeler ve barlar akşam saatlerinde liman yolu boyunca el sanatları, deri, giysi, mücevherat, el çantaları ve yöreye özgü ilginç renklere bezeli su kabaklarının satıldığı butikler yer almaktadır
Asırlara dayanan tarihi dokusu, doğal güzellikleri, akdeniz’in büyüsü ve her geçen gün gelişen turizm seçenekleri ile Antalya Akdeniz’in incisi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.



1 Aralık 2012 Cumartesi
Adıyaman - Samsat Tarihi Yerler
SAMSAT İLÇE TARİH
Eski adı Samusata - Sumaysat olan Samsat yörede tarihi en eski olan yerleşim yerlerinden birisidir. Bazı kaynaklardan M.Ö 6000 yılında
rta Asya’dan gelen Türklerden Prohititler tarafından kurulduğu belirtilmektedir. Fırat’ın batı ve doğu kesimleri arasında en elverişli geçit yerinde bulunduğundan Samsat tarih boyunca önem kazanmıştır.
Sümerler zamanında Semizata adı verilen Samsat’ ın demir çağında Hitit Krallığının merkezi olduğu sanılmaktadır. Bölge M.Ö. 708 II. Sargon tarafından zapt edilerek Asur’ a bağlı bir eyalet durumuna gelir.
Samsat M.Ö. 69’da Kommagene Krallığının merkezi olur. Kommagene Kralları Antichos sanıyla anılır. 150 yıllık süre içinde 4 kral tahta geçti. Bunlardan Kral Antichos III’ nün Romalılara yenilgisi üzerine Kommagene Devletinin egemenliği sona erdi. M.S. 72 yılında bir Roma eyaleti haline getirilen Samsat bir ilim merkezi olur.
Daha sonra Bizans’ın ve sonrada Arapların eline geçer. Samsat’a Hz. Ömer zamanında Şimşat, Şümişat denir. 1085’te Melikşah 1114’de Zenginler 1180’de Selahattin Eyyubi 1203’de Anadolu Selçuklularından Rüknettin süleyman II Samsat’a hakim olur. 1237’de Harzemşahlar tarafından yağma edilen Samsat 1240’da Moğol İmparatoru Hülagü Han tarafından sonrada Dulkadiroğulları tarafından istila edilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












