Augustus TapınağıEski çağlardan günümüze kalmış yapıların en önemlilerinden birisi olan Augustus Tapınağı Ulus’ta Hacı Bayram Camii’nin bitişiğindedir. Augustus Tapınağı, Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olmak üzere yaptırılmıştır. Tapınak kısa yanlarında 8, uzun yanlarında ise 15 sütunu kapsayan Korinth düzenindeki bir peristasis ile çevrilmiştir. Bu sütunlarla birlikte tapınağın kapısı önünde 4, arkada 2 adet sütun yerleri bulunmaktadır. Yalnız iki yan duvarı ile kenarları işlemeli olan kapı kısmı eski hali ile ayakta durmaktadır. Kapının yüksekliği 8.4 m. genişliği 3.34 m’dir. Bu büyük ve görkemli kapıdan kutsal yapının iç bölümüne ve pronaos denilen üstü kapalı bir geçide gelinir. Augustus’un yaşamını anlatan Latince metin pronaosun iki duvarının iç yüzlerinde yer almaktadır. Yunanca yazıt ise cellanın güneybatıdaki duvarının dış yüzünde bulunmaktadır. Tapınağın öteki ucunda ise anteler arasında Korinth düzeninde iki sütunu bulunan opisthodomos yer alır. Tapınak, 5. yüzyılda Bizans döneminde çeşitli eklemeler yapılarak, pencereler açılarak kilise haline getirilmiştir. Güneydoğu duvarında görülen üç pencere bu dönemden kalmadır. 15. yüzyılın başlarında tapınağın kuzeybatı köşesine bitişik bir şekilde Hacı Bayram Camii inşa edilmiştir.
Julien Sütunu
Ulus’ta, Defterdarlık ve Valilik binası arasındaki küçük meydanda bulunmaktadır. Kare bir kaide üzerinde üst üste kurulmuş daireler şeklindeki tuğlalardan yapılmış olan 15 m. yükseklikteki sütun, Bizans dönemi Korinth başlığı ile sona ermektedir. Sütunun 362 yılında İmparator Julien’in Ankara’yı ziyareti anısına dikilmiş olduğu düşünülmektedir.
Gâvurkale
Ankara’nın 60 km. güneybatısında Haymana yakınında bulunan bir kaya kabartmasıdır. Kabartmada üç tanrı figürü tasvir edilmektedir. Kayalık bir bölgede olan Gâvurkale, Hitit döneminde yüksek ve düz bir alan elde etmek için düzenlenmiştir. Vadiye bakan kayanın yüzüne çok silik olarak görülebilen, oturan bir tanrıça ve karşısında ayakta duran iki tanrı figürü kazınmıştır. Yüzeyin 2 m. aşağısında mezar odası kalıntıları mevcuttur.
Külhöyük
Haymana ilçesidedir. Höyüğün, yaklaşık 8 km. batısında bulunan Hitit kült merkezi Gâvurkale'ye olan yakınlığı buranın önemli bir Hitit yerleşim merkezi olabileceğine işaret etmektedir. Hititlerde önemli bir mimari gelenek olan monümental potern mimarisi, aynı tarzda yapılmış bir gizli sarnıç ve Eski Tunç Çağı’nın başına tarihlenebilecek buluntular elde edilmiştir.
Ankara Kalesi
Ankara’ya hâkim bir tepenin üzerinde kurulmuş olan ve zaman içinde kentin simgesi haline gelen Ankara Kalesi'nin ilk yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. M.Ö. 2. yüzyılda Galatlar zamanında var olduğu bilinen kale daha sonra Romalılar döneminde onarım görmüştür. İç ve dış kale olmak üzere iki kısımdan oluşan kalenin iç surları büyük bir olasılıkla 7. yüzyılda Bizanslılar tarafından inşa edilmiştir. Daha sonra Arap saldırıları sırasında çok tahrip olan kale 9. yüzyılda Bizanslılar tarafından yeniden onarılmıştır. Dış surların ne zaman eklendiği kesin olarak saptanamamıştır. Kale 1073'te Selçukluların, 1101'de Haçlıların eline geçmiştir. 1227'de yeniden Selçukluların eline geçen kale bu dönemde ve onu takip eden Osmanlılar döneminde çeşitli onarımlar görmüş, son yıllarda yapılan restorasyon çalışmalarıyla sağlamlaştırılmıştır.
Geniş bir yer tutan 20 kuleli dış kaleden bugüne çok az şey kalmıştır. Dış kalede kuleler dörtgen şeklinde olup iki kapısı vardır. Bunlar batıdaki Dış Kale Kapısı ve güneydeki Hisar Kapısı’dır. Hisar Kapısı’nın üzerinde İlhanlılara ait 1330 tarihli bir yazıt bulunmaktadır. İç kale yaklaşık bir dikdörtgen şeklinde olup, kısmen Ankara taşı, kısmen de karışık malzemeden yapılmıştır. İç kale yükseklikleri 14-16 m. arasında değişen 42 kuleden oluşmaktadır. Kuleler beşgen şekildedir. İç surların kuzeybatı kısmında Selçuklular dönemine ait bir yazıt bulunmaktadır. Kalenin en yüksek yeri kuzeyde, denizden 978 m. yükseklikteki Akkale’dir.
Kalecik Kalesi
Kalecik Kalesi, Çankırı'ya giden yol üzerinde Ankara'dan 78 km. uzaklıktadır. Bizans devrine tarihlenen kale, modern kasabaya hâkim olan simetrik koni biçimli bir tepenin üzerine kurulmuştur. Güneybatısındaki dağlara bir sırtla bağlanır ve Kızılırmak’a doğru uzanan ovada tek başına yükselmektedir.
Akköprü
Varlık mahallesi önünde ve Ankara Çayı üzerinde olup, Ankara'nın en eski köprüsüdür. 1222 yılında Selçuklu Hükümdarı I.Alaaddin Keykubat tarafından Ankara Valisi Kızılbey zamanında yaptırılmıştır. Bugün sağlam bir durumda bulunmakla beraber dar bir köprü oluşu ve bugünkü kullanılan geniş yolun dışında kalışı nedeniyle işlerliğini yitirmiştir. Kesme bazalt tasından yapılmıştır. Yedi adet sivri kemerden meydana gelmiştir. Batı yönünde biri silik iki yazıt yer almaktadır.
Suluhan
Hacı Doğan mahallesinde, Suluhan Sokağı’ndadır. 1685 yılında Şeyhülislam Mehmet Emin Bey tarafından Zincirli Camii’ne vakıf olarak yaptırıldığı sanılmaktadır. İki kısımdan oluşan Suluhan'ın birinci kısmı kareye yakın dikdörtgen planlı, ortası avlulu ve iki katlıdır. Bu bölümde sadece doğu ve güney cephedeki dükkânların pek azı günümüze gelmiş, batı ve kuzey cephelerdeki binalar tamamen yıkılmış, sadece dış duvarları kalmıştır. Kalıntılardan hanın iç avlusunun dört kenarda ayaklar üzerinde sivri kemerli revaklarla çevrilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Revaklar arkasında odalar sıralanmaktadır. Güney uçta yer alan ikinci kısım tek katlıdır ve daha dardır. Tamamı toprak altında kalan ikinci kısmın ahırlar ve depolara ayrıldığı tahmin edilmektedir. Her iki kısımda da duvarlar moloz taştan yapılmıştır. Hanın batı kenarında üç bölümlük küçük bir arasta bulunmakta olup, her bölüm kalın beşik tonozlarla örtülmekte ve yanlarda küçük dükkânlar yer almaktadır.
Çengel Han
Kale altında ve Atpazarı Meydanı Sefa Sokak’ta bulunmaktadır. Kitabesinden 1522 tarihinde yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Zağfiran (Safran) Hanı
Atpazarı’ndadır ve Hacı İbrahim Bin Hacı Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Vakfiyesi 1512 tarihinde düzenlendiği için, bu tarihlerde yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Hanın yarısı mülk, yarısı vakfa aittir. İçinde bir mescit yer almaktadır.
Eski Hamam
Eski Hamam, Gazi Lisesi’nin tam karşısında yer almaktadır. Oldukça harap durumda olan hamamın soyunmalığı tamamen yıkılmış olmasına mukabil soğukluk ve sıcaklık, külhan dahil olmak üzere ayakta durmaktadır. Eserin mimari yapısı ve tekniği itibariyle 15. yüzyıla ait olduğu tahmin edilmektedir.
Karacabey Hamamı
Karacabey Hamamı Talat Paşa Bulvarı üzerinde olup, 1444 tarihinde yapılmıştır. Çifte hamam şeklindeki yapı batı kısmında birbirine bitişik soyunmalıkları, doğu kısmında ise batıdakilere göre daha değişik inşa tarzı gösteren sıcaklık ve halvetleriyle birlikte bütünü kareye yakın büyük bir dikdörtgen meydana getirmektedir.
Roma Hamamı
Ulus Meydanı’ndan Yıldırım Beyazıt Meydanı’na uzanan Çankırı Caddesi üzerinde yer almaktadır. Yapılan kazılar sonucunda hamamın iki bölümden oluştuğu anlaşılmıştır. Palaestra dört tarafı revaklarla çevrilmiş, yaklaşık kare planlı büyük bir alandır. Kapalı kısımlar ise palaestra’ya bir bütün olarak bağlıdır ve frigidarium (soğuk kısım), tepidarium (ılık kısım) ve kalidarium (sıcak kısım) olarak adlandırılan üç ana kısımdan oluşmuştur. Ayrıca çeşitli avlular, külhan olarak adlandırılan ocaklar servis kısımları ve su depoları ile yapı anıtsal bir bütün haline getirilmiştir. Ankara’daki Roma Hamamı’nın bugün görülebilen kalıntıları alttaki ısıtma katları ile servis kısımlarıdır. Hamamda yapılan kazılar sonucunda ele geçirilen sikke ve yazıtlar ile Korinth başlıkları gibi mimari buluntulardan yapının İmparator Karakalla döneminde (211-217) inşa edildiği ve Bizanslılar döneminde de onarılarak kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır. Son yıllarda kısmen restore edilmiş olan Roma Hamamı’nın palaestrasında bugün Roma devri Ankara’sından toplanmış olan yazıtları kapsayan zengin bir koleksiyon sergilenmektedir.
Ağaç Ayak Camii
Kitabesi olmayan caminin 1705 tarihli olduğu tahmin edilmektedir. Minaresi ahşap ve kısadır. Mahfili aşı boyalı nakışlarla, tavana kadar yükselen mihrabı kabartma geometrik motiflerle, ahşap minberi ise geometrik geçmeler ve renkli nakışlarla süslüdür. Tavanı işlemeli ahşap olan caminin çatısı kiremitle örtülüdür.
Ahi Elvan Camii
Samanpazarı Ahi Arap Mahallesi’nde bulunan ve çok sade bir dış görünüşe sahiptir. Dört köşeli bazilikal plana sahip caminin duvarlarının alt bölümü taş, üst bölümü kerpiç, iç yapısı (konstrüksiyonu) ahşaptır. Ahşap tavanı 12 mermer başlıklı ağaç sütun üzerine oturmuştur. Kuzeyde ahşap olarak birinci sütun sırasına kadar uzanan bir alt kat ve ikinci sütun sırasına kadar uzanan bir üst kat mahfili vardır. Beş köşeli motiflerle süslü minberi, Selçuklu üslubu ahşap işçiliğinin güzel bir örneğidir. Caminin kuzeybatısında duvara bitişik olarak yükselen tek şerefeli minarenin kare kaidesi taş, silindirik gövdesi tuğladır.
Ahi Yakup Camii
İsmetpaşa mahallesinde, eğimli bir arazide bulunan cami 1391'de Ahi Yakup tarafından yaptırılmıştır. Camiye doğu cephesinden 11 basamaklı merdivenle çıkılır. Taş temel üzerine kerpiçten yapılmış, kiremit çatılı sade bir yapıdır. 14. yüzyıl Ankara camileri için tipik olan mihrabı ile dikkat çeken cami yenilenerek kısmen karakterini kaybetmiştir.
Alâeddin Camii
Ankara Kalesi içinde yer alan cami 1178 tarihlidir. 1361 ve 1434 yıllarında onarım görmüştür. Duvarları kesme ve moloz taştan yapılmış, üzeri sıvalı, kiremit çatılı bir yapıdır. Ankara'nın en eski camilerinden biri olan Alâeddin Camii'nin kıble duvarı iç kalenin zindan kapısına bitişiktir. Giriş kapısı üzerinde üç yazıt bulunmaktadır. Kuzeybatı köşesinde tek şerefeli minaresi yükselir. Alâeddin Camii, özellikle 1178 tarihi taşıyan minberi, son cemaatte bulunan antik sütun başlıkları, kapı üzerindeki tamir yazıtları ile önem kazanan bir eserdir. 18. ve 19. yüzyıllarda yenilenen cami tarihi karakterini kaybetmiştir.
Aslanhane (Ahi Şerafettin) Camii
Samanpazarı, Aslanhane mahallesinde bulunan caminin dış görünüşü çok sadedir. İlk yapılışı 13. yüzyılın başına, tamiri ise 1289-1290'a rastlar. Planı uzunlamasına beş sahınlı bazilikal tiptedir. Roma ve Bizans’ın eski yapılarından toplanan taşlarla yapılmıştır ve bugün üzeri sivri kurşun kaplama çatıyla örtülmüştür. Caminin kuzeydoğu duvarına bitişik olan tek şerefeli minare, taş kare kaideli ve silindirik tuğla gövdelidir. 12 pencere ile aydınlanan caminin içinde, altışardan dört sıra olarak dizili 24 çam sütundan on altısı çatıyı, sekizi kadınlar mahfilini taşır. Tavanı ağaç oymalıdır. Tavana kadar yükselen çinilerle süslü mihrabı, Selçuklu dönemi mihraplarının en güzel örneklerinden biridir. Caminin doğusunda bulunan türbe duvarına gömülü antik aslan heykelinden dolayı Aslanhane Camii olarak anılır.
Cenab-ı Ahmet Camii
İç Cebeci Ulucanlar'da bulunan kesme taş duvarlı ve kubbeleri kurşun kaplı olan cami klasik Osmanlı yapılarındandır. 1566 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde Ankara beylerbeyliği yapmış olan Cenab-ı Ahmet Paşa tarafından yaptırılan caminin planı, kare mekân üzerinde tek kubbeli ve son cemaatlidir. Son cemaat yeri dört mermer sütunlu, üç büyük sivri kemerli ve üç kubbelidir. 12'şerden 3 sıra olarak açılan 36 pencerenin çevresi renkli kalem işleriyle süslüdür. Minberi ve mihrabı sade olup, beyaz mermerdendir. 1802, 1887 ve 1940 yıllarında onarım görmüştür.
Hacı Bayram Camii
Ulus'ta Augustus Tapınağı'nın bitişiğinde yer alan cami, 1427-1428 yıllarında Hacı Bayram Veli tarafından yaptırılmıştır. Doğu duvarı Augustus Tapınağı’na, güney duvarı Hacı Bayram Türbesi’ne dayanır.
Selçuklu mimarisi stilinde inşa edilmiş olan cami Mimar Sinan tarafından onarılmıştır. Uzunlamasına dikdörtgen planlı, taş kaideli, tuğla duvarlı, kiremit çatılı bir yapıdır. Türbenin güneydoğu duvarında yükselen iki şerefeli minaresi kare planlı, taş kaideli ve silindirik tuğla gövdelidir. Alt pencereler dışta sivri kemerli nişlerle kuşatılmıştır. Üst pencereler sivri tuğla kemerlidir. Sanat değeri yönünden ilgi çekici olan bu cami halen Ankara'nın en önemli camilerinden birisidir.
Karacabey Camii
Hamamönü’nde bulunan cami türbesi, çeşmesi ve çifte hamamıyla birlikte külliye oluşturmaktadır. 15. yüzyılda Karacabey tarafından inşa ettirilen cami eyvanlı plan tipinin Ankara'daki tek örneğini göstermektedir. Beş kubbeyle örtülü olan cami, taş ve tuğla karışımı malzemeden yapılmış olup, minaresi kuzeybatıdadır. Minaresi sırlı tuğla ve çini işçiliği ile önemli bir örnektir. Caminin yanında Karacabey'in türbesi bulunmaktadır.
Çiçekçioğlu Camii
Alparslan mahallesinde Göztepe Sokağı’nda bulunan Çiçekçioğlu Camii kerpiç duvarlı, ahşap hatıllı, taş kaideli, kiremit çatılı bir yapıdır. Cami tavan sistemi, pencere üstü yazıları, mihrabı ile 17. yüzyıl sonu ve 18. yüzyıl başı Ankara camilerinin güzel bir örneğidir.
Tacettin Camii
Hamamönü Sümer Mahallesi Taçlı Sokak’ta, Karacabey İmareti yakınında bulunan cami, aynı adı taşıyan türbeye bitişik, kesme taş duvarlı, kiremit çatılıdır. Planı uzunlamasına dikdörtgen ve son cemaatlidir. Türbe batısında yer alır. Kuzeybatısında yükselen kare kaideli, silindirik gövdeli minaresi taştandır. 1901-1902’de Sultan II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır.
Kocatepe Camii
16. yüzyıl estetiği ile 20. yüzyıl teknolojisinin bütünleşmesinden oluşan cami, dört minaresiyle Selimiye'yi, merkezi kubbe ve yarım kubbeleriyle Sultanahmet'i andırır. 64x67 m. (4288 m²) ölçüsündeki asıl cami (harem) kısmı, 48.5 m. yüksekliğinde 25.5 m. çapında bir ana kubbe ile örtülüdür. Ana kubbe etrafında dört yarım kubbe yer alır. Bu yarım kubbeler 12 kubbe ile genişletilmiştir. Kubbeler geleneksel tarzda kurşunla kaplanmıştır. Asıl cami kısmına, kündekâri (ahşap geçmeli) tarzda yapılmış bir ana ve dört yan kapıdan girilir. Caminin kuzey kısmında, ana giriş kapısı önünde yer alan ve 2400 m² alanı kaplayan revaklı avluyu, bir mermer şadırvan süsler. Revaklar 14 m. yüksekliğinde 26 kubbe ile örtülüdür. 10 m. yüksekliğindeki mihrap, beyaz mermerden imal edilmiştir. 8.70 m. yüksekliğindeki minber, özel süslemelerle işlenmiş mermerden yapılmıştır.
İç tezyinatta klasik Osmanlı mimarisi örnek alınmış, malzeme olarak; çini, mermer, sarı maden ve özel boyalar kullanılmıştır.
Sarıkadı (Mimarzade) Camii
Hamamönü Meydan Mahallesi’ndedir. 18.yy sonlarına aittir. Cami, taş temelli, ahşap hatıllı, kerpiç duvarlı, kiremit çatılı bir yapıdır. Kadınlar mahfilindeki sülüs yazı, mihrabı, tavan sistemi, pencereleri ile 18. yy karakterinde bir yapıdır. Rokoko etkisi, üst pencerelerin alçı şebekesinde ve müezzin mahfeli altındaki göbekte görülmektedir.
Zincirli Camii
Ulus’ta Anafartalar Caddesi’nde bulunan cami, taş kaideli, tuğla gövdeli, üzeri kiremit çatılı bir yapıdır. İlk yapılışının 17. yüzyıl ortaları veya sonu olduğu tahmin edilmektedir. Kuzeyde tek kapı ile girilen harem tek sahınlıdır. Cami içinde asılı bir levhadan 1879-1880’de tamir edildiği öğrenilmiştir.
Kral Kaya Mezarları
Helenistik dönemde, Amasya’yı M.Ö. 333’ten M.Ö. 26’ya kadar başkent olarak kullanan Pontus Krallarına ait olan Kral kaya Mezarları, Harşena Dağı’nın güney eteklerine, kalker kayalara oyularak yapılmıştır.Hatuniye mahallesinin dar sokaklarından ve tren yolunu geçerek çıkılan mezarların arasında, kayaya oyulmuş yollar ve merdivenler bulunmaktadır. Yeşilırmak vadisi boyunca, irili ufaklı 21 mezar olduğu bilinmekle birlikte bunlardan sadece birkaç tanesi günümüze gelebilmiştir. Kaya mezarlarının içlerinden çok, arkalarına oyulmuş geçitler dikkat çekicidir. Bu bölgedeki büyük mezarlardan birinin yanında, nehre kadar uzandığına inanılan bir tünelin başlangıcı bulunmaktadır.
Kral Kaya Mezarları’nın en büyüğü, galeri ve merdivenlerle çıkılan, batı yönündeki en son mezardır. Bu mağaranın yüksekliği 15m, genişliği 8m, derinliği ise 6m’dir. Mezar odasına girişi, diğer mezarlardaki kapılardan daha yüksektir. “Büyük Kral Mezarı” olarak da adlandırılan mağara, cephe itibariyle pek çok tahribata uğramıştır.
Amasya Kalesi
Yeşilırmak'ın kuzeyinde bulunan ve Harşene Dağı adı verilen dik kayalıklar üzerindedir. Kalenin "Belkıs", "Saray", "Maydonos" ve "Meydan" adlarında dört kapısı, kale içinde "Cilanbolu" adlı bir su kuyusu, sarnıcı ve zindanları bulunmaktadır. Kaleden 70 m. aşağıda Yeşilırmak Nehri'ne ve kral mezarlarına kadar uzanan M.Ö.3. yüzyıla ait merdivenli bir yeraltı yolu ile burç ve cami kalıntıları görülmeye değer niteliktedir. Kalenin güney eteğinde Osmanlılar tarafından kullanılmış olan Kızlar Sarayı'na ait kalıntılar ile yamaçlarda yerden 20-25 m. yükseklikte düz bir duvar halinde kalker kayalara oyulmuş olan M.Ö.3. yüzyıla ait irili ufaklı 18 adet kaya mezarı bulunmaktadır.
Burmalı Minare Camii
Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında vezir Necmeddin Ferruh Bey ve kardeşi Haznedar Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Birçok onarım ve restorasyon sonucu orijinal görünümünü kaybetmiştir. Kıble duvarlarına dikey uzanan üç nefli bir plana sahiptir. Selçuklu kümbeti ve burmalı minaresi caminin önemli özelliklerindendir.
Gök Medrese Camii
1267 yılında Amasya Valisi Seyfettin Torumtay tarafından yaptırılmıştır. Cami; medrese ve mezar odası ile kapalı bir külliye şeklindedir. Yanında bulunan kümbet mavi renkte çinilerle süslendiğinden Gök Medrese adını almıştır. Sadece kesme taş mimarisi olgun oranları ve süslemeleri bakımından Anadolu'da eyvan biçimli portalı olan sayılı camilerdendir.
Gümüşlü Camii
Taceddin Mahmut Çelebi tarafından 1326 yılında yaptırılan cami Amasya'da bulunan ilk Osmanlı dönemi eseri olduğundan önem taşır. Kesme taştan yapılmış ve kare planlı olan cami kiremit örtülü ahşap kubbe ile kapatılmıştır. Son cemaat yeri ahşap direkler üzerinde ve üçgen alınlıklı bir çatı ile örtülüdür. Revak kemerleri yıkılmış kemer yastıkları ortadadır.
Bayezid Paşa Camii
Amasya Emîri Bayezid Paşa tarafından 1414 yılında yaptırılmıştır. Yapının planı, küçük birkaç ayrıntı dışında Bursa Yeşil Cami’ye benzemektedir. Arka arkaya iki kubbe, öndeki kubbenin yanlarında ikişer küçük kubbesi ile tipik bir zaviyeli camidir. Cephenin bazı yerleri mermer kaplamalıdır, oldukça süslemeli bir kubbesi bulunan abidevi bir son cemaat yerine sahiptir.
Yörgüç Paşa Camii
Sultan II. Murat'ın vezirlerinden Atabey Abdullah'ın oğlu Yörgüç Paşa tarafından 1428 yılında yaptırılmıştır. Giriş kapısının üstünde geometrik motifler ve çiçek motifleriyle süslenmiş sağır pencerelerin altında bir kitabe yer almaktadır.
Sofular Camii
Sultan II. Bayezid döneminde, Beylerbeyi Abdullah Paşa tarafından 1502 yılında yaptırılmıştır. Camiyi yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Caminin avlusunda bulunan Abdullah Paşa Türbesi, moloz taştan yapılmış olup, altıgen planlıdır.
Şirvanlı Azeriler Camii
Kafkasya'nın Karabağ ve Şirvan şehirlerinden gelerek Amasya'ya yerleşmiş göçmenlerden toplanan yardımlarla Şeyh Hacı Mahmut Efendi tarafından yaptırılmıştır.
Fethiye Camii
Fethiye mahallesinde yer alan cami, ilk yapıldığı yıllarda kilise olarak inşa edilmiştir. Bizans İmparatoru Phocas'ın (602-610) kızı Helâna tarafından yaptırılmış olan kilise, 1116 yılında Fetih Gazi tarafından camiye çevrilmiştir.
Haliliye Medresesi
Gümüşhacıköy ilçesinde bulunan eser, Çelebi Sultan Mehmet zamanında, Beylerbeyi Halil Paşa tarafından 1413'te yaptırılmıştır. Kare planlı, kapalı avlulu bir medresedir.
Abide Hatun Camii
Merzifon ilçesinde bulunan cami, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın annesi Abide Hatun tarafından 17. yüzyılın başında yaptırılmıştır. Ahşap üzerine kalem işi teknikle yapılmış uygulamaların güzel örneklerini görmek mümkündür.
Sultan II. Bayezid Külliyesi
Sultan II. Bayezid adına, 1485-86 yılları arasında cami, medrese, imaret, türbe, şadırvan ve çeşmeden ibaret bir külliye olarak yapılmıştır. 15. yüzyılın son çeyreğinde yan mekânlı cami mimarisinin gelişmiş bir geçiş dönemi örneğidir. Cami beş kubbeli bir cemaat yeri ile geniş bir kemerle birbirine bağlanan arka arkaya iki kubbeli mekân ve buraya açılan yan mekânlardan ibarettir.
Doğu kısmındaki minaresi renkli taşlarla yivli, batı kısmındaki minare ise palmetlerle süslü olarak yapılmıştır. Batıda "U" planlı şemasına sahip medrese mevcuttur. Doğudaki "L" planlı şemail yapı, imaret ve konuk evidir. Her iki minare hizasında bulunan yaşlı çınar ağaçlarının külliye ile yaşıt olduğu tahmin edilmektedir.
Halifet Gazi Kümbeti
1242 yılında Selçuklu Emirlerinden Halifet Alp İbni Tuli için yaptırılmıştır. Selçuklu türbeleri tarzında kare bir taban üzerine sekizgen planlı kule şeklinde yapılmıştır. Türbenin mekân kısmında bir sandık bulunur. Sandukanın güneye bakan kısmında kabartma olarak kıvrık boynuzlu birer koç kafası vardır. Bu iki koç kafasında iki tane kanat takılmış melek başı görülmektedir. Türbe güney cephesi dışında sade görünümlüdür.
Torumtay Türbesi
Amasya Valisi Seyfettin Torumtay'ın ölümü üzerine 1278 yılında yaptırılmıştır. Türbe içinde Seyfettin Torumtay'ın torunları ve çocukları vardır. Tamamı kesme taştan yapılmış olan türbenin güney cephesinin iki üst köşesi yüksek kabartma motifleriyle Selçuklu taş işçiliğinin özgün bir örneğidir.
Kapı Ağa (Büyük Ağa) Medresesi
Sultan II. Bayezid'in Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1488 yılında yaptırılmıştır. Ön Asya ve Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması fonksiyon itibariyle ilk defa bu medresede tatbik edilmiştir. Her kenarda üçer adet yer alan ve tonozlu revakların gerisinde bulunan kubbeli odaların güney kenarında daha büyük ve yüksek bir kümbet ve örtülü mekâna yarım kubbelerin bağlanması ile meydana gelen "L" planlı bir dershane yapının esasını teşkil eder.
Duvarlarında üç sıra tuğla arasında moloz taş kullanılmış, giriş daha yüksek tutularak silmelerle yumuşatılmıştır. Avluda köşeli sade başlıklar, sütunlar üzerine oturtulmuş dengeli revak kemerleri ve duvar üzerindeki Bursa kemeri uygulaması iç mimariye cazibe kazandırmıştır.
Bimarhane (Darüşşifa)
İlhanlı döneminden günümüze ulaşan bir eserdir. İlhanlı Hükümdarı Sultan Mehmet Olcayto ve hanımı Uduz Hatun adına Anber Bin Abdullah tarafından 1308-1309 yılında yaptırılmıştır. Yapının özellikle ön cephesi sanat bakımından çok değerlidir.
Anadolu Selçuklu mimarisinin orijinal sütun başlıkları olan geometrik yaprak tezyinatlı ve mukarnaslı sütun başlıkları kullanılmıştır. Türk üçgenlerinden meydana gelen ters dönmüş sütun başlıkları, Anadolu Selçuklu mimarisinde ilk defa bu yapının cephe kenarlarında denenmiştir. Bina kesme taşlardan örülmüş ve iki köşesine silindir şeklinde dayanaklar yaptırılmıştır. Sadece Amasya Bimarhanesi'ne mahsus bir özellik olarak kapı kilit taşında diz çökmüş vaziyette insan kabartması mevcuttur. Anadolu'da müzikle tedavi yapılan ilk hastane olarak bilinmektedir.
Ezine Han
Amasya-Tokat karayolunun 35. km. sinde bulunan Ezine, Pazar beldesindedir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad'ın hanımı Mahperi Hatun tarafından yaptırılmıştır. İç kısmı kemerli üç bölümden oluşup, tonoz örtülüdür. Osmanlı döneminde onarım görmüştür.
Taş Han
Merzifon ilçesinde, 17. yüzyılda inşa edilmiş olan Taş Han, dikdörtgen planlı ve iki katlıdır. İç kısmı tamamen kesme taştan yapılmış olup, iki katı boyunca revakların gerisinde kubbeli odalar yer almaktadır.
Bedesten
Merzifon ilçesinde yer alan bedesten, dikdörtgen planlı ve kubbeli olup dış cepheleri dükkânlarla çevrilidir.
Eski Hamam
Merzifon ilçesindedir. Kitabesine göre 1678 yılında yaptırılmıştır. Uzunca bir dikdörtgen soyunmalık, bunun arkasında yer alan sekizgen planlı sıcaklık ve onun dört kenarındaki eyvan biçimli nişler ve köşe hücrelerinden meydana gelmektedir.
 |
| Aksaray Uluırmak |
Aksaray Kalesi: Kale, Karamanoğlu Mehmed Bey zamanında Emir-ül-Umera Ali Bey Çelebi tarafından, Mimar İslamoğlu Hoca İbrahim’e yaptırılmıştır. Kaleden günümüzde Ulu Caminin güneyindeki surlardan kalıntılar kalmıştır.Keçi Kalesi: Aksaray-Adana yolunun 35. kilometresinde çevreye hakim bir tepe üzerindedir. Kale duvarları harçsız büyük taşlarla yapılmıştır. İç kale yontma taş ve tuğladandır. Günümüzde harap bir haldedir.Orta Kuyu Kalesi ve Harabesi: Eskil kazasının bir yaylası olan Orta Kuyu’da yer alır. Günümüzde harabe halindedir. Eski devirlere ait olduğu tahmin edilmektedir.Tavşanlı Kale: Taşpınar bucağının kuzeyinde bir tepe üzerinde yer alır. İçi mağaralarla doludur. Hititler devrinden kalma bir eserdir. Roma ve Bizans döneminde yapılan kale surlarından günümüzde hiçbir şey kalmamıştır. Bazı kaynaklarda ismi İbiz Kalesi olarak geçer.Zincirli Kale: Yaprakhisar köyünün yakınında bir tepe üzerinde olup, harabe halindedir. Eski kaynaklarda Yaprakhisarı adıyla geçmektedir.Eyüphisar Kalesi (Kale Balta): Kale Balta köyünün kuzeyinde bir tepe üzerinde kurulmuştur. Günümüzde harabe halindedir. Kale taşları çevre köylerde ev yapımında kullanılmıştır.Aksaray: Beyaz mermerden yapıldığı için bu isim verilmiştir. İl, ismini bu saraydan alır. Saray, İkinci Kılıç Arslan tarafından yaptırılmıştır.Eğri Minare (Kızıl Minare): Adını minaresinin renginden ve eğriliğinden alan bu caminin kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı belli değildir. Bir kaç kere tamirat görmüştür. 92 basamak olan minare, İtalya’daki Piza Kulesi gibi eğridir. İnce bir silmeyle ikiye ayrılmış gövdenin altı zikzak bezemeli, üstü ise mavi yeşil çinilerle kaplıdır.Selime Camii: Selime köyünde bulunan bu camiye Selimiye Camii ve Hamza Bey Camii de denilmektedir. 1524’te, Oruç Beyin oğlu Hamza Bey tarafından yaptırılmıştır.Ulu Camii: Karamanoğlu devrinde Sultan Mehmed Bey (1408) zamanında yapılmıştır. Yapı dikdörtgen planlıdır. Mihrap önündeki iki kubbe dışında çapraz tonoz örtülüdür. Zengin bezemeli, ağaç minber üçüncü Kılıç Arslan’ın yıkılan camisinden getirilmiştir.Bedriyye Medresesi: Danişmendoğullarından Nizameddin Yağıbasan’ın oğlu Bedreddin Yusuf tarafından yaptırılmıştır. 1327’de yıkılan medresenin yerine kesme taştan iki katlı yedi odalı bir medrese inşa edildi. Medrese özel idare tarafından müderris Kadızade İbrahim Efendinin oğullarına satılmış olup, halen Kadıoğullarının mülkündedir.Beramuni Medresesi: Gündoğdu Mahallesinde olan medrese, günümüzde yıkılmış olup, sadece kapısının sol kanadı kalmıştır. Medresenin yapıldığı tarih ve yaptıranı gösteren kitabe bulunmamaktadır.Zincirli Medresesi: On dördüncü asır yapısıdır. Çini mozaik kaplı güney eyvanının yanındaki iki oda kubbelidir. Günümüzde müze haline getirilmiştir.Cemaleddin-i Aksarayi Türbesi: Ervah Kabristanındadır. Büyük alim Cemaleddin-i Aksarayi burada medfundur. Günümüzde harap bir haldedir. Türbenin yanında iki odalı tekke vardır.Somuncu Baba Türbesi (Hamid-i Aksarayi): Aksaray Kabristanının ortalarındadır. Türbenin üstü açıktır. 1980’de tamir ettirilerek bugünkü hale getirilmiştir. Yıldırım Bayezid Han zamanında Bursa Ulu Camii yapımı sırasında, somun yapıp işçilere verdiği için Somuncu Baba lakabıyla meşhur olmuştur. Somuncu Baba büyük alim ve evliya bir zattı. Aynı zatın Darende’de de bir türbesi olduğu rivayet edilmektedir.Hangah ve Darphane: Şıh Hamid Mahallesinde Baba Yusuf Türbesi karşısındadır. Danişmendoğullarından Melik Mahmud Arslan Gazi yaptırmıştır. İlhanlı mimari tarzında tuğla ile yapılmıştır. Para basılan yerleri durmaktadır.Alay Han: Ankara-Kayseri karayolu üzerindedir. Sultanlar tarafından yapılan hanların ilk örneklerindendir. Hanın avlusu yıkılmıştır. Kapısında iki gövdeli bir arslan figürü vardır.Sultan Han: Konya-Aksaray karayolu üzerindedir. Dıştan kulelerle desteklenmiş görkemli bir kaleyi andıran han, Birinci Alaeddin Keykubat zamanında yapılmıştır. Üçüncü Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında, vali Şerafeddin Ahmed bin Hasan tarafından tamir ettirilmiştir. Yaklaşık 5000 metrekarelik bir alana kurulu olan hanın yazlık ve kışlık bölümleri vardır. Günümüzde yıkıntı halindedir.Ağzı Kara Han: Alaeddin Keykubat devri eserlerindendir. Sathi kabartmalar halinde geometrik motiflerle bezenmiş bir kapısı vardır. Avlusunun ortasında bulunan köşk mescid muhteşem bir eserdir.Aşıklı Höyük: İl merkezinin 25 km doğusundadır. Çok eski devirlere ait kalıntılar mevcuttur.Acem Höyük : İl merkezinin 18 kilometre kuzeybatısındadır. Günümüzde burada bir köy bulunmaktadır. M.Ö. 3000 yılından beri yerleşim merkezi olarak kullanılmıştır.Ağaçaltı Kilisesi : Dokuzuncu asra aittir. Ihlara Vadisindedir. Daniel Kilisesi adıyla da bilinir. Ayrıca Ihlara Vadisinde Pürenlisekli Kilisesi, Kokar Kilise, Yılanlı Kilise ve Kargedik Kiliseleri de vardır.Tabii güzellikleri : Akrasay ili güzel manzaralı, dağlar, vadiler ve şifalı kaplıcalara sahiptir. Başlıca tabii güzellikleri şunlardır:Ihlara Vadisi : Aksaray’a 30 kilometre mesafede olan bu vadi, 10 kilometre uzunluktadır. Vadide bulunan kaynak suları, elma bahçeleri ve kayalara oyulmuş manastırlar vardır.Hamamboğazı Tuzlusu Kaplıcası : Aksaray-Nevşehir-Ankara kavşağının kuzeyindedir. Toprak alkali, bi karbonatlı ve çok karbondioksitli olan bu su, karaciğer ve safrakesesi hastalıklarıyla metabolizma rahatsızlıklarına faydalıdır.Ziga Kaplıcası: Aksaray’a 40 km uzaklıkta Yaprakhisar köyü yakınlarındadır. Romatizma rahatsızlığına ve karın içi hastalıklarında faydalıdır. İçildiğinde mide, barsak, karaciğer ve safrakesesi üzerinde çok iyi tesirleri olduğu tesbit edilmiştir.
MüzelerAfyon MüzesiMüzede, Afyon ve çevresinde yer alan höyük ve antik şehirde bulunan Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Roma ve Bizans devirlerine ait eserler sergilenmektedir. Ayrıca müzenin bahçesinde Herakles ve İmparator Hadrianus’un kolosal (büyük) heykelleri, Ion, Korinth tipi sütun başlıkları, üzerleri yazıtlı veya kabartmalı ve bölgenin tipik eserleri arasında olan “Kapı Tipi Mezar Stelleri”, pişmiş toprak lahitler ve çeşitli mimari parçalar sergilenmektedir.Zafer MüzesiÖrenyerleriİhsaniye Ayazini Kasabası (Metropolis): Afyon-Eskişehir karayolunun 27.km.den sağa doğru 4.7 km. gidilerek ulaşılan Ayazini kasabasının Frigler Dönemi'nden beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Roma ve Bizans Dönemleri'ne ait aile ve tek kişilik kaya mezar odaları, Bizans Dönemi'ne ait kiliseler ve kaya yerleşimleri arazinin elverişli olması nedeniyle oyularak yapılmış eserleridir. Aslanlı mezar odaları, sütunlu mezar odaları ile kayaya oyulmuş kilise ve şapeller bulunmaktadır.İhsaniye Döğer Yerleşim Yeri: İhsaniye ilçesine 12 km. uzaklıktaki Döğer kasabası Frigler Döneminden beri yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Aslankaya, Kapıkaya I ve II, Tanrıça Kybele adına yapılmış açık hava tapınağı özelliğinde M.Ö.7.yüzyılda yapılmış kaya anıtları ile Asar ve Eski Döğer'de Frig yerleşim yerleri vardır. Roma ve Bizans Dönemi'ne ait kaya yerleşim ve mezar odaları ile kiliseler çevrede oldukça çok görülmektedir.Synnada: Şuhut ilçe merkezinde bulunan kent, Roma ve Bizans dönemlerinde Frigya’nın başkenti olmuş büyük bir kenttir. Roma döneminde yarı özerk bir konuma ulaşmış olan kentte, imparator adına ve Hieropolis’le ortaklaşa, gümüş Cistophorus ve bronz sikkeler bastırılmıştır.
Apameia Kibotos Antik Kenti: Bugünkü Dinar ilçesinde bulunan kentin daha önceki adı Kelainai’dir. Roma döneminde Apameia Kibotos adını almıştır. Şehir M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren önemli bir merkez olmuştur. Efes’ten sonra ikinci büyük kent olduğu bilinmektedir. Anıtsal yapıtlardan olan stadyum ve tiyatro kısmen özelliğini koruyarak kalmıştır. Efes’le birlikte bastırdığı bronz sikkeler de vardır. Yarı özerk olarak imparator adına sikkeler bastırmıştır.Dokimaia Antik Kenti (İscehisar): İscehisar ilçe merkezinde, Makedonyalılar tarafından kurulmuş bir kenttir. Roma döneminde yarı özerk konumuyla, imparator adına bronz kent sikkeleri bastırılmıştır.
Yedi Kapı Kaya Yerleşim Yeri: Bolvadin-Emirdağ karayolu üzerinde, Bolvadin Kemerkaya kasabasının 3 km. kuzeyinde karayolunun 1 km. doğusunda yer almaktadır. Çalışmalar sırasında askeri garnizon veya idari binalar olabileceği tahmin edilen kayaya oyma kompleks yapı grubu ile halkın sığınak olarak kullandıkları yeraltı kentinin bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. Geç Roma ve Erken Bizans Dönemi'ne tarihlenen yerleşimdeki çalışmalar devam etmektedir.
Pentapolis Kentleri
Bruzus: Sandıklı ilçesi Karasandıklı köyünde bulunan kent Pentapolis olarak adlandırılan beş kentten birisidir ve kentlerin kuzeyinde yer almaktadır.Eucarpeia: Sandıklı ilçesi Emirhisar köyünde bulunan Pentapolis kentlerinden biridir.Hierapolis: Sandıklı ilçesi, Koçhisar köyünde bulunan Pentapolis kentlerinden biridir. Aynı zamanda Phrygia Salutaris (Şifalı Frigya)'nın merkezidir. "Kutsal Kent" olarak adlandırılmıştır.Otrus: Hocalar ilçesi Yanıkören köyünde kurulmuş Pentapolis kentlerinden biridir.Stectorıum: Sandıklı ilçesi Menteş kasabasında kurulan Pentapolis kentlerinden biridir.Ococleia: Şuhut ilçesi Karacaören köyünde bir kenttir. Roma Dönemi'nde yarı özerk konumuyla, imparator adına ve Bruzus kentiyle ortaklaşa bronz kent sikkeleri bastırmıştır.Lysias: Şuhut ilçesi Arızlı köyünde bir kenttir.Metropolis: Dinar ilçesi Tatarlı kasabasında kurulmuş, bir kenttir; Campus Metropolitanus veya Frig Metropolisi adıyla bilinir.Cidyessus: Sincanlı ilçesi Küçükhöyük kasabasında Höyük mevkiindedir.
Prymnessus: Merkez ilçe Sülün köyünde Frigler tarafından kurulmuş büyük kentlerdendir. Afyon Arkeoloji Müzesinde bulunan devasa boyutlu Herkül heykelinin bulunduğu antik kenttir.Sanaus: Dazkırı ilçesi Sarıkavak köyünde kurulmuş bulunan bir kenttir.KalelerAfyon Kalesi: Kalenin tarihi M.Ö.1350 yıllarına kadar inmektedir. Kale zirvesinde Ana Tanrıça Kybele'ye adanmış bir çok tapınma yerleri ile 4 adet büyük sarnıç (su çukurları) bulunmaktadır. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad zamanında kale komutanı Ulumar Bedrettin Gevhertaş tarafından onarılmış, ayrıca kaleye küçük bir mescid ile yanına saray yaptırılmıştır.Sandıklı Kalesi: Germiyanoğulları Sultanı Yakup Bey tarafından yaptırılmış olan kale, Eski Tunç Çağı’ndan beri yerleşim yeri olmuş bir höyük üzerine inşa edilerek üç kat sur ile çevrilmiştir. Günümüze ulaşmış tek parçası, 8-10 metrelik sur duvarıdır.İscehisar - Kırkinler ve Seydiler Kalesi: İscehisar ilçesi, Seydiler köyü içinde bulunan kale ile Afyon-Ankara karayolunun 32.km. de bulunan Kırkinler kayalığı; Bizans Çağı'nda yapılmış yerleşim yeri, kilise, şapel ve mezar olarak kullanılmış kaya kütleleri vardır.Avdalas Kalesi: Afyon Gazlıgöl Kaplıcası’ndan 10 km. uzaklıktaki Ayazini köyündedir. Tüf kayaya oyulmuş çok katlı ve çok odalı sarnıçlı bir kaya kütlesi olup, yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.Bayramaliler Kalesi: İhsaniye ilçesinin Döğer beldesi ile Bayramaliler köyü arasındadır. Bizans döneminde yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.CamilerUlu Cami: Camiikebir Caddesi’ndedir. Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahrettin Ali’nin oğlu Afyon Sancak Beyi Nasredüddin Hasan tarafından 1273 yılında yaptırılmıştır. Minberi, Emirhaç Bey, süslemeleri ise Nakkaş Mahmut Oğlu Hacı Murat tarafından yapılmıştır. Doğu, kuzey ve batı yönlerinde üç kapısı vardır, minaresi tuğladandır ve 40 ahşap sütun ve başlık üzerine oturtulmuş, düz toprak damlıdır. 1341’de onarılmıştır.İmaret Camii: 1472 yıllarında Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Gedik Ahmet Paşa tarafından Mimar Ayas Ağa’ya yaptırıldığı bilinmektedir ve Osmanlı döneminin en güzel eserlerinden biridir. Üzeri altı sütun üzerine sivri kemerli sekizgen kasnaklı bir kubbeyle örtülüdür. 1795’te onarımı yapılmıştır.Mısri Camii: Akşemseddin’in halifelerinden Abdurrahim Karahisari adına Şahkancioğlu Evliya Kasım Paşa tarafından 1466 yılında yaptırılmıştır. Tek kubbeli mescit biçimindeyken, sonradan etrafı açık dört kubbeli cemaat bölgesi eklenerek camiye dönüştürülmüştür.Ot Pazarı Camii: Tuzpazarı Caddesi’nde, sebze hali (bugünkü Belediye Çarşısı) bitişiğindedir. 1590’da Tellalzade Süleyman Çavuş yaptırmış, yıkılan minaresi 1958’de yenilenmiştir. Kesme taş ve kare planlı tek kubbelidir. Kuzeyde camla kaplı olan son cemaat yeri sonradan eklenmiş olup, üç sivri kemer üzerine üç kubbeyle örtülmüştür. Minaresi tek şerefelidir. Mihrabı sonradan yapılmış ve beyaz mermerle kaplıdır.Yeni Cami: Çarşı içindedir. 1711 yılında Abdi Çavuş tarafından yaptırılmıştır. 1839 yılında onarılmış ve Yeni Cami adını almıştır. Medresesi günümüzde ilköğretim okulu olarak kullanılmaktadır.Türbe Camii: 1710 yılında mevlevihane olarak kurulmuştur. 1844 yılında Abdülmecit’in ve 1905 yılında II. Abdülhamit’in emriyle onarılmıştır. Konya dergâhından sonra ikinci dergâh olarak kabul edilmektedir. Günümüzde cami olarak hizmet vermektedir.Sandıklı Ulu Camii: Sandıklı ilçe merkezinde, çarşı içinde önce mescit iken sonradan camiye dönüştürülmüştür. Cami, Bahaddin Ömer Bin Alaaddin tarafından Mimar Aydemir’e 1379 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı tek kubbeli minareli bir yapıdır. Daha sonra da son cemaat yeri eklenmiştir.
Sinan Paşa Camii: Sincanlı ilçesindedir. 1525 yılında Lala Sinan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bahçesinde Lala Sinan Paşa türbesi vardır.Rüstem Paşa Camii: Bolvadin ilçesindedir. Sadrazam Rüstem Paşa 1500-1560 yıllarında Mimar Sinan’a yaptırmıştır.
Kervansaraylarİshaklı (Sahipata) Kervansarayı: Sultandağı ilçesinin İshaklı bölgesindedir. 1249 yılında II. İzzettin Keykavus’un vezirlerinden Sahipata Fahrettin Ali tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılan kervansarayın avlusunun etrafında odalar ve ortasında köşk mescidi bulunmaktadır.Döğer Kervansarayı: İhsaniye ilçesinin Döğer beldesindedir. 1434 yılında II. Murat tarafından yaptırılmıştır. Alt katında ahır, üst katında ise yolcu konaklama odaları bulunmaktadır.Çay Kervansarayı: Çay ilçesinde bulunan yapı Selçuklu dönemi taş mimarisi örneklerindendir. Avlulu ve kapalı kervansaray tiplerindendir. Avlusu tahrip olmuş, yalnızca kışlık kapalı kısmı ayakta kalmıştır. Merkezde dört fil ayağı ve çevresinde on iki ayak üzerinde tonoz örtülü ışıklıklı, kale görünümlü, kâgir bir yapıdır.Eğret Kervansarayı: Anıtkaya kasabasındadır. Selçuklu ve Osmanlı kervansaraylarına benzememektedir. Germiyanoğulları dönemi yapıtı olduğu tahmin edilmektedir.Mezarlar ve TapınaklarGöynüş Vadisi Açık Hava Tapınağı: İhsaniye İlçesi Kayıhan Mahallesinde, Afyon-Eskişehir karayolunun 32.km.de 1,5 km. sola dönülerek ulaşılan bir vadi içinde olan Göynüş Kalesi, Aslantaş ve Yılantaş üzerinde aslan kabartmaları bulunan mezar odaları olup, Maltaş Kybele Açık Hava Tapınağıdır.Sarıçayır(İscehisar) Kaya Mezarları: İscehisar ilçesine bağlı Sarıçayır köyünün çevresinde bulunan kayalıklarda Bizans Dönemi'nde kayaya oyma aile ve tek mezar odaları, mezarlar ve barınaklar yapılmıştır. Yüzeyi kabartma ve bezemelerle süslenmiş, kimlere ait olduklarını belirten kırmızı boyayla yazılar yazılmıştır.Şuhut - Bininler Kayalığı: Şuhut'un 6 km. batısında bulunan Senir köyü yakınlarında bir kayalık olup, hayvan üniteleri ve insanların barınma yerleri olan bir yerleşim yeridir. Bizans yerleşimi olan bu kayalığın alt eteğinde yine Bizans kilisesi ve manastır yapı kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca Geç Roma Dönemi kapaklı kayaya oyulmuş mezarlar vardır.KöprülerBolvadin - Kırkgöz Köprüsü: Bolvadin ilçesinde, Eber Gölü'ne akan Akarçay üzerindedir. Köprü kuzey ve güney olmak üzere iki bölümden oluşur. Güney bölümü Bizans İmparatoru I. Manuel Kommen tarafından mermer ve yontulmuş bazalt taştan yaptırılmıştır. Kuzey bölümü ise, Mimar Sinan tarafından 64 göze kadar uzatılmış ve buraya bir namazgah ve kitabe ilave edilmiştir.Altıgöz Köprüsü: Afyon’da Akarçay üzerinde iki istasyon arasında Cirit kayası eteğinde bulunan altı kemerli köprüdür. 1214 yılında Akkoyunlular tarafından yapılmış, Osmanlı devrinde tamir edilmiştir. Köprünün güneydoğu yüzünde beyaz mermer üzerine yazılmış kitabeler vardır.İscehisar Köprüsü: Geniş açıklıklı yüksekçe hafif sivri kemerlidir. Bazalt ve devşirme mermer parçalardan yapılmıştır. Bizans dönemine ait olduğu sanılmaktadır.MağaralarKurtini Mağarası: Sandıklı ilçesinden 34 km. uzaklıkta, Bökenin yurdu denilen bölgededir. 1700 m. yükseklikte orman içerisinde bulunan mağara tahminen 300 m. uzunluğundadır. Daha uzun olduğu tahmin edilen mağaranın tavanının göçmesiyle ikinci bölüme girilememiştir. Aynı bölgede Menteş kasabasına yakın bir mevkide Oktur Mağarası da bulunmaktadır.Buzluk Mağarası: 2500 m’yi bulan Sultandağları’nın zirvesindeki mağara, yüzyıllardan beri sadece yaz sıcağında buz eritebilmektedir. Buzluk Mağarası, Sultandağı ilçesine bağlı Dereçine kasabasının güneyinde Sultandağları’nın 2519 m. ile en yüksek yeri olan kuzeybatı zirvelerinde yer alan bir doğa harikasıdır. Sadece yazın çıkılabilmektedir.İnsuyu Mağarası: Bolvadin’e 7 km. uzaklıkta, Dipes köyü, Karakaya yöresindedir. İki kat ortalama onar metrekarelik odalar halindedir. Sarkıt ve dikitlerle dolu olan mağaradaki berrak ve tatlı suyun bazı akciğer hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.
 |
| Nemrut Dağı |
Adıyaman (Hısn-I Mansur) Kalesi
Adıyaman şehir merkezinde yer alan kale yaklaşık 25 m yükseklikteki yığma bir höyük üzerine kurulmuştur.
Yeni Kale
Kâhta ilçesine bağlı Kocahisar köyündedir. İlk yapılış tarihi Kommagene Krallığına kadar giden kalenin bugünkü şekli Memluklular döneminden kalmadır. Kale içinde su depoları, hamam, cami ve Kâhta Çayına (Nymphaios) inen gizli bir su yolu bulunmaktadır. Ayrıca, burada posta güvercinlerinin yetiştirildiği kule de bulunmaktadır.
Gerger Kalesi ( Fırat Arsameiası)
Kâhta ilçesine 85 km. uzaklıkta bulunan ve tarihi Geç Hitit dönemine dayanan kale, Fırat Nehri’nin batı yakasında yer almaktadır. İ.Ö. II. yüzyılda Kommagenelilerin atası olan Arsames tarafından sarp kayalar üzerine kurulan kalenin batı surlarında Kral Samos’a ait bir kabartma bulunmaktadır. İslami dönemde de kullanılan kale içerisinde cami, dükkânlar ve su sarnıçları bulunmaktadır.
Cendere Köprüsü (Septimius Severus)
Kâhta ile Sincik ilçeleri arasında yer alan Cendere Çayı (Cabinas) üzerine kurulmuştur. Biri ana ve diğeri tahliye olmak üzere iki kemerden oluşur. Bugün hala kullanılan köprü Roma İmparatoru Septimius Severus zamanında Samsat’ta karargâh kuran XVI. Lejyon tarafından yaptırılmıştır. Köprü üzerinde yer alan sütunlardan biri İmparator Septimius Severus’a, biri karısı julia Domna’ya ve diğeri oğulları Caracalla’ya adanmıştır. Geta adına dikilen sütun kendisini öldüren kardeşi Caracalla tarafından kaldırılmıştır. Köprü anıtsal Roma mimarisinin muhteşem bir örneğidir.
Altınlı Köprü
Gölbaşı ilçesi Yolbağ köyü sınırları içinde yer alan köprü, birisi büyük dört kemerden oluşmuştur. Köprü sağda kaya zemine oturmakta, solda taşma kemerleriyle çay yatağını aşmaktadır. Kemerler beyaz kesme taşlarla, diğer kısımlar moloz taşlarla inşa edilmiştir. Köprü İslami döneme aittir.
Göksu Köprüsü
Gümüşkaya köyü ile Ağcin köyü arasında Göksu çayının daraldığı bir noktada kaya zemin üzerinde kurulan köprü Roma Dönemine aittir. Orta kemerin dışında genel olarak sağlam durumdadır.
Perre Antik Kenti Ve Kaya Mezarları
İlimiz merkez Örenli ( Pirin ) mahallesindedir. Kommagene Krallığının beş büyük antik kentinden birisidir. Başkent Samosata ile Melitene (Malatya ) arasında yer alan bir uğrak yeridir. Antik Roma kaynaklarında suyunun güzelliğinden bahsedilmekte olup, kervanlar, yolcular ve ordular tarafından dinlenme yeri olarak kullanıldığı anlatılmaktadır. Bahsedilen suyun aktığı Roma Çeşmesi halen kullanılmaktadır. Bizans döneminde de önemini korumuştur. Bu antik kent’in Niceaia İznik’te toplanan İncil Konsil’ine temsilci göndermesi aynı zamanda dini bir merkez olduğunu da göstermektedir. Antik kentte en dikkat çeken kalıntılar. Örenli mahallesi girişinde yer alan kaya mezarlarıdır. Kayalıklar içine oyularak yapılmış oda mezarlar harika bir görünüm oluşturmaktadır.
Haydaran Kaya Mezarları
Adıyaman’ın 17 km kuzeyinde Taşgedik köyü sınırları içinde yer alır. Burada kaya mezarlar ve Güneş Tanrısı Helios ile Kral Antiochos’un tokalaşma kabartmaları vardır.
Turuş Kaya Mezarları
Adıyaman il merkezine 40 km. uzaklıkta ve Adıyaman-Şanlıurfa karayolunun 1 km. batısında yer alan Turuş Kaya Mezarları Roma Dönemine aittir. Mezarlar zeminden aşağıya doğru ana kaya oyularak yapıldığından mezarların girişine aşağıya doğru inen 10-13 basamaktan sonra ulaşılır. Bazı kaya mezarlarının duvar ve kapı girişlerinde çeşitli figürler ve kabartmalar bulunmaktadır.
Dolmenler
Dikilitaşın kuzeyindeki kayalık alanlarda, Aşağı Hozişi köyü yakınlarında Dolmen tipi mezarlar bulunmaktadır. Sala benzeyen iki büyük kayanın birbirine çatılması ile yapılan bu mezarların Taş Devri insanlarından kaldığı tahmin edilmektedir.
Zey Mağaraları
Adıyaman’a 7 km. mesafede, Zey köyü yakınında, erken dönem Hıristiyanların yaşadığı yerleşim birimleri bulunmaktadır. Köyde ayrıca Şeyh Abdurrahman Erzincani’ye ait bir türbe ve cami yer almaktadır.
Gümüşkaya Mağaraları
Adıyaman ilinin 40 km. güneybatısında Göksu nehri kenarında aynı adla anılan köyün batısında kayalardan oyma tünel şeklinde birbirleri ile bağlantılı çok sayıda mağaralar yer almaktadır. Tarihte konut olarak kullanılan bu mağaraların İ.Ö. 150 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir. Balkonlara, bölmeli odalara ve kuyulara sahip bu mağaralara sadece bir insanın geçebileceği dar bir yolla ulaşılmaktadır.
Palanlı Mağarası
Adıyaman’ın 10 km. kuzeyinde Adıyaman – Çelikhan – Malatya karayolunun üzerinde Palanlı köyü sınırları içerisindedir. M.Ö. 40.000 yıllarında kullanılmış doğal bir mağaradır. Duvarında bulunan ve halen fark edilebilen geyik figürü yalın kontur çizgilerle oluşturulmuştur. Mağara arkeolojik alanı olarak tescillidir. Mağaranın yer aldığı derin vadi ise ender bulunur bir doğa parçası olup, sık bir vejetasyona sahiptir.
Derik Kutsal Alanı ( Hereoon )
Sincik ilçesi yolu üzerindeki Datgeli köyündedir. Bu alanın M.S. 70’lerde Romalılar tarafından inşa edildiği ve 300’lü yıllarda kullanıldığı tahmin edilmektedir. Alanda, Kommagene döneminde inşa edilen Temenos kalıntıları bulunmaktadır.
Sofraz Tümülüs Mezarları
İl merkezine 45 km. Besni ilçesine 15 km. uzaklıkta, Üçgöz (Sofraz) köyündedir. 15 m. yüksekliğinde olan mezarın üzeri kırma taş ve molozla örtülüdür.
Dikilitaş (Sesönk)
Besni ilçesinin 33 km. güneydoğusunda, Kızıldağ üzerinde Kommagene Kralı II. Mithridates tarafından inşa edilen anıt mezar, her biri yaklaşık 10 metre yükseklikte üç çift sütunla çevrelenmiştir. Sütunları üzerinde kadın, erkek ve aslan kabartmaları bulunmaktadır.
Karadağ Tümülüsü
Adıyaman’a 5 km mesafede, Karadağ eteğindedir. 2 bölümden oluşan bir kaya mezar bulunur. Ayrıca buradan şehir ve baraj göl manzarası da izlenebilir.
Beştepeler
İlimize 25 km mesafede Ilıcaklı köyü sınırları içinde yer alır. Yığma taşlardan yapılmış olup 6 adet mezar bulunmaktadır.
Malpınarı (Kaya Anıtı)
Adıyaman’a yaklaşık 35 km. uzaklıkta Malpınar mezrasında doğal kaya üzerine oyulmuş hiyeroglif bir kitabe ve kayalara yapılmış yerleşim birimleri geç Hitit dönemine aittir.
Adıyaman Merkezdeki Camiler Ve Kilise
Ulu Camii
Adıyaman’ın şehir merkezinde bulunmaktadır. Dulkadiroğulları beyliği zamanında yapılan camii daha sonraları birçok kez onarım görmüştür. Caminin bu günkü şekliyle 1863 tarihinde yaptırıldığını bildiren bir kitabe, minare kaidesinin doğuya bakan üst yüzeyinde bulunmaktadır. Aynı yerde altta kemer içinde bulunan bir başka kitabede caminin 1902 yılında tamir gördüğü anlaşılmaktadır.
Çarşı Camii
İl merkezinde bulunmaktadır. Vakfiyesinde belirtildiğine göre Hacı Abdulgani tarafından 1550 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı caminin payandalarla desteklenen duvarları kesme taştan yapılmıştır.
Eskisaray Camii
İlimiz merkez Eskisaray mahallesinde bulunan Eski Saray Camii hicri 1148’de İbrahim paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami birçok defa onarım görmüştür. Son onarımda camii kuzeye doğru genişletilmiştir.
Kab Camii
Mahalleye kendi adını veren Kab Camii kitabesine göre hicri 1182 (1768) yılında yapıldıktan sonra hicri 1342 (1923) Hacı Mehmet Ali tarafından yeniden yaptırılmıştır.
Yenipınar Camii
İlimiz Yenipınar mahallesinde bulunmaktadır. Düz bir alan üzerine kurulmuştur. Minare kaidesinde yer alan kitabeye göre hicri 1133 (1720) senesinde Hacı Mahmut adında birisi tarafından yaptırılmıştır.
St. Petros ve St Paul Kilisesi
Adıyaman merkez Mara mahallesindedir. 1905 tarihli kitabesinden kilisenin oldukça eski bir yapı olduğu anlaşılmaktadır. St.Pavlos ismiyle anılan bir Süryani kilisesi olup tescilli bir yapıdır. Bu gün için küçük bir Süryani cemaati tarafından kullanılmaktadır.
Besni İlçesindeki Camii Ve Külliyeler
Ulu Cami
Camii üzerindeki kitabeye göre 17.yüzyılda yaptırılmış olan Ulu Camii, buradaki diğer camilerde olduğu gibi muntazam bir plana sahip değildir.
Külhanönü Camii
Caminin ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Fakat eserde kullanılmış olan yapı malzemesi ve mimari organlar itibariyle, klasik Osmanlı yapılarını andırmaktadır.
Toktamış Camii
Bugünkü ilçenin güneyinde olup, tamamen terk edilmiş bir harabe durudadır Caminin kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Fakat 17.yy sonlarına doğru yapıldığı sanılmaktadır.
Çarşı Camii
Eski Besni’nin en merkezi yerinde yer alan eser Çarşı Camii adı ile anılır. Bazı kimselere göre camii, Hacı Arslan isminde birisi tarafından yaptırılmıştır. Fakat eserin üzerindeki kitabede Kalaunoğlu Mehmet Nasır ismi geçmektedir. Bunun Mısır Kölemen sultanlarından Kalaun ile ne derece ilişkili olduğu bilinmemektedir. Mahalli geleneğe uygun olarak yapılmış olan camiinin muntazam bir planı bulunmaktadır.
Bekir Bey Külliyesi
Bugün yalnızca izleri kalan bu külliye tarihi kesin olarak bilinmeyen bir zamanda, Bekir Bey adında bir Memlük Besni’ye gelerek cami, medrese, ve hamamdan oluşan bir külliye yaptırır. Bunları yaşatmak için bir de vakıf kurar. Bugün bu külliyeden kalan, bir yıkık minare ve bir de hamam bulunmaktadır.
Türbeler
Ebû Zer Gaffarî Türbesi
Adıyaman’ın 5 km doğusunda ziyaret köyündedir. Kapısındaki yazıt hicri 1136 tarihlidir. Türbe Bağdat seferi dönüşünde IV. Murat’ın emriyle yaptırılmıştır.
Mahmut Ensarî Türbesi
Adıyaman’ın 7 km doğusunda Ali dağı üzerindedir. Türbe duvarında hicri 1126 tarihli bir onarım kitabesi bulunmaktadır.
Şeyh Abdurrahman Erzincani Türbesi
Adıyaman’ın 7 km kuzeyinde İndere köyündedir. Türbenin içinde aslen Erzincanlı olup sonra Adıyaman’a yerleşen Şeyh Abdurrahman Erzincani ile eşi ve kızının sandukası bulunmaktadır.
Zeynel Abidin Türbesi
Adıyaman’ın 15 km doğusunda bulunan türbenin Hz. Ali’nin torunu Zeynel Abidin’e ait olduğu sanılmaktadır.
Hacı Yusuf Türbesi
Türbe, Kâhta ilçesi Sarıdana köyünde olup, 1260 tarihinde vefat etmiştir.
Sahabe Safvan Bin Muattal
Samsat ilçesinin 8 km kuzeyinde Taşkuyu köyü yakınındadır. Kayıtlarda Yermük savaşına katıldığı, Samsat’a kadar geldiği ve şehit düştüğü; Safvan Bin Muattal’ın sahabe olduğu da belirtilmektedir.
Nemrut Dağı Ören Yeri
Nemrut Dağı ören yeri, İl Merkezine 87 km. Arsameia Antik yolu üzerinden 77 km. Kâhta ilçesine 43 km uzaklıktadır. Dünya harikası olan bu tümülüs, Doğu Toros sıradağları üzerinde 2206 metre yükseklikte, Fırat Nehri geçitlerine ve ovaya hakim bir tepe üzerindedir.
Kommagene Kralı I. Antiochos için yapılan anıt mezar üzerinde kırma ve çakıl taşları yığılarak bir tümülüs oluşturulmuş ve tümülüsün etrafındaki teraslar üzerine ateş sunağı ve Greko-Pers üslubunda dev heykel ve kabartma steller yapılmıştır.
Doğu Terası
Yaklaşık 10 metre yüksekliğindeki tahtlar üzerinde sıralar halinde oturmuş dev tanrı heykelleri mevcuttur. Heykellerin yüzleri güneşe doğru bakmaktadır. Bu terasta sırasıyla Kommagene Krallığının gökyüzü hakimiyetini temsil eden koruyucu kartal, krallığın yeryüzü hakimiyetini temsil eden koruyucu aslan, Kommagene Kralı I. Antiochos, Kommagene (Tyche), Zeus, Apollon ve Herakles heykelleri yer alır. Tahtların arkasında 237 satırdan oluşan Kral Antiochos’un dini ve sosyal içerikli vasiyeti (Nomos) bulunmaktadır.Terasın kuzey ve güneyinde Kommagene Kraliyet ailesi bireylerinin kabartma stelleri bulunmaktadır. Yine bu terasta heykellerin önünde ateş sunağı (Altar) ve onun yanında oturur biçimde bir aslan heykeli bulunmaktadır. Nemrut’ta güneşin doğuşu bu terastan izlenmektedir.
Batı Terası
Doğu Teras’da olduğu gibi tahtlarında oturan dev tanrı heykelleri ile birlikte Kommagene Kralı I. Antiochos’un heykeli ve tanrılarla tokalaşma kabartmaları yer alır. Ayrıca burada astroloji ile ilgili bir aslan horoskop kabartması da bulunmaktadır. Aslan kabartması üzerinde yer alan ay ve yıldızlardan Milattan önce 7 Temmuz 62 tarihi okunmaktadır. Bu tarih Kral I. Antiochos’un tahta çıkış tarihidir. Nemrut’ta güneşin batımı bu terastan izlenmektedir.
Kuzey Terası
Kuzey Terası, batı ve doğu teraslarını birbirine bağlayan 180 m. uzunluğunda bir tören yoludur. Terasta tamamlanmamış stel ve kaideler bulunmaktadır.
Arsameia Örenyeri (Nymphaıos Arsameiası)
Kommagene Krallığının yazlık yönetim merkezi olan Arsameia, Kahta ilçesine bağlı Kocahisar köyü ile Damlacık köyü arasında, Kahta Çayı’nın (Nymphaios) doğusunda yer alır. Güneydeki tören yolu üzerinde bulunan çok sayıda kabartma heykel ve steller yanında Anadolu’nun bilinen en büyük Grekçe Kitabesi bulunmaktadır. Kitabenin bulunduğu yerde 150 basamakla aşağı inen kutsal amaçla kullanılan dehliz ve üst kısımda ise saray kalıntıları bulunmaktadır.
Nemrut Dağına Nasıl Gidilir ?
Nemrut dağına çıkış için en uygun sezon Nisan- Ekim aylarıdır. Nemrut dağında günesin doğuşu ve batışı dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar görkemlidir. Güneşin doğuşu ve batışı, izleyenler üzerinde derin etkiler bırakmaktadır.
Nemruta ulaşım Karadut köyüne kadar asfalt, daha sonraki kısım ise kilitli parke taşı kaplıdır. Yapılan geziler genellikle tur şeklindedir. Turlar özel araçlarla yapılabileceği gibi Adıyaman ve Kâhta’dan kiralanacak vasıtalarla da yapılabilir.
Arabaları tırmanışa uygun olanlar, kendi araçlarıyla da çıkabilirler.
Alternatif Yollar
Adıyaman-Nemrut Dağı (Arsameia’dan Antik yol ile) 77 km
Adıyaman-Nemrut Dağı Direkt 86 km
Adıyaman Havaalanından Nemrut Dağına Direkt 66 km
Adıyaman-Kâhta 34 km
Adıyaman-Cendere Köprüsü 54 km
Adıyaman-Yenikale 59 km
Adıyaman-Arsameia(Cendere Köprüsü Güzergahı) 61 km
Kaleler: Adana’da çok sayıda tarihi kale vardır. Ceyhan’dan, Tarsus’a kadar 40-50 dağ kalesi olup bunlardan meşhur olanları şunlardır:Adana Kalesi: Abbasi Sultanı Halife Harun Reşid tarafından, eskiden kalan kale yıkıntıları üzerine 781’de yaptırılmıştır. 1836’da Adana’yı işgal eden Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından yıktırıldığı için bugün temellerinin bir bölümü kalmıştır.Evliya Çelebi seyahatnamesinde; “Dört köşeli çevresi dört yüz adımdır. Yedi kulesi, iki kapısı vardır” der. İlk devirde yapılan kalenin bir duvarı nehire dayanmış olup, diğer üç kenarı hendeklerle çevrilidir ve 7 burcu vardır.(Kestanbol) Ayas Kalesi: Ceyhan’ın 30 km uzağındadır. Yumurtalık ismiyle anılır. Kale ortaçağda yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman Han 1536’da tamir ettirmiş ve “Sahil Kulesi” ismi verilen bir kule ilave ettirmiştir.Yılanlı Kale: Ceyhan’a 6 km uzaklıktadır. Halk arasında ismi (Şahmeran)’dır. Misis’e yakındır. Ortaçağda Haçlı seferleri esnasında kurulmuştur. Taş yapı ve 9 kuleli olup, tepe üzerindedir.Anavarza Kalesi: Kozan’ın 22 km kuzeydoğusundadır. M.Ö. 9. asırda Asurlular tarafından yapılmıştır. 795 senesinde Abbasilerin eline geçmiştir. Sonra Ramazanoğulları’nın eline geçmiştir. On dördüncü asırda kullanılmaz olmuştur. Roma ve Bizans devrinde tamir edilmiştir. Justiniaus tamir ettirmiştir. Kozan ilçesinin Dilekkaya (Anabarza) köyü yakınındadır.Toprak Kale: Toprak bir tepe üzerindedir. Osmaniye’nin 8 km batısında bulunan kale, Adana’nın doğusundadır. Çukurova’yı güneyden gelecek saldırılara karşı korumak için yapılmıştır. M.Ö. 3. asırda yapılmış olup Romalılar, Abbasiler, Selçuklular, Ramazanoğulları ve Osmanlılarca tamir edilmiştir. Duvarları ayaktadır.Kozan Kalesi: Kozandadır. Asurlular tarafından yapılmıştır. 44 kulesi vardır. Çevresi yaklaşık 6 km'dir. Defalarca tamir görmüştür. Kısmen ayaktadır.Cem Kalesi: Ortaçağdan kalmadır. Cem kale ismi sonradan verilmiştir. Roma çağı kalıntıları vardır. Kadirli yakınındadır.Kurtlar Kalesi: Adana’nın doğusundadır. Ortaçağda yapılmıştır. Birçok kere tamir edilmiştir. Bahçe ilçesindedir. Bazı duvarları durmaktadır.Sirkeli: Ceyhan yakınlarında Hitit Höyüğüdür. Kazılarda M.Ö. on ikinci asra ait eserler bulunmuştur.Sis Kale: Ceyhan civarındadır. Ortaçağa aiddir. Geçen asır tamir gördüğü halde harabe halindedir.Milvan Kale: Adana’ya 48 km uzaklıktadır. Karaisalı yakınlarındadır. Ortaçağda yapılmıştır. Halen yıkıntı halindedir.Annaşa, Haruniye, Hemite, Bucak, Dumlu, Feke, Cardak, Kum, Savranda, Semen kaleleri ile Toprakkale, Adana’daki diğer kalelerdir.Hasan Ağa (Kethuda) Camii: Eski caminin hemen arkasındadır. Planı, Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. 1558’de Ramazanoğlu Piri Paşa zamanında Ramazanoğlu Halil Beyin kölesi Abdullah oğlu Hasan Kethüda ile azadlı köle Atike tarafından yaptırılmıştır (1501-1703). Klasik devir Osmanlı cami mimarisinin Adana’daki tek örneğidir. İnşası 25 sene süren camiin güney duvarında, 1671’de Çukurova’ya gelen Evliya Çelebi’nin imzası vardır.Akça Mescid: Adana il merkezinin en eski binası ve Adana’da bulunan en eski Türk eseridir. 1409 senesinde Ağaca Bey isimli bir Türkmen ağası tarafından yaptırılmıştır. Tipik bir Selçuk mimari karakterini aksettiren kapısının, taş oyma motiflerinin ve cami içindeki minberinin büyük sanat değeri vardır. Minaresinin süsleri dikkat çekecek güzelliktedir.Eski (Yağ) Cami ve Medresesi: Adana merkezinde ve çarşı içindedir. “Yağ Camii” ismi ile de anılır. Ramazanoğulları devrinde yaptırılmış olan bu cami Osmanlı devrinde esaslı bir bakım görmüştür. 1558’de Piri Paşa, caminin yanına bir de medrese ilave ettirmiştir. Sarı renkli taştan (küfeki) yapılmış giriş kapısı, on dört-on beşinci asrın bir san’at şaheseridir. İnşaatına 1501’de başlanmıştır. Bu cami yapılmadan önce aynı yerde kilise vardı.Ulu Cami ve Medresesi: Ramazanoğulları tarafından yapılan en büyük ve meşhur bir camidir. Hala dimdik ayaktadır. Osmanlı devrinde tamirat görmüştür. İnşaatına 1513’de başlanmış ve inşaat 1541’de Piri Mehmed Paşa tarafından bitirilmiştir. Selçuklu, Memluk ve Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşır.Stalaktikli ve arabesk süsleme çift bordürle bezenmiştir. Bütün kemerlerinde, doğu avlu kapısının iç ve dış cephesinin yapımında siyah-beyaz mermerler kullanılmıştır. Mihrabı mermerdendir. Üst bölümlerinde bulunan yarım daire içinde on altı ve on yedinci asır çinileri dikkati çeker. Beyaz zemin üzerinde lacivert, kırmızı firuze renklerle stilize nar ve erik çiçekleri, hançer yaprakları ile süslü motiflerin sanat değeri yüksektir.Alemdar Mescidi: 1748’de Alemdar Kul Mustafa Hasan Ağa yaptırmıştır.Mestanzade Camii: 1682’de Mestanzade Hacı Mahmud Ağa yaptırmıştır.Cuma Fakih Camii: 1541’de Cuma Fakih isimli bir zat yaptırmıştır.Ali Dede Mescidi: 1704’de Ali Dede isimli bir şahıs adına Rakka valisi Mehmed Paşa yaptırmıştır.Ceyhan-Ulu Camii: 1868’de Nogay Abdülkadir Ağa tarafından yaptırılmıştır.Ceyhan Kurt Kulağı Camii: Ceyhan’a 12 km uzaklıkta 1601’de Haydar Ağa tarafından yaptırılmıştır. 1659’da Mimar Mehmed Ağa tarafından tamir ettirilmiştir.Yeni Cami: Adana’dadır. 1724’de yapılmış, tek minareli ve Osmanlı mimari özelliğini taşır.Küçük Mescid: Ramazanoğullarından Halil Bey tarafından 1482’de yaptırılmıştır. Bir ara depo olarak kullanılmıştır.Yeşil Mescid: Gencizade Hacı Mahmud tarafından 1741’de yaptırılmıştır. Kubbesini örten yeşil kiremitleri nedeniyle bu adla anılmaktadır.Kozan Hoşkadem Camii: Kadirli’dedir. 1448’de Mısırlı Türk-Memluk beylerinden Emir Abdullah Hoşkadem tarafından yaptırılmıştır.Diğer camiler: Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde, Adana’da irili ufaklı 70 cami ve mescidin bulunduğunu yazmaktadır. Kemeraltı Camii ve Tahtalı Camii, Kadirli Hamidiye Camii, Bahçe Agimbey Camii bunlardandır.Türbeler: Adana’da yer alan türbelerden bazıları şunlardır:Ramazanoğlu Türbesi: Ulu Caminin bitişiğindedir. 1541’de Piri Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Oyma taş işçiliği ile süslüdür. Türbenin içi on altıncı yüzyıl çinileriyle kaplıdır. Türbede, Ramazanoğlu Halil Bey ile torunları Mustafa Bey ve Mehmed Şah yatmaktadır.Şehid Duran Mezarı: Adana’nın kurtuluşunda Fransızlar’a karşı ilk verilen şehidin bulunduğu mezardır. Sed boyundadır.Ağcabey Kümbeti: Bahçe ilçesindedir. Ağca Bey’in oğlu Mehmed Ağa’nın türbesidir. Annesi tarafından 1856’da yaptırılmıştır. Kesme taştan, kare biçiminde ve tek kubbeli olarak inşa edilmiştir.Hanlar ve çarşılar; Gön Hanı: 1530’da Ramazanoğlu Piri Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Üç yüz altmış dükkanlı ve bedestenlidir. Hanın tamamı yıkılmıştır. Geriye sadece giriş kapısı kalmıştır. Eski kapı 1960’ta restore edilmiştir.Tuz Hanı: Ulu Cami mahallesindedir. Kitabesinden 1497’de Ramazanoğlu Halil Bey’in yaptırdığı anlaşılmaktadır. Han düzgün taşlarla örülmüştür. Çeşitli zamanlarda tamir gören hanın bir bölümü yıkıktır. Batı köşesinde küçük bir mescid vardır.Havraniye (Misis) Kervansarayı: Ceyhan ilçesine bağlı Havraniye köyündedir. Selçuklulardan kalma eski bir kervansarayın yerine Sultan Dördüncü Mehmed’in emri ile sadrazam Köprülü Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde sadece giriş kapısı kalmıştır.Kurt Kulağı Kervansarayı: Ceyhan ilçesinin Kurtkulağı köyü yakınında eski Halep kervanyolu üzerindedir. 1659’da Hüseyin Paşa tarafından Mimar Mehmed Ağaya yaptırılmıştır. Günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir.Soluhan Kervansarayı: Kozan ile Feke ilçeleri arasında eski Kozan-Kayseri kervanyolu üzerindedir. Selçuklu-Osmanlı mimari tarzı özelliklerini taşıyan bir handır.Hamamlar, Çarşı Hamamı: Adana hamamlarının en eski ve en büyüğüdür. 1529’da Ramazanoğullarından Piri Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Çeşitli zamanlarda tamir gören hamam, 1945’de restore edilmiştir.Irmak (Yalı) Hamamı: Eski Roma hamamı üzerine Ramazanoğullarından Halil Bey, 1494’te yaptırmıştır. Seyhan Nehri kıyısında olup, suyunu buradan alır.Mestan Hamamı: 1682’de Ramazanoğullarından Mestanzade Hacı Mahmud Ağa tarafından Mestanzade Camii’nin bir vakfı olarak yaptırılmıştır.Yeni Hamam: 1720’de Musahalıoğlu Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Diğer hamamlara benzemektedir.