1 Aralık 2012 Cumartesi

Adıyaman-Kahta Tarihçesi


Kâhta adının, nereden geldiği yolunda kaynaklarda pek bilgi olmamakla beraber, tarihte, Orta Asya’da Ötüken ve Karakurum yakınında Kâhta isimli bir kentin varlığı söz konusudur.

Buradan Kâhta isminin Orta Asya kökenli bir isim olduğu sonucu çıkarılabilir. Bir rivayete göre ise “Kâhta” Persçede “Dağın Eteği” anlamına gelmekte olup, bu adı da eski yerleşim yerinin konumundan dolayı almaktadır.

Kâhta’nın geçmişi sabah medeniyetinin doğuş yeri olan Mezopotamya’ya yakın olması nedeniyle tarih öncesi dönemlere kadar uzanmaktadır. Bulunduğu coğrafî konum nedeniyle tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar sayısız medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Yörede yapılan arkeolojik kazılardan elde edinilen eser ve bulgular ile günümüze intikal eden canlı tarihi bulgular en belirgin kanıtlardır. Paleolitik, neolitik, kalkolitik dönem ve tunç devrine ait elde edilen eserler Adıyaman müzesinde sergilenmektedir. M.Ö. 2000 yıllarında Kommagene Krallığının kuruluşuna kadar (m.ö. 69) Hititler, Mitaniler, Asurlular, Geç Hititliler, Persler, Kummurlar ile makedonyalı büyük İskender’in hakimiyeti ve Doğu Roma imparatorluğun egemenliği hüküm sürmüştür.

M.Ö. 69 yılında kurulan Kommagene krallığı bugün dünyanın sekizinci harikası olarak aday gösterilen Nemrut dağındaki dev heykelleri ve ilçedeki diğer tarihi eserleri bırakmıştır. 142 yıl yörede hüküm süren ve bugünlere intikal eden eserleri bırakan Kommagene krallığı M.S. 72 yılında Roma İmparatorluğu tarafından ortadan kaldırılarak Suriye eyaletine bağlanmıştır.
İlçenin antik çağda ve Bizans döneminde adı bilmemektedir. Orta çağda İslam dünyasının sınır kalelerinden biri olmuştur.

M.S. 670’de Emeviler, 758’de Bizans ve Sasaniler, 926’da Hamdaniler, 1226’da Seçuklular, 1284’e kadar Memlüklüler, Artuklular ve Dulkadiroğulları, 1393’te Timur ve 1516’dan sonra da Osmanlı İmparatorluğu bölgeye hakim olmuştur.
Kâhta şehri şu anda bulunduğu yere Cumhuriyetin ilk yıllarında taşınmış olup daha önce şimdiki Kocahisar ( Eski Kâhta ) köyünün bulunduğu yerde idi. M.Ö. üçüncü yüz yılın ilk yarısında ARSEMES adlı bir kralın bu yörede hakimiyet kurduğu sanılmaktadır. II.Selçukos’un ( M.Ö. 246-225 ) kardeşi Arsemes adındaki bir kralın kendi adıyla anılan iki kent görüyoruz. Bunlardan birincisi eski Kâhta kalesinin karşısındaki yukarı Arsemia’dır. Kâhta kalesi, Selçuklu imparatoru Alparslan’ın Malazgirt zaferi (1071)’ den sonra (1085) Selçuklular tarafından Bizanslılardan alınır. Yöre zaman zaman Malatya Danişmendlileri, Selçuklular ve Artuklular arasında el değiştirir. Kale daha sonra Melik’ul-Mansur tarafından onarılır. (XII.yy.) Bir süre Harput emirliği, Danişmendler ve Selçuklular arsında el değiştirir. Kaleyi daha sonra Sultan Alaeddin Keykubad’ın seraskeri Ceyli Bey zabteder.
Bölgede Selçuklu hakimiyeti başlar. (1226) Kâhta, Baba İshak ayaklanmasında (1240-1241) yağmalanır.
Kâhta kalesinin adı Memlüklüler ile Moğollar arasında geçen savaşlarda sık sık geçer. 1283-1289 yıllarında kale Halep valisi Kara Sungur tarafından alınır. Yeniden tahkim edilir. Daha sonra Osmanlı hakimiyetine geçer. Timur Malatya ve Kâhta’ya kadar olan kaleleri ele geçirince Yıldırım Beyazıd kalelere koyduğu muhafızları kovarak Türkmen’lerden Kara Osman’ı tahta geçirir. Timur’un çekilmesiyle Memlüklüler bölgeye hakim olurlar. (1417-1418) Memlüklülerin hakimiyeti Yavuz Sultan Selim’in bölgeyi ele geçirmesine kadar devam eder.
1516 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra diğer ilçeler gibi önce Dulkadirli Emaretine, Kanuni zamanında ise sancak merkezi haline getirilen Samsat’a bağlanarak Zülkadiriye eyaleti (Maraş)’ne bağlanır. Kâhta 1531 yılında Malatya’ya, 1349 yılında ise Hısn-ı Mansur’a (Adıyaman) bağlanır. 1859 yılında Malatya sancak olunca Kâhta’da diğer kazalar gibi yeniden Malatya’ya bağlanır. Bu durum Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına kadar devam eder. 1859 yılında Kâhta’da bir Abdal ayaklanırsa da ayaklanma bastırılır.

Milli mücadele döneminde M. Kemal’i yakalamak ve etkisiz hale getirmek için görevlendiren Ali Galib Malatya’da sıkıştırılınca Kâhta’ya gelir. Beraberindeki zatlarla Hacı Bedir Bey’e misafir olur. Hacı Bedir Bey’den umduğu desteği bulamayınca da 15.9.1919 günü Kâhta’dan Urfa’ya oradan da Halep’e kaçar.

Kâhta cumhuriyet döneminde Malatya’ya bağlı bir ilçe olarak eski durumunu muhafaza eder.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yer değiştirerek eski Kâhta’dan 26 k.m. güneyindeki şimdiki yerine taşınır.


Kaynak: http://www.kahta.gen.tr/kurumsal/Kahta-Tarihi.php#ixzz2DqsBhZhm

Adıyaman- Gölbaşı Tarihiyerler

Adıyaman’ a 63 Km uzaklıkta olan Gölbaşı İlçesi, Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’yu, Doğu Anadolu’ya bağlayan Gaziantep-Malatya karayolu ile Adana-Malatya demiryolu yönünde yer almaktadır. Gölbaşı gölünün güneybatısına kurulmuş olan ilçenin, Doğusunda Malatya’nın Doğanşehir İlçesi ile Adıyaman’ın Tut İlçesi, batısında Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Çağlayancerit İlçeleri, kuzeyinde Kahramanmaraş’ın Nurhak İlçesi, güneyinde Adıyaman’ın Besni İlçesi yer almaktadır. 



Gölbaşı ilçe merkezinin yeri, önceleri boş bir arazi iken 1934 yılında demir yolunun geçmesiyle bir yerleşim merkezi haline gelmeye başlamıştır. Civar İl ve İlçelerden başlayan göçler sonucu 1954 yılında Besni İlçesine bağlı bir köy olmuş, 1958 yılında da ilçe durumuna getirilmiştir. Gölbaşı, gösterdiği hızlı gelişme seyri ile Adıyaman’ın büyük ilçelerinden biri durumuna gelmiştir.

Gölbaşı ilçesinin deniz seviyesinden yüksekliği 866,8 m. yüzölçümü 784 km. karedir. En yüksek dağı 2500 m. yüksekliğindeki Akdağ olup, bunu Meydan ve Boruk dağları izlemektedir. Engebeli bir arazi yapısına sahip olan Gölbaşı ilçe sınırları içerisinden Göksu çayı geçmektedir. Ayrıca bir birleriyle bağlantılı Gölbaşı, Azaplı ve İnekli gölleri mevcuttur.

Gölbaşı'nın temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Geçici Köy koruculuğu, halı kursları, esnaflık ilçenin istihdam alanlarındandır. İlçedeki Kömür İşletmesi, tekstil atölyesi, küçük sanayi ve benzer işyerleri istihdam sahalarıdır. İlçede kurulu büyük fabrika, sanayi tesisi yada işletme bulunmamaktadır.

İlçede sanayi kuruluşu olarak Kömür İşletmesi, Tekstil İşletmesi, Un Fabrikası, Yem Fabrikası, Poşet Fabrikası ve Tavuk Çiftliği gibi işletmeler bulunmaktadır

Gölbaşında tarihi yapı olarak, Harmanlı Kasabası Göksu üzerindeki Paşa Köprüsü, Köristan (Yaylacık) Köyü'ne 16 km.uzaklıktaki Göksu üzerindeki Vicne Köprüsü ve Altınlı Köprüsü bulunmaktadır. Bunlardan Altınlı Köprünün yapım tarihi kesin olarak bilinmemelktedir. Bu köprü üç kemerli olup, taşları harç kullanılmadan sıkıştırma suretiyle yapılmıştır. Köprü ayaklarında sulara karşı korunmak amacıyla koni şeklinde mahmuzlar yapılmıştır. Ayrıca Nasırlı Köyü'nde, köyün ilk kuruluş yeri olan Mendede'de bir höyük (Mendede Höyüğü) bulunmaktadır. Kız Kapan'da su sarnıçları, basamaklarla çıkılan mağaralar bulunmaktadır. Çevrede çok sayıda cam, ok demirleri, çanak ve çömlek kalıntılarına rastlanmıştır. Köyün güneyinde 2 km. uzaklıkta ”Çardak” veya “Gölün Başı Mağarası” adı verilen yerdeki mağarada, öküz başı rölyefi bulunmaktadır. Buraya “Musa Gediği” mevkii de denilmektedir. Ayrıca, köyün kuzeyinde “Kırk Bayır” denilen yerdeki mağaralarda mezarlara rastlanmıştır.

Gölbaşı, Belören'de tarihî kalıntılar bakımından zengin bir yerleşim merkezidir. Köyün 6 km. kadar batısında eski yerleşim yeri olan “ Heyik” mevkii bulunmaktadır. Buranın tarihi bir şehir olduğu , dükkan olması muhtemel kalıntılardan, yine buradaki mezar kalıntılarından anlaşılmaktadır.Taşlar doğal halindedir.Belören'in kuzeyinde 5 km. uzaklıktaki etrafı surlarla çevrili Keykubat Kalesi bulunmaktadır. Kale, Roma harcı ile yapılmıştır. Yine Belören'in Beldenin güneyine 5 km. uzaklıkta, “Kent” denilen yerde taş mimari parçalar ile mezar kalıntıları bulunmaktadır. Belören'in güneyinde, 2 km.uzaklıkta “Peri Önü” mevkiinde de bir höyük vardır. Buranın da eski bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Ayrıca Gölbaşı’nın kuzeyinde yer alan Çataltepe köyündeki “Köristan” veya “Kölisten”, denilen yerde dağın üzerindeki kalıntının ne olduğu kesinlik kazanamamıştır. Bu kalıntıların yel değirmeni veya bir kiliseye ait olduğu söylenmektedir.

Çataltepe Köyü'nün güneybatısında Kara Mağara denilen doğal mağaranın üzerinde 1 m. çapında ve 2 metre derinliğinde tahıl saklama veya şarap kuyuları olduğu söylenen kalıntılarla karşılaşılmıştır. Ayrıca burada kilise ve ev kalıntıları bulunmaktadır. Bunlar da burasa bir yerleşim olduğunu açıkça göstermektedir. Bunun yanında Belören'in 4 km. uzaklığında 4 küçük mağaradan oluşan küçük kaya, 1,5 km. uzaklığında İllez Kani, Kaba Öğüt denilen ören yerleri ile Höyük mevkii ve Tilki Kalası bulunmaktadır. Burada çok sayıda mimari taşlara, keramiklere ve sarnıçlara rastlanmıştır. Beş Tepe Mevkiindeki bulunan mağarada, nişlere ve Roma harcına benzer harçla yapılmış kalıntılara rastlanmıştır. Bu bölgede yapılacak arkeolojik araştırmaların, karanlıkta kalmış bazı noktaları aydınlatacağı da açıktır.
İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Paşa Köprüsü, Köristan (Yaylacık) Köyü'ne 16 km.uzaklıktaki Göksu üzerindeki Vicne Köprüsü ve Altınlı Köprüsü bulunmaktadır.

Adıyaman- Besni Tarihiyerlerimiz

Anadolu’nun Güneydoğusunda bir yay şeklinde uzanan Güneydoğu Toroslar sırasına ait Yumrutepe eteklerinde kurulmuş olup denizden yüksekliği 900 metredir.
Besni tarih içerisinde BAHSNA,BETHESNA,BEHESNA ve Osmanlılar döneminde ise BEHESNİ olarak kullanılmış 19.Yüzyıl sonlarında Besni şeklini almıştır. Tarih boyunca Akadlar, Huriler, Mitanniler ve Asurların akınlarına sahne olmuş M.Ö. 500’lerden başlayarak Perslerin , İskenderin, Romalıların yönetimine girmiştir. İslamiyet’in yayılmaya başladığı devirlerde , İpek Yolu’nun buradan geçmesi sebebi ile akınlara maruz kalmıştır. 670’de Emevilerin egemenliğine girmiş 1173’te Eyübilerin eline geçmiştir. 1260’ta Moğollar tarafından zapt edilmiş, 1293’te Memlüklülerin eline geçmiştir. Besni nihayet 1516’da Yavuz Sultan Selim tarafından Memlüklüler’den alınmış ve Arap Vilayetine bağlı bir sancak haline getirilmiştir. Ancak daha sonra kaza olarak önce Kahta ve Gerger ardından da 1560’a doğru Malatya sancağına bağlanmıştır. 




Besni’de halkın başlıca ekonomik faaliyetlerini tarım ve hayvancılık teşkil etmektedir. Tarım ürünlerinin başlıcalarını buğday, arpa, nohut, mercimek,darı, pamuk çeşitli meyveler üzüm ve fıstık oluşturmaktadır.
Besni’de 16 Yüzyılda birçok vakıf ve vakıf eserleri bulunmaktaydı. Zadegeş ,Bezmgah, Hacı Arslan, Sofraz Camileri bunlara örnektir. Ayrıca eğitim ve öğretimle ilgili Hasan Bey Muallimhanesi, Bekir Bey Medresesi bulunmaktaydı. Bu dönemde Besni’de on üç mahalle, on üç cami iki mescit, seksen talebesi bulunan yirmi bir medresesi ve bir rüşdiye mektebi vardı. Ayrıca sıbyan mektebi mevcut olup yirmi bir han üç kilise ve buna bağlı iki mektep yer alıyordu.
1859’da Hısnımansur kazasına bağlanan Besni bu tarihten sonra tekrar Malatya’ya bağlı kaza merkezi oldu. 1926’dan 1933’e kadar ise Gaziantep’e bağlı kaldı. 1954’te Adıyaman’ın il oluşu ile buraya bağlı ilçe merkezi, durumuna geldi. 1950-1960 yıllarında yer değiştirerek şimdiki yerlerine taşındığı için Besni halkının çoğu çevre il ve ilçelere göç etti. Bazı sanayi tesislerini kuruluşu günümüzde çevre iller göçü engelledi. İlçemizdeki mevcut sanayi tesisleri okulları, Sosyal tesisleri, modern oteli ,Yüzme havuzu halı sahaları ile,Besni hızla kentleşmektedir. Planlı şehirleşmenin örneği olan Yeni Kent ve Toki Konutları buna en güzel örneklerdir.108.000 Nüfusuyla Güneydoğunun çağdaş yüzü Besni gelecek için güven vermektedir.


Coğrafyası
İlçemiz Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Adıyaman İlinin batı kesiminde yer almakta olup, Yüzölçümü 1330 Km2.dir Km2. ye 82 kişi düşmektedir.

İlçemizin Doğrusunda : Adıyaman
Batısında : Gölbaşı İlçesi
Kuzeyinde : Tut İlçesi
Güneyinde: Araban ve Halfeti ilçeleri bulunmaktadır.

İlçemiz zaman zaman kara iklimi, zaman zamanda Akdeniz ikliminin tesirinde kalmaktadır. Ancak genellikle 1050 metrelik rakımın da tesiri ile kışları soğuk ve yağışlı, yazları ise serin ve kuraktır. İlçemizde Akdeniz iklimin etkili olduğunun en önemli delillerinden biri özellikle güneyinde bulunan belde ve köylerinde zeytin ağaçlarının bulunmasıdır. Zeytin ağacı Akdeniz ikliminin karakteristik bitki örtüsüdür. Besni İlçesinde zeytin tarımının yapılabilmesi ilçemizde bozulmuş Akdeniz ikliminin etkili olduğunun bir göstergesidir. 


Adana - Kozan Tarihiyerlerimiz


Kozan Kalesi
Kozan ilçesinin tam ortasında bulunan kale; kalkerden meydana gelen, oldukça dik bir tepe üzerinde, bulunduğu coğrafyaya hâkim bir konumdadır. Kozan Kalesi, Çukurova'yı çevreleyen dağ kaleleri zincirinin dördüncü halkasını teşkil eder. Kuzey - güney yönünde iki ayrı gurup halinde inşa edilmiş, bu bölümler bir sur ile birbirine bağlanmıştır. Çevre uzunluğu 6 km'yi bulan kalenin 44 kulesi ve burcu vardır.
M.Ö. 2000' li yıllarda Asurlular tarafından yapıldığı tahmin edilen kale, Romalıla
r, Selçuklular ve Ermeniler tarafından onarım görmüştür. Bugünse, Kozan Belediyesi tarafından çevre düzenlemesi yapılan Kozan Kalesi ve çevresi, bölge halkının sosyal aktivitelerini gerçekleştirdiği günübirlik hareketli bir mekâna dönüşmüştür.



Anavarza Antik Kenti
Yüksek kayalıkların üzerinde duran bir kartal yuvasını andıran, Antik Anavarza şehrinin kesin olarak bilinen tarihi MÖ 1. yy.'a dayanır. Anavarza Antik Kenti, Asurlular, Roma, Bizans, Abbasiler ve Ramazanoğulları'na ev sahipliği yapmıştır.  Anavarza, aynı zamanda bir açık hava müzesidir. Tarihi kentin, bilim adamlarına göre Efes'ten bile daha büyük olduğu söylenmektedir. Antik kent tarihe direnerek yaşam mücadelesi verirken gün yüzüne çıkacağı zamanı beklemektedir. Kesin olmamakla birlikte Anadolu da ilk camiinin Anavarza'da olduğu da söylenmektedir. Türkiye'nin en önemli antik kentleri arasında gösterilen Anavarza, "Arkeo Park" olmanın bütün özelliklerini taşımaktadır
Karasis Kalesi
Çukurova'daki kaleler zincirini önemli bir halkasını oluşturur. Kozan Barajı'nın hemen kuzey kesiminde yer alan kale, ilçe merkezine kara yoluyla yaklaşık 17 Km. uzaklıktadır. Kaleyi inşa edenlerin Selefkoslar (Selefkiler) olduğu bilinmektedir. Milattan önce 333 yıllarında Büyük İskender'in eline geçen Kozan, O'nun ölümünden sonra da Selefkosların idaresine girmiştir. (Selefkos, Büyük İskender'in Komutanlarından biridir.) Helenistik döneme ait kale askeri garnizon olarak kullanılmıştır. Kale, ziyaretçilerine muhteşem bir manzara sunmaktadır.
Hoşkadem Camii
Çarşı içinde bulunan cami, Türk mimari özelliklerini taşımaktadır. Hoşkadem Camii, 1448 yılında Mısır Kölemen Sultanı Seyfeddin Çakmak'ın Çukurova Bölge Emiri Abdullah Hoşkadem tarafından yaptırılmıştır. Bütünü ile dikdörtgen plan oluşturan cami, ulu camiler sınıfına dahil edilmiştir. Yay kemerli giriş kapısının üzerinde büyükçe bir kartuş içine yazılmış üç satırlık inşa kitabesi bulunmaktadır. Camii son olarak 2006 yılında Belediyemizin girişimleri sonucunda vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun bir şekilde restore edilmiştir. Camii önünde belediyemiz tarafından yapılan fıskiyeler ve oturma alanları bölgeye ayrı bir güzellik kattı.
Küçük Cami
Yapım tarihi 1530 olan Küçük Camii, 1920 yılında işgalci Fransız güçlerince tahrip edildi, sonrasında vatandaşlarca onarılarak ibadete açılan, ancak çıkan yangında zarar gören tarihi yapının restorasyonu 2009 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından tamamlandı.
Yaverin Konağı
Bölgenin en eski sivil mimari örneklerinden biri olan Yaver'in Konağı, Kozan Kalesinin eteklerinde bulunmakta olup eski yapılar arasında önemli bir yere sahiptir. Konağı yaptıran kişi Mıcırıkyan Kirkor Efendi'dir. 19. yy. sonlarında inşa edilmiş olduğu bilgilerinin hakim olduğu yapının, restorasyon çalışmaları belediyemiz tarafından yapılmıştır. Butik Otel ve Restoran olarak hizmet veren konak ziyaretçilerine tarihi-mistik bir mekânın sunduğu tüm keyfi sunabilme kapasitesine sahiptir. Böylesi güzide bu mekân ziyaretçilere tarihe bir yolculuk yaptırmakta, yolculuktan zevk duyanlara sonsuz bir haz tattırmaktadır.
Kilikya Ermeni Manastırı
1292-1921 yılları arasında Kilikya Ermenilerinin merkezi olan Sis Ermeni Manastırı, Kozan Kalesi eteklerinde bulunmaktadır. Ermeni dünyasının en önemli manastırlarından biri olan Kilikya Ermeni  Manastırı'na ait kalıntılar kale eteklerinde tarihe direnmekte. Kozan dağlarından toplanan çeşitli çiçekler ve bir takım karışımlar yapılan  'Pelesenk Yağı' yapılıp vaftiz törenlerinde kullanılmaktaydı. Manastırda bulunan Kutsal Emanetler bugün Lübnan /Beyrut'ta bulunmaktadır.
Kozan'ın şehir merkezinde ve şehre hakim bir bölgede Kozan Kalesi eteklerinde bulunan manastır yapılan çalışmalar neticesinde Mesire alanı sınıfında örnek teşkil edecek hale dönüştürüldü. Pikniğe gelen vatandaşlar için her şeyin düşünüldüğü Manastır mesire alanında 2 adet servis ünitesi, anfi tiyatro, arkeolojik park, 29 adet içinde barbeküsü ve oturma grubu olan piknik ünitesi ve çocuklar için oyun alanları yer almaktadır.
Bedesten (Arasta)
Bedesten (Arasta) Kozan'ın merkezinde, Aşağı Çarşıda, Hoşkadem Camii'nin hemen altında yıllardır kapalı tutulan tarihi bir yapıdır. İçinde yirmiye yakın dükkân ve işyeri vardır. Bu tarihi yapı, eski Kozan ticaretinin döndüğü en önemli mekândır.
Bedesten, 1904 tarihinde Helvacızade Hacı Hüseyin Efendi tarafından, Hacı Ali usta'ya yaptırılmış bir Osmanlı mimari eseridir. Tarihi çarşı Bedesten'in restorasyonu, belediyemizin devam eden restorasyon çalışmaları kapsamındadır.
Tarihi Ev ve Dükkânlar
Tarihi dönemlerden kalma birçok ev, dükkân ve konaklar eski Kozan diye bilinen kale eteklerinde yer almaktadır. Geçmiş dönemlerde çeşitli işlevleri üstlenmiş olan Tarihi Kozan Evleri günümüzde hala dimdik ayaktadır. Hacı Muhtar Konağı, Akçalı Konağı, Kız Meslek Lisesi olarak kullanılan ve geçmişte hastane olarak kullanılmış tarihi bina, Camii Kebir Caddesindeki tarihi dükkânlar tarihten günümüze gelen yadigârlardan sadece bir kaçı...   
'SİS' Perdesi Aralanıyor, Tarihi Çarşı Özlenen Günlerine Dönüyor
Eski Kozan'ı canlandırma projesi kapsamında, Aşağı-Yukarı Çarşı ve Cami-i Kebir
Caddesi'nde gerçekleşen restorasyon ile Kozan turizme yelken açtı. Geçtiğimiz 50 yıl öncesine kadar, Kozan'ın kalbinin attığı bir yer olan eski Kozan bölgesi, zaman içerisinde kaderine terk edilerek eski cazibesini yitirmiş ve mezbelelik halini almıştı. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmak ve turizme kazandırmak için hazırlanan projeler, Adana valiliği İl Özel İdaresinin katkıları ile hayat buldu. Yapılan çalışmalar sonucunda yaklaşık 200
iş yerinin restorasyon çalışması tamamlanarak, özlenen yapısına kavuşturuldu.
Tarihi Roma Köprüsü
Kilgen Çayı olarak da bilinen Kozan çayı üzerinde kurulmuştur. 8 ayrı gözü olan Roma dönemine ait tarihi köprü geçmişten günümüze Kozan'ı doğu-batı istikametinde birleştirmektedir. Atatürk Parkı içerisinde bulunan tarihi köprünün restorasyonunun yapılıp tarihi dokusuna uygun bir şekilde gelecek kuşaklara aktarılması gerekmektedir. Köprünün tarihi dokusuna uygun restore edilmesi Kozan'ın tarihi kimliğine çok büyük katkıda bulunacaktır.
Keşiş Mağarası
Medeniyetler Şehri Kozan, her yönüyle bir tarih merkezi ve ilginç konuları yanı sıra tarihe de ışık tutuyor. Rivayete göre, Hz. Mevlana Konya'dan Suriye'nin Şam iline 7 yıl süren medrese eğitimi için yola çıkar. Bu esnada yolu Kozan'dan geçer. Sis diyarı Kozan'da Keşiş Mağarasında yaşayan 40 keşişle karşılaşır. Bu keşişlerin karşıdaki insanın düşüncelerini okuyabilme özelliğine sahip oldukları rivayet edilmektedir. "Ariflerin Menkıbeleri" adlı eserin 2. cildinde Hz. Mevlana'nın hayatını anlatan bölümde hikâye geçmektedir. Kalenin eteklerinde bulunan mağara, görenleri büyüleyen bir özelliğe sahip olmakla birlikte hazine avcılarının da uğrak yeri olmuştur. Keşiş Mağarasının dış görünümü birçok ziyaretçi tarafından Trabzon'da bulunan Sümela Manastırını anımsattığı söylenmektedir.
 Yenilenen Şehir Hamamı
Şehir hamamında yazılan kitabeye göre; Belediye Şehir Hamamı 1976 yılında dönemin Belediye Başkan H. Basri Demirci tarafından inşaatı başlatılmış, daha sonra ilçe Kaymakamı aynı zamanda da Belediye Başkanı olan Erdoğan Gürbüz tarafından ikmal edilerek 1981 yılında hizmete açılmıştır.
Hamam, 2006 yılında da Belediye Başkanımız Kazım Özgan'ın katkıları ile restorasyonu gerçekleştirilmiş, eski günlerin izlerini yitirmemiş bir şekilde yeni görüntüsü ile konuklarını ağırlamaktadır.
Battal Gazi Zindanı
Kozan Kalesi'nde bulunan Battal Gazi Zindanı tarihi günümüze taşıyan bir araç olarak duruyor. Halkın belleğinde yaşatılan bir menkıbeye göre Battal Gazi, Kozan'ın fethine katılmış, bir müddet Kozan'da yaşamış, Kozan Kalesinde onun adına bir zindan olduğu söylene gelmiştir.
Değirmen Restoran
Kumlu göl mevkiinde bulunan, restorasyondan geçirilerek günümüze uyarlanan tarihi değirmen sakin ve doğal bir ortamda damak tadına yönelik lezzetler sunmaktadır.
Kozan Barajı
Çukurova ile Toroslar'ın buluştuğu bir noktada yer alan barajın suları ile örtüşen doğal manzara insanı dinlendirmeye birebir. Baraj yolu boyunca zakkum ağaçlarının görüntüsü göz zevkine hitap ediyor. Sulama amaçlı yapılan Kozan Barajı amatör balıkçılar için de ideal bir yer. Ayrıca Kozan Barajı'nda HES ile elektrik üretimi için çalışmalar sürmekte olup Barajı, doğa turizmine kazandırmak için çalışmalarımız devam etmektedir.
Dağılcak Mesire Alanı
"İşte yeşil alan, işte muhteşem bir doğa" diyebileceğiniz Dağılcak Mesire Alanı İlçemize yalnız 8 kilometre uzaklıkta. Yeşilin doğaya nakşedildiği Dağılcak Mesire Alanı farklı güzellikleri yaşamanızı sağlayacak güzide mekânlarımızdan birisidir. Şırıl şırıl akan dere üzerine kurulu çardakta çaylarınızı yudumlamanız size çok büyük keyif verecektir. Et lokantasında karnınızı doyurma imkânına sahipsiniz. Yeşil alanları ve doyumsuz manzaraları ile insanı büyüleyen Dağılcak bölgenin adeta akciğeri görevini üstlenmektedir. Yine bölge doğa yürüyüşü yapanların tercih ettiği mekânlardan birisidir.
Bu doğa harikası mekân, belediyemiz tarafından yapılan çevre düzenleme çalışmaları ile alışılmışın dışında yeni bir görünüme kavuşturuldu.
Bucak Cennet Vadisi
Kozan'ın 15-20 km kadar doğusunda, Bucak nahiyesini geçince Köreken Dağlarının altından Sumbas Çayının çıkış noktası "Bucak Cennet Vadisi" olarak adlandırılıyor. Koskoca Sumbas Çayının bir noktadan çıkışı, sazlıklar, söğüt ağaçları ve çayda yüzen ördekler muhteşem bir seremoni oluşturuyor. Cennet vatanın cennet köşelerinden birisi Cennet Vadisi... 
Yaylalar
Kozan'da Akdeniz iklimi hâkim. Her mevsim gezmeye elverişli bir havası var. Yaz aylarının oldukça sıcak geçmesi yaylaları ön plana çıkarıyor. Yaylalar muhteşem manzaraları ile cidden görülmeye değer. Yeşilin her tonunu bulabileceğiniz Toroslar üzerindeki yaylalar ferahlık dağıtan mekânlar olarak biliniyor. Şehir yaşantısından bunalan insanlar adeta soluklanmak için yaz aylarını fırsat bilerek kendilerini serin yaylalara atıyor. Kentin yakınındaki Horzum, Suluhan, Savruk, Çulluuşağı, İnderesi, Göller yayları bunlardan birkaçı.

EL SANATLARI
Önceleri yörede çok yaygın ve gelişmiş olan el sanatları 20. yy.da eski önemini kaybetmeye başlamıştır. Ev dokumacılığı şeklinde yapılan geleneksel dokumacılık (halı, kilim, çul, çuval) günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur. Çanak, çömlekçilik de artık eski değerini kaybetmiştir. Ancak Kozan Meslek Edindirme Kursları'nda eski cereler ve küpler boyanarak, ev dekorasyonunda kullanılıp ilçeye özgü gelenekler yaşatılmaya çalışılmaktadır. Dokumacılık alanında görülen gerileme ve ilgisizlik diğer el sanatlarında da görülebilmektedir. Bu el sanatlarının başında bakırcılık, kalaycılık ve oymacılık, gelmektedir.
Sapı, keçi ve koyun boynuzlarından gövdesi ise çelikten yapılan, keskinliği ile ün salmış olan Tapan Bıçağı, ustalarımızın maharetli ellerinde şekil alarak kültürel açıdan bölge halkının yanı sıra, yöre dışından da büyük talep görmektedir.
HEDİYELİKLER
Kozan Balı: Bal üretimi ve kalitesi noktasında ilçeler bazında 1. sırada yer alan Kozan, Türkiye'deki bal üretiminin %25 'ini karşılamaktadır. Çeşitli damak tatlarına hitap eden bal çeşitlerini Kozan'da bulmak mümkündür. Kozan Anavarza, Binboğa ve Perçin markaları ile satışa sunulmaktadır. Balın her çeşidini ve lezzetini steril ortamlarda ambalajlanmış kavanozlar ile bulabilmek mümkündür.
Turunç Reçeli: Narenciyesi ile marka olan Kozan'da farklı bir damak tadı olan Turunç Kabuğu'ndan yapılan turun reçeli de yöreye hastır.   
Zeytinyağı: Mahserelerde çıkarılan halis zeytinyağı salatalarınıza renk katacaktır.
Nar Ekşisi: Nar ekşilerini Kozan'ın her yerinde bulabilirsiniz.
İncir Reçeli: Kozan'ın köylerinde yapılan incir reçeli kahvaltıları süsleyecektir.
Kilim: İlçede tezgâhlarda genç kızlar tarafından dokunan el emeği göz nuru nakış nakış motiflerin Kozan Kültürünü yansıttığı kilim, çanta, minder vs. ürünlerden alabilirisiniz.
Tapan Bıçağı: Sevdiklerinize keçiboynuzundan yapılan Tapan Bıçağı götürebilirsiniz.
Bakır ve Kalay: Bakır ve kalaycılar çarşısından minyatür ev aksesuarları evinizin dekorunu tamamlayacaktır.